Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi
20 Haziran 2014, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

Tekli zorlama ne demek?

“Tekli zorlama”, kalkış eşiği ve varış hedefi ile açıklanabilir: Kalkış, “tek kişi” tarafından, “tek kişi” yönetimini yine “tek kişi” için kurmak. Yani, demokrasi tanımının tam tersi: “Halk için, halk tarafından ve halkın yönetimi”.

Bunun temelleri büyük ölçüde ve fiil? yolla, yine “tek kişi” tarafından, yürütme-yasama ve yargı ekseninde oluşturuldu. Meclis’te istediği yasayı çıkartmakla yetinmeyip, Bakanlıkları ve Devlet örgütünü -çevresel karar düzeneklerini de- tamamen merkezileştirmeyi KHK’lar dizisi yoluyla kotardı. Anayasa yargısı, bu vb. düzenlemeleri dizginleyemedi. Rüşvet dosyalarını kovuşturan adl? yargı mensupları, ya dağıtıldı ya da yargısız infaza tabi tutuldu. İdar? yargıyı etkisiz kılmak için, 2010 Anayasa değişikliğinin sınırlarını aşan yasal düzenlemeler yaptı. TBMM’de görüşülmekte olan yasa paketi, idar? yargıda Tanzimat’tan bu yana edinilen kazanımları sıfırlayacak boyutlarda. Uygulamada ise, mahkeme kararı tanınmıyor: AOÇ’deki inşaat, bunun tipik göstergesi. Bu tablonun özeti şu: Tek kişi, kendi iktidarını anayasal zorlamalarla kuracak ve oturacağı sarayın bile mahkeme kararına rağmen, yine fiil? yollarla inşa edilecek bir yapı olması.

Yürütme-Yasama ve Yargı, hatta hukuk ve devlet de, tek kişi hedefine yönlendirilmek suretiyle; “tekli tapınma”, geçerli olduğu kendi milletvekilleri, partilileri ve seçmenlerinin ötesinde, “tek vatan”, “tek millet” ve “tek bayrak” sloganı, “tek kişi” fetişizmiyle (hatta, “tek din” ve “tek mezhep” söylemi ile beslenerek) eş kılınmak isteniyor.

Hangi zaman diliminde? İzlenen dış politikanın tamamen çöktüğü bir dönemde. (Kuşkusuz, Türkiye açısından söz konusu olan bu çöküş, Parti ve tek adamı tarafından bir diriliş şeklinde algılanıyor olabilir; IŞİD’e karşı kullanılan “mutedil” dil, içinde bulunulan ortam ve koşullardan kaynaklanmıyor ise…).

Kazanımların anlamı

Türkiye’nin son yarım yüzyılı, kırılma-darbe ve karşı-darbelerle örülü olmakla birlikte, Tanzimat-Meşrutiyet ve Cumhuriyet çizgisinde kurumsallaşma, hukukileşme, demokratikleşme ve insan hakları eksenindeki kazanımlar kayda değer. Bunlar, AKP’nin “arka bahçe” olarak algıladığı Orta-Doğu devletlerinden Türkiye’yi ayırmakta. Belirtilenlere, elden geldiğince “nötr” bir dış politika yolunda sağlanan kazanımlar eklenmeli.

Türkiye ikilemi ne?

“Yeni Türkiye” söylemiyle söz konusu kazanımları büyük ölçüde öğütmüş bulunan AK Parti, işaret edilen değerleri, hukuka meydan okuyan “tek kişi”nin “fiil?” yönetimiyle biçimlendirmek istiyor.

Önümüzdeki iki ay, aynı zamanda Türkiye için bir tür kader dönemi: Halk, CB seçiminde fiil? tek kişi yönetimine mi “evet” diyecek? Yoksa, denge ve denetim düzenekleri yoluyla anayasal ve siyasal düzeni, “kurumsallaşma, hukukileşme, demokratikleşme ve insan hakları” eksenine yönlendirme olanağı yaratılabilecek mi?

Kuşkusuz, “yönlendirme”, basit bir istikamet çizgisi olmayıp, aynı zamanda bir onarım döneminin de başlatıcısı olmak durumunda, fiilen ve hukuken:

- Fiilen; çünkü, yeni dönemde, CB, devlet kurumlarının düzenli işleyişi için, şu anda görev başında bulunanın aksine, anayasal yetkilerini kullanacak. Bu kullanım, çoğunluk partisinin beklentileri doğrultusunda değil, “tarafsızlık” statü ve ilkesi çerçevesinde olacak.

- Hukuken; çünkü, devletin en üst makamında normalleşme sağlanırsa, parlamento ve siyasal kurumları demokratikleştirme yolu açılabilecek.

Ulusalcı-milliyetçi damarlar yerine…

Tehlike, Türkiye’nin, bir gün geriye dönme olanağı bulunsa da, artık “onarımı” mümkün olmayan bir sürece girecek olmasında. Bu belirsiz süreç, değinilen kazanımları ortadan kaldırma tehlikesi ötesinde; “yurtta barış, dünyada barış” hedefinin tersine, bölgesel savaşın Türkiye’ye bulaşması ve bir iç savaş yolunu açma tehlikesini de beraberinde getirmekte.

CHP-MHP tarafından önerilen “çatı adayı”, AKP’nin ezberini bozmuş olsa da, burada esas sorun, kendisini öneren iki partinin, ulusalcı-milliyetçi damarlar yerine Türkiye’nin kazanımlarını sahiplenerek, parlamenter rejimi demokratikleştirici bir iradeyi ortaya koyabilmesinde düğümleniyor. CB adayı, programını bu eksene oturtabilmesi için şu soruya yanıt vermeli: Türkiye, Kürt sorunu dahil, toplumsal barışı hukuk, demokrasi ve özgürlükler yoluyla nasıl kuracak? Bu soruyu, sadece aday değil, kendisini destekleyen partiler, ülke gündemine getiremediği sürece, seçmen için şu ikilem bile doğmaz: oyunu, “hükümet eden başkan” için mi, yoksa “Cumhurbaşkanı” için mi kullanacağı ikilemi…

[Bu yazı 1217 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™