Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Halk, neyi oylayacak?
7 Temmuz 2014, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

7 Kasım 1982’de sandık başına giden seçmen, iki pusuladan birini tercih durumunda oldu:

Beyaz, Anayasa’ya ve Devlet Başkanı K. Evren’in Cumhurbaşkanı olmasına “evet” (16.945.545). Mavi ise, 1982 metninin reddi, -ama Evren’in, Devlet Başkanı olarak kalması sonucunu beraberinde getirecek olan- “hayır” (1.594.761). “Plebisiter referandum” denmesi bundan. Seçmen tam bir çapraz baskı ile karşı karşıya getirilmişti.

Ne var ki, % 90’nın üstündeki çoğunluk iradesi, Anayasa açısından sadece beş yıl, kişi açısından ise yedi yıl geçerli oldu. Anayasa, 1987’de değişikliğe uğradı; Evren ise, 1989’da çekildi.

Kısacası, şu anda yürürlükte olan anayasal-siyasal düzenin kurucu babası, K. Evren.

İzleyen yıllarda şu çelişkili tablo giderek derinleşti: Her anayasa değişikliği, 1982 metnini törpülerken, daha da meşrulaştırdı.

Ve en son: Kasım 2013’te Anayasa Uzlaşma Komisyonu, Anayasa’nın 2/3’ü üzerinde oydaşma sağlayamadan dağıldı. Bu ise, 1982 Anayasası’nın devamı üzerinde uzlaşma demek. İzleyen aylarda, K. Evren, sivillerin de üzerinde mutabakat sağladığı kendi Anayasası ile mahkûm edildi.

10 Ağustos 2014 seçiminin ise, Evren’i seçim işlemine göre, bir eksiği ve iki artısı var: Eksik, Anayasa’nın değil, sadece kişinin oylanması. Artısı ise, tek aday yerine üç adayın yarışıyor olması ve tek tur yerine iki turlu seçimin öngörülmesi. Aday çokluğuna rağmen, K. Evren’in durumunu çağrıştıran bir süreç de yok değil: Erdoğan, seçimlere Başbakan olarak katıldığı için, 30 Mart’tan bu yana devlet olanakları ile yürüttü kampanyayı. Yasal bir zorunluluk olmadığı halde “etik” açıdan gerekli olan “istifa”dan kaçınılacak…

Üstüne üstlük, bir de Ramazan ayı: Aynı akşam iki-üç iftar yemeğine katılan CB adayı Başbakan’ın konuşması, en az 12-13 kanal canlı olarak yayınlıyor. (Tunuslular, Ulusal Anayasa Meclisi seçiminin Ramazan ayından önce yapılması için az mı çaba gösterdi… Gerçi bunu başaramadı 2011’de; ama 2013’te Gannuşi’yi frenleyebilecek sandık-ötesi iradeyi ortaya koymasını bildi).

Şu halde, halk neyi oylayacak?

Dört partinin, dolaylı olarak devamına onay verdiği anayasal düzen çerçevesinde görev yapacak olan Cumhurbaşkanı için oy kullanacak. Çifte anayasal üstünlük var. Bir kez, CB, Anayasa’ya sadık kalacağına yemin edecek: “Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma,…” (m. 103). Sonra, uygulanmasını gözetecek: “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.” (m. 104).

Anayasa’nın kendisine verdiği yetkileri bu amaçlarla kullanacak. Mesela, “Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırma” şeklindeki yetki, bu çerçevede anlam kazanır. Özellikle, “başkanlığı altında toplantıya çağırma” yetkisi, “Olağanüstü yönetim usulleri” için geçerli. Bakanlar Kurulu’na başkanlık ise, olsa olsa, “Anayasanın uygulanmasını gözetme yetkisi” ile örtüşmesi ölçüsünde haklı görülebilir: Gezi olayları, 17 ve 25 Aralık 2013’te ve izleyen dönemde tanık olunan “darbe ve karşı-darbe” süreci, CB’nin bu yetkisini kullanmasını haklı kılabilirdi.

Halkın oy vereceği kişi, Anayasa’nın üstünlüğüne saygı çerçevesinde görev yapacak. İster % 91 oy alsın, ister % 51, fark etmez. Burada, “millî irade”nin göreceli özelliğine dikkat çekilmeli. Çünkü, “millî irade”nin en büyük göstergesi Anayasa. Anayasa’ya aykırı eylem ve işlem, milli iradeyi de zedeler; eğer milli irade Anayasa’ya karşı ise, o durumda Anayasa’yı değiştirme veya yenileme yetkisini kullanır…

“Hükümetin genel siyaseti”

Başbakan, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, “hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur.” (m. 111).

Dahası var: Her bakan, başbakana karşı sorumlu. Başbakanın âmir konumu, “düzeltici önlem alma yükümlülüğü” ile 3. kez belirtilmekte.

Özetle; görev+yetki ve sorumluluk çerçevesinde başbakan ve hükûmet, siyasal karar sürecinin kalbinde yer almakta. Cumhurbaşkanı ise, olağan siyasal karar süreci işlemediği zaman devreye girmekte. Bu da bir siyasal tercih sorununu beraberinde getirmekle birlikte, “olağanüstü yönetimler”, hukuku en aza indirgeyen anayasal düzenlemelerdir.

Sonuç olarak, halkın oy vereceği kişi, “duada sınır tanımayabilir”, ama yetkilerini, dünyevi metin olan yürürlükteki Anayasa sınırları içinde kullanmak zorunda.

Editör: İBRAHİM Ö. KABOĞLU

[Bu yazı 1068 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™