Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Muhalefet dediğin
29 Mayıs 2014, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Sevgili Oğuz Oyan bugünkü yazısını “nasıl bir muhalefet” sorusuyla ve tartışma çağrısıyla bitiriyor. Doğrudur. Soru esasen budur. Yoksa, AKP’nin nasıl bir iktidar olduğu meselesi bağlanmıştır.

Sadece muhalefetten bakanlar nezdinde de değil verilen ortak yanıt. Ortada gerçek bir ortak toplumsal görüş olmasıdır, zaten ilginç olan. AKP iktidarı, tam da bizim dediğimiz gibi, kendinden menkul bir iktidar alanı tanımlamış durumda. Bildiğimiz hikaye, asarım keserim, tanımam. Bu tablo bir yorum konusu değil, açık seçik ilan edilmiş bir vakıa.

Bizim dediğimiz, uzun süredir AKP iktidarının yolunun böyle bir sonuca varacağıydı. Keyfi, hukuksuz, toplumsal dengeleri yok sayan, yalnızca ve yalnızca kendi tabanını konsolide etmeye dayanan bir tarz. Yani, özetle, anlaşıyoruz. AKP tam tamına böyledir. Birilerimizin buna karşı çıkıp diğerlerinin desteklemesi değerlendirmeyi farklılaştırmıyor.

Başka bir deyişle Türkiye toplumunun meşruiyet kriterleri parçalanmıştır.

Böyle devam edemez. Meşruiyet kriterleri her zaman sınıfsal bir öz taşır. Ancak nesnel olarak ezilen sınıfların, kesimlerin, kültürlerin de kriterlerin kendilerini sistematik biçimde budamalarına rıza gösteriyor olmaları gerekir. Bu rıza olağanüstü devlet biçimlerinde bile, belli ölçülerde vardır. Faşizm veya askeri diktatörlük koşullarında bile dışta bırakılanların büsbütün üstlerine çizik atılamaz. Ezilmiş, boyun eğdirilmiş yığınların bu durumlarını bir biçimde değiştirilemez bir kader olarak kabullenmeleri gerekir. Yani faşizm de bir normalleşme, normal kabul edilme içerir. Herhangi bir rejim kendi meşruiyetini oluşturur. Yoksa ona rejim denmez, yerleşik düzen denmez.

Türkiye’deki durum bir yarılma hali. İktidarın kriterleri toplumun yarısı tarafından reddediliyor. Durum, bu anlamda sürdürülebilir değil.
Nasıl bir muhalefet sorusu bu noktadan hareketle sorulmalı. AKP’nin platformunu kah öfke objesi olarak hisseden, kah alaya alan topluluk, bir veridir. Bu kopuşu dikkate almayan bir muhalefet geçersizdir.

Kuşkusuz, halk muhalefeti bir yelpazeyi andırıyor. Bir ucunda iktidara dönük nefret önemsizleşmese, hatta hiç azalmasa bile, kimi kesişim kümeleri, gölgeli alanlar var.

“Hakikaten ekonomiyi canlandırdılar, ama...” “Hepimiz müslümanız, ama...” “Ben de özelleştirmeyi tercih ederim, ama...” “Bak, ben siyasetle ilgilenmiyorum, ama...” “Başbakana saygısızlık edilmez, ama...”
Boşlukların nasıl dolduğunu biliyorsunuz.

İşin daha da ilginç yanı, boşlukları bilinen biçimde dolduran kesişim kümeleri iki veçheye sahipler. Birincisi, AKP iktidarı karşısında muhalefetin yumuşak karnı buralardır. İkincisi, bu köşede çokça anlatmaya çalıştığım gibi, AKP ayakta kalmak için bile hep daha saldırganlaşmak zorunda. Bu durum en mülayim muhalefeti bile çileden çıkartır.

Sonuç olarak gri alan sürekli bir oynaklıkla varlığını sürdürüyor, bir o yöne bir diğerine esniyor.

Yukarıda AKP rejiminin sürdürülemez olduğunun altını çizdim. Bu vurgunun karşısında anında akla gelen soru bellidir: “Sürdürülemez olduğunu, bu işin sonunun geldiğini söylüyorsunuz da, ne zaman? Haziran oldu, 17 Aralık oldu, ekonomi hopladı hopladı oturdu. Gittikleri falan yok...”

Bana sorarsanız yanıt da bellidir. AKP, hakimi olduğu gerici, yobaz alanın sağlamlığı sayesinde iktidarını sürdürmüyor. Temellerini oraya kurduğu ve o zeminin çamur gibi olduğu açık. Yetmeyen orası. AKP iktidarı kendini sürdürme yeteneğini muhalefetin gri alanlarından türetiyor.

Bu alanın ideolojik, politik zayıflıkları bu nedenle kritik önem taşıyor. Bu alanın iç sorunlarının etrafından dolanarak, sağlıklı, sosyalist, devrimci bir yapılanma zorlanmadan fazla adım atılamaz.

solhaber

[Bu yazı 804 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [24 Mayıs 2014] Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu? ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [16 Mayıs 2014] Reyhanlı, Soma, meşruiyet ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [15 Nisan 2014] Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [24 Şubat 2014] Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar? ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [20 Mart 2013] Akıl var mantık var ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [15 Kasım 2012] Kim kazanır? ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [18 Ekim 2012] Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade... ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [15 Mayıs 2012] Hiç mi tartışmasak? ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [7 Kasım 2011] Ezmek için mi, çözmek için mi? ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™