Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Ne vesayet, ne de siyaset makamı
10 Temmuz 2014, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

Başbakan, Çankaya’yı vesayet makamı olmaktan çıkarıp siyasal makama dönüştürme vaadiyle, “Başbakanlık avantajı”nı kullandığını itiraf ederek eşit olmayan ve hukuk-dışı bir kampanya yürütüyor.

İBRAHİM Ö. KABOĞLU

 

Başbakan, Çankaya’yı vesayet makamı olmaktan çıkarıp siyasal makama dönüştürme vaadiyle, “Başbakanlık avantajı”nı kullandığını itiraf ederek eşit olmayan ve hukuk-dışı bir kampanya yürütüyor.

VESAYET, HUKUK MU?

Ne kadar da zormuş vesayetten kurtulmak? 2007’de, ülke gereksinimleri bakımından gereği yokken, CB’nin halk tarafından seçimi öngörüldü. Gerekçe, “vesayetten kurtulmak” oldu.

2010 Anayasa değişikliğini onaylatmak için kullanılan slogan da, “vesayetten kurtulmak” idi.

Şimdi ise, “beni seçin, vesayet sona ersin” diyor. Eğer seçilirse, gelecek yıl, “partimize Anayasa değişikliği yapabilecek oranda oy verin, başkanlık rejimi getirelim; vesayet bitsin”, denecek.

Ulaşılmak istenen hedef meşru kabul edilirse, bizatihi “Parlamenterizm”in bir “vesayet rejimi” olduğu ortaya çıkmıyor mu? Eğer bu varsayım doğru ise, o durumda, Avrupa kıtası, vesayetçi rejimlerle örülü demektir.

Böyle olmadığına göre, içeride, “vesayet” söylemi, amaca ulaşmak için kullanılan baskı aracından başka bir anlam taşımıyor. Ana hedef şu: “Siyasal münavebe” yolunu tıkayacak derecede iktidar aygıtlarını denetim altına almak. Ötesi, Başbakan’ın ağzından: “dönüştürmek”. Kimi? Tabii ki, devleti ve toplumu.

Vesayeti aşmanın biricik aracı, “mill? irade”: Alınan oy, her şeyin üstünde, hatta hukukun.

Kasım 2012’de Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunulan öneri için “Türk usûlü başkanlık” denmişti. İlke sorunu nedeniyle, bu metni tartışmadım. Aslında, ne Amerikan veya Fransız, ne de bir Türk usûlü bir model; öngörülen, kişiye göre bir anayasal düzenleme idi: “R.T. Erdoğan’a özgü”.

Bunu, Anayasa yoluyla yapamayan AKP, büyük ölçüde yasalarla yaptı; üstelik Anayasa’ya “açık aykırılıklar” içeren yasalar… TBMM’de görüşülmekte olan torba yasa, CB seçimi öncesi son halkası. Özeti şu: Anayasa’ya göre, işlem ve eylemlerini yasalara uygun olarak yapmak zorunda olan Hükûmet ve İdare, kendi eylem ve işlemlerine uygun yasa yapmayı alışkanlık haline getirdi.

Bu bakımdan, AKP için, “çoğulcu değil, çoğunlukçu demokrasi yanlısı” görüşü de, çok geride kaldı. Çünkü, -demode bir demokrasi anlayışını yansıtsa da- “çoğunlukçu anlayış”, hukuku dışlamaz. Burada, tam tersine, hukuk yerine, “çoğunlukçu vesayet” geçerli.

“Dinsel vesayet”te meydana gelen çatlaklık olumlu olsa da, bunu “fiil? yönetim” yoluyla onarım gayretkeşliği, hukuku en arka plana itmiş bulunuyor.

Tek teselli, Sünn? mezhepte “monoblok”un kırılmış olması. E. İhsanoğlu’nun CB adaylığı, Sünn?liğin çoğulcu okuyuşunu yansıtmakla, “dünyev?” bakışın ne denli yaşamsal olduğunu bir kez daha doğruladı.

İçeride, “yapay” ve “gerçek” vesayet karıştırıladursun, “iç vesayeti yıkma” sloganını, iktidarı pekiştirme aracı olarak kullananlar, aslında Türkiye’yi “dış vesayet” altına soktu; hem de “mezheb kardeşliği” bulunan terör örgütü vesayetine.

Sonuç, AKP için vesayetten kurtulma mücadelesi, özetle, hukuktan kurtulmak.

YA SİYASET?

Başbakan, ısrarla CB makamının siyasal bir makam olduğunu vurguluyor. İhsanoğlu ise, “siyaset-üstü bir makam” diyor. Hangisi doğru?

Yanıtı, Anayasa’da. Sıkça yazdım: Nerede hangi yatırımın yapılacağı veya Hükümet’in liberal mi, yoksa sosyal politikalar mı izleyeceği; TBMM’nin hangi yasayı çıkaracağı CB’nin sorunu değil. Anayasa md. 104’te, CB’nin yetkilerini sayılmış: a) Yasama ile ilgili olanlar, b) Yürütme alanına ilişkin olanlar, c) Yargı ile ilgili olanlar.

Bu yetkiler, CB makamının Hükûmet-ötesi, hatta üç erk-ötesi konumunu gösterir. Birer örnek: Başbakanı, TBMM’de çoğunluğa sahip olan veya güvenoyu alabilecek parti başkanından belirleyecek; Anayasaya aykırı yasayı TBMM’ye geri gönderecek; AYM’ye, siyasal yandaşlık gözeterek değil, uzmanlık-liyakat ilkesine göre üye atayacak.

Şu 4 ilke, CB statüsünün anayasal çerçevesini çizer: Tarafsızlık, gözetme yetkisi, sorumsuzluk ve siyaset-ötesi olma özelliği.

Bu statüsü, Cumhurbaşkanı’nı anayasal fren ve denge mekanizmalarının merkezine yerleştirmekte.

Buna karşın, Cumhurbaşkanlığını siyasal bir makama çevirme iradesi, “Devlet-parti/parti-kişi yönetimi” kurma hedefinden başkası değil.

“Başbakanlık avantajı” itirafı, Cumhurbaşkanlığına giden yolun daha baştan eşit olmayan ve hukuk-dışı bir yarışla çizildiğini gösterir. Bu da, “devletten değil, milletten yana taraf olacağım” sözünü, demagoji ile özdeş kılar. Halkın vergileri, devlet eliyle Başbakan’ın kampanyasına yönlendirilirken, TRT de tekyanlı yayını sürdürüyor. Bu vahim durum, “fiil? başkanlığın” Türkiye’yi nerelere sürükleyeceğini açıkça sergilemiyor mu?

[Bu yazı 1412 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™