Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu?
24 Mayıs 2014, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Okmeydanı’nda polisin neredeyse düzenli biçimde insan öldürmesi. Cinayetlerin laf olsun diye devlet katında incelemeye alınması. Buna karşılık doğrudan başbakan tarafından sahiplenilmesi. Bu amaçla ölülerin birbirleriyle yarıştırılması...

Mekan seçilmiş. Okmeydanı’nın sözü geçen bölgesi solla ve Alevilikle anılır.

Bölgede gerilimin artması ve artık her yükselişin kanla sonlanması rastlantı olamaz. Bilenler bilir. Bu “patlama” hali, ilgili yerellikteki sol hareketlerin politikalarının ürünü değildir. Alevilerinse genlerine işlemiş özelliklerden biri laiklik tercihiyse, diğeri gerilimin son derece acı sonuçlar üreteceği bilgisidir. Buradaki laiklik zaten ille güçlü bir aydınlanma birikiminden değil, inançlarına içkin hoşgörüden kaynaklanmaktadır. Üstelik bu hoşgörü korunma refleksiyle de tutarlıdır. Yani sorun halktan da çıkmamaktadır.

Dün yerel bir Alevi önderinin dile getirdiği gibi polisin çekilmesi durumunda semtte şiddetin bıçak gibi kesileceği açıktır.

Tablonun birinci parçası bu. Kanın sorumluluğu devlettedir.

Kanın rastlantısal olarak akıtıldığına inanmaksa zor. Öyle olsa Erdoğan’ın üslubunun böyle olmaması gerekirdi.

Ya da şöyle. Devlet bile isteye öldürmüş olsa bile bir başbakanın, söz konusu sonucun istenmeyen bir şey olduğunu söylemesi beklenir. Eğer baş yetkili devletin öldürmesini meşru veya öldürüleni suçlu görüyor ve bunu ilan ediyorsa, rastlantıdan, kazadan söz edemeyiz.

Bunun bir başbakan tavrı olabilmesi için toplumun, siyasetin, devletin yarılmış olması gerekirdi. Başbakanın ülke bütünlüğüyle ilgili bir temsiliyet derdi yok.

Durum budur ve bu durumu Türkiye’de AKP’nin artık bir hükümet değil bir çete olmasıyla açıklıyoruz.

Buraya kadarı tamamsa, AKP’nin girdiği bu yolun mekanizmasının anlaşılması yerinde olacaktır.

AKP ellerinden damlayan kanı, yine kanla temizleme çabasında. Benzetmede olduğu gibi, bu sonuç vermez. Ama kanın kanla durulanamayacağını bilmemek mümkün mü? O halde ortada başka bir niyet, farklı bir hedef vardır.

Belki de birden fazla...

AKP ayyuka çıkan suçlarına bakıp suç işlemeyi durdursa, önceki suçlarının hesabını vereceği bir yolun açılmasına engel olamaz. Mümkün değil. Eskiden öldürdüklerinin hesabının sorulmaması için öldürmeye devam etmesi gerekiyor!

Bunu genişletin. Hırsız, hırsızlık soruşturmalarının açılması ve derinleşmesine, ancak rüşvet dağıtarak engel olabilir!

Savaş suçlarının önüne konmasını bertaraf edebilmenin önkoşulu, savaşın suç olmaktan çıkması, bir gerçeklik haline gelmesidir...

Bu arabanın frenleri artık tutmayacak. Gaza basmak bir zorunluluk.

Erdoğan bu zorunluluğu “tercih” etmiştir. Yani sadece mecburiyetten değil, bile isteye, seve seve devam ediyor. Tersi durumda tereddüdün bir fren etkisi olur. Araba anında takla atmaya başlar. Ve geliriz, hikayenin sonuna!

Madem öyle, şoförümüz giderek hızlanan aracın direksiyonunda önüne geleni ezip geçmeye devam edecektir. Artık arabadan atlamanın da mümkün olmayacağı bir hıza varılmıştır üstelik.

Bu arada bir önceki suçların, gündem manipüle edilerek örtülmesi gerekir.

Ama bunun için gereken kaynaklarda bir daralma var. Ev, araba, döviz... geçici de olsa birtakım mutluluk iksirleri... Bunları bol keseden dağıtabilme kapasitesi AKP açısından tükenmektedir. O halde Soma’nın üstü Okmeydanı’yla örtülmek istenir.

Hal böyle olunca Almanların alay konusu haline gelirsiniz. Durum artık budur.

AKP Haziran’da krize girmiş, ancak iki ayda biraz çıkabilmişti. Aralık’ın ikinci yarısında ikincisi patladı. Mart sonundaki seçimlere kadar... Şimdi bir dalga daha patlamış bulunuyor.

Bu kadarı gerçekten fazladır.

Başkaları beni ilgilendirmiyor. Halk için fazladır.

Nereye gider peki?

Meşruiyet tartışması çözülmeden olsa olsa böyle gider. Kanla, çirkinlikle...

soL, meşruiyet tartışmasını bu nedenle açmıştır.

solhaber

[Bu yazı 799 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [29 Mayıs 2014] Muhalefet dediğin ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [16 Mayıs 2014] Reyhanlı, Soma, meşruiyet ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [15 Nisan 2014] Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [24 Şubat 2014] Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar? ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [20 Mart 2013] Akıl var mantık var ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [15 Kasım 2012] Kim kazanır? ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [18 Ekim 2012] Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade... ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [15 Mayıs 2012] Hiç mi tartışmasak? ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [7 Kasım 2011] Ezmek için mi, çözmek için mi? ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™