Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı?
20 Haziran 2014, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

Sonuç olarak, yukarıda da vurguladığım gibi Türkiye iki siyasal İslamcı adaydan birini seçmeye zorlanıyor. CHP ve onun gösterdiği cumhurbaşkanı adayını çeşitli gerekçelerle destekleyen sol siyasal çevrelerin, henüz üzerinden bir yıl geçen Gezi/Haziran Direnişi’nden hiçbir ders çıkarmadığı anlaşılıyor.

Merdan Yanardağ

İki İslamcı aday dayatması ve doğru tutum

Ana muhalefet partisi CHP’nin MHP ile anlaşarak “çatı aday” kategorisinden Ekmelettin İhsanoğlu’nu cumhurbaşkanlığına aday göstermesi, solda yaygın ve sert bir tartışmaya yol açmış durumda. Bu tartışmaya etkili şekilde müdahale etmek tarihsel bir sorumluluk olarak önümüzde duruyor.

CHP’nin sağa kayışı sürüyor. Öyle anlaşılıyor ki, CHP yönetimi yerel seçim sonuçlarından gerekli dersi çıkarmış değil. Gerici AKP iktidarına, çerçevesini onun çizdiği siyasal alanda oynayarak bir alternatif oluşturulacağı yolundaki çoktan yanlışlanmış bir stratejide ısrar ediliyor. Ekmelettin İhsanoğlu tam da böyle bir aday… İhsanoğlu, Suud Hanedanlığının İslam Konferansı Örgütü başkanlığı için desteklediği, ABD’nin güvenini kazanmış, Osmanlıcı ve İslamcı bir akademisyen.

CHP uzun süredir muhafazakar, dinsel hassasiyetleri yüksek ve fakat sanılandan daha dar bir kesimi oluşturduğunu düşündüğüm seçmen kitlesinin oylarını almak için sağa kaymayı bir politik taktik olarak uyguluyor. Dolayısıyla, bu kesimin kabul edebileceği ölçülere sahip bir aday profiliyle yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmak AKP’den kurtulmanın biricik yolu olarak sunuluyor.

Rejimi Erdoğan'sız sürdürme projesi
Öncelikle belirlenmeli ki, cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmak AKP iktidarının topluma dayattığı başkanlık rejimine meşruiyet kazandırmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. CHP’nin gösterdiği aday ise daha vahim bir siyasal sonuç yaratacaktır. Ekmelettin İhsanoğlu’nun adaylığı, CHP’nin yeni rejime, dinci-faşizan İkinci Cumhuriyet'e teslim olması demektir. Bu yola giren CHP, üye ve yöneticilerinin niyetleri ne olursa olsun, yeni rejimin muhalefet partisi olacak, kaçınılmaz olarak Birinci Cumhuriyet ile bağlarını keserek kendi varlık gerekçesini de inkar edecektir.

Türkiye ılımlısı ve radikaliyle iki İslamcı aday arasında bir seçime zorlanıyor. Yapılması gereken ilk iş, bu dayatma ve siyasal tuzağa ‘hayır’ demektir. Ekmelettin İhsanoğlu, yeni rejimin Tayyip Erdoğan’sız şekilde devam ettirilme projesinden başka şey değildir. ABD patentlidir.

Çünkü bütün veriler AKP iktidarının hızlı bir çöküş sürecine girdiğini gösteriyor. AKP’yi iktidara taşıyan siyasal ve toplumsal dinemikler büyük ölçüde değişti. Dahası Başbakan Tayyip Erdoğan’ın hırslarıyla çapı arasında var olan uçurum giderek daha büyük bir sorun ve istikrarsızlık kaynağı olmaya başladı.

Fraksiyon partisi
AKP bütün sermayenin temsilcisi olma özelliğini büyük ölçüde yitirdi. Dahası, AKP’nin başta ABD olmak üzere, Batılı emperyalist ülkelerin bölgedeki güvenilir ortağı olmak konumundan da hızla uzaklaştığı görülüyor. Erdoğan öngürülemiyor. Onun liderliğindeki AKP, siyasal İslamcı dar bir fraksiyon partisi (toplumun içinde daha dinci-muhafazakar kesimlerin temsilcisi) olmaya doğru evrildiği gözleniyor. Bu nedenle AKP ve Erdoğan giderek daha radikal ve militan bir üsluba savruluyor.

Diğer taraftan AKP-Cemaat iktidarı, Birinci Cumhuriyet'i yıkmasına karşın yerine yeni bir rejim kuramadı. Son çözümlemede siyasal bir din olan İslam’da, aslında bunun teolojik temelinin de olmadığı -bir kez daha- ortaya çıktı. Dolayısıyla AKP ve Cemaat arasında, yeni rejime kimin hakim olacağı konusunda çıkan kavganın da, giderek derinleşen siyasal krizin de asıl nedeni bu büyük siyasal boşluktur. CHP bu boşluğu sağa kayarak, dahası muhafazakar bir toplum düzeni ve devlet yapısını veri alarak (kabullenerek) doldurmaya çalışıyor. Böylece CHP kendi solunda gerçekte büyük bir boşluk bırakıyor.

AKP ise bir ılımlı İslam rejimi oluşturmanın güçlüğünü gördüğü için, kendi siyasal islamcı (dar ideolojik) köklerine doğru daralarak, başka bir anlatımla rejimde köklü bir değişimi zorlayarak krizi aşmayı deniyor.

Sonuç olarak, yukarıda da vurguladığım gibi Türkiye iki siyasal İslamcı adaydan birini seçmeye zorlanıyor. CHP ve onun gösterdiği cumhurbaşkanı adayını çeşitli gerekçelerle destekleyen sol siyasal çevrelerin, henüz üzerinden bir yıl geçen Gezi / Haziran Direnişi’nden hiçbir ders çıkarmadığı anlaşılıyor. Dahası toplumu daha sola çağıran, aydınlanmacı ve ilerici bu direniş ile söz konusu çevrelerin neredeyse bütün bağlarını kopardığını ortaya çıkıyor. Oysa yapılan bir araştırmaya göre, Gezi eylemlerine katılan yurttaşların yüzde 86’sının laiklik konusundaki kaygıları ve dinci gericiliğe yönelik tepkileri nedeniyle harekete geçtiği anlaşılıyor.

Türkiye Erdoğan'dan nasıl kurtulur?
Gelelim AKP ve diktatör müsveddesinden kurtulma senaryosuna… Gösterilen aday içilerine sinmese de cumhuriyetçi-laik duyarlılıkları yüksek ve genel olarak solda sayılabilecek geniş bir kesim sırf Erdoğan’dan kurtulmak için İhsanoğlu’nun desteklenmesini kabul etmeye hazırlanıyor. Kuşkusuz bu tutumu anlamak mümkün. Ancak, bu siyasal tavrın sonu yok. Türkiye solu, neredeyse son 40 yıldır ömrünü hep bir gerekçeyle daha sağındaki adayları destekleyerek geçirdi. Sonuçta ülkenin geldiği yer belli. Oysa bulaşık olmayan, net ve cepheden bir tutum almadan solu büyütmek ve gericiliği geriletmek mümkün değil. Dünyada ve ülkemizde siyasal tarih bu durumun çarpıcı örnekleriyle dolu.

Ekmelettin İhsanoğlu’nu sol çevrelere ve laik, cumhuriyetçi ve aydınlanmadan yana toplum kesimlerine benimsetebilmek için yaygın bir ikna çalışması yürütülüyor. İhsanoğlu’nun gerçekte cumhuriyetin değerlerine nasıl bağlı bir insan olduğu, laiklik konusunda bilenenin aksine doğru bir yerde durduğu, eşinin başının kapalı olmadığı, Nazım Hikmet’i Arapçaya çevirdiği, dolayısıyla siyasal İslamcı olmadığı gibi tutucu bile sayılamayacağı yönünde yoğun bir propaganda (PR çalışması) yapılıyor.

Gülen Cemaati bütün gücüyle Ekmelettin İhsanoğlu’nu destekliyor. Öyle anlaşılıyor ki, bu konuda ABD ve İngiltere’nin de belli bir desteği bulunuyor. Daha çok Müslüman olan sömürge ve yarı sömürge ülkelere kadro yetiştirmek için kurulan bir İngiliz üniversitesinden (Exeter) mezun olması, İhsanoğlu’na Anglo-Sakson dünyasında yeterince güven verici bir referans oluşturuyor.

Solun tavrı ne olmalı?
Ekmelettin İhsanoğlu’nun adaylığı konusunda, onu öneren çevrelerin önündeki en önemli sorun, solun bu konuda ikna edilmesidir. Çünkü sağ ve muhafazakar seçmenin esaslı bir itirazı olmayacaktır. Gelişecek itirazlar da kolaylıkla içerilebilir. Ancak, soldan ve laik-aydınlanmacı kesimlerden gelecek itirazın içerilebilmesi çok zor. Bu nedenle asıl PR (halkla ilişkiler) çalışmasının sola ve aydınlanmacı çevrelere yöneleceğini kestirmek zor değil.

Peki, ne yapmalı?

Ben önümüzde üç yol olduğu, bu üç politik tavırdan birinin gelişmelere göre alınabileceğini düşünüyorum.

1- Hızla CHP’nin solunu da içine alan geniş bir yurtsever, aydınlanmacı, laik ve halkçı/toplumcu ittifak olşturarak yeni bir aday çıkarmak. Bu adayın tespitinde Kürt siyasal hareketiyle de temas etmek ve onları da bu oluşuma kazanmak. Dolayısıyla, Kürt muhalefetinin Tayyip Erdoğan’ı ve AKP’yi desteklemesini önlemek. Bu başarılamazsa, yoğun bir ideolojik ve siyasal baskı uygulamak.

2- Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmak, bu kirli oyunun bir parçası olmak ve karşı çıktığımız başkanlık sistemini kabul etmek anlamına gelecektir. Dolayısıyla, seçimlere katılmak niyet ne olursa olsun, kurulmaya çalışılan yeni dinci faşizan rejimin de onaylanması anlamını örtük olarak taşıyacak. Doğru tutum, bu oyuna katılmayı reddetmektir. Etkili bir kampanya ve kitle çalışması yürüterek sandıkta boş oy kullanmak bir seçenek olabilir.

3- İkinci maddadeki gerekçelerle ve yine etkili bir kampanya yürüterek cumhurbaşkanlığı seçimini boykot etmektir. Son iki seçenek, sonuç üzerinde belirleyici olmasa bile, geleceğe sağlam bir siyasal ve ahlaki birikim bırakacaktır.

Olayların akışına göre, ancak geç kalmadan iki İslamcı aday dayatmasını boşa çıkarmak gerekiyor.

[Bu yazı 852 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™