Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım
22 Mayıs 2014, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

Soma kitlesel katliamı, hukuken nasıl okunmalı ve açıklanmalı? “Devlet ve insan” ayrışması, genel çerçeveyi sunabilir.

DEVLET VE İNSAN
Önce, devlet veya bir resmî kurum adına hareket eden kamu görevlileri için geçerli üçlüyü hatırlatalım: Görev/ yetki/ sorumluluk.
Sonra, yurttaşlar için geçerli üçlüyü: Özgürlük/hak/ eşitlik.

PAZAR EKONOMİSİ
Pazar ekonomisi, bu iki üçlünün neresinde yer alır ve bu sektörde hangi üçlü geçerli? Hemen belirtelim: Düzenleme/denetleme ve yaptırım.
Neden ve nasıl? Bu alanda kullanılan özgürlükler, özel mülkiyet ve girişim eksenine dayanır, insan-mal, insan-para, insan-çevre ilişkilerinde kullanılır. Kötüye kullanımı ise, çok yönlü ve kalıcı tahribata yol açar…


ÇALIŞMA ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKI
Soma’da kömür ocaklarını işletenler, çalışma özgürlüğü; maden emekçileri, çalışma hakkı özneleri. Eşit olmayan iki taraf var ve emekçilerin, hak ihlali mağduru olma riski yüksek. Devletin işletme açısından başlıca yükümlülüğü, “düzenlemek, denetlemek ve yaptırım uygulamak”; emekçiler açısından ise, iş güvenliği ve sağlığı ortamına ilişkin “düzenleme ve denetleme” yapmak, her ikisinin yükümlülüğü.

YAŞAM HAKKI: ÇİFTE SORUMLULUK
Çalışma özgürlüğü ve hakkı arasındaki olası çatışmaları uzlaşmaya dönüştürme gereğinin çok ötesine geçen değinilen yükümlülükler, “yaşam hakkı”nı koruma amacına yönelir.

Çalışanların yaşamından doğrudan sorumlu olan işletmeciler. Devletin sorumluluğu ise, özelleştirme, ihale ve ruhsat verme aşamasında başlar; işletmeyi açma ve işletme faaliyetleri sırasında devam eder. Bu zincirleme sorumluluk, hukuki ifadesini “düzenleme, denetim ve yaptırım” üçlüsünde bulur. Yükümlülük halkalarında ise, yasama-yürütme ve yargı üçlüsü yer alır.

Burada görülen zaaflar, devletin pozitif yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle yaşam hakkı ihlaline yol açar. Avrupa Mahkemesi, yaşam hakkı için olumlu yükümlülük kavramına sıkça vurgu yapmakta.
 

SOMA ÖNCESİ
Ülkemizde maden arama ruhsatlarının sayısı, binlerle ifade edilmekte (2500-3000); tıpkı HES proje sayısında olduğu gibi.
Ruhsat verilen kişi ve kuruluşların kimliği, “kliantelist (Parti-seçmen)ilişki” çerçevesinde de araştırılmalı. Burada, hukukî öğelerle yetinilecek.
Aslında HES’ler ve maden aramaları, Türkiye ülkesini, -yer üstü ve altı olmak üzere- bozan ve yıkan müdahale ve tasarruflardır.
Bu konularda, yerel ve bağımsız birimlere ait yetkiler, merkezî ve siyasal karar mercilerine kaydırılırken, bir yandan da yargısal denetim en aza indirildi…


YA SOMA SONRASI
“Soma öncesi”, aslında “Soma katliamı” ile gün ışığına çıktı. Buna göre, “düzenleme-denetleme ve yaptırım” zincirinin bütün halkaları kırık. Bunda asıl sorumluluk, devletin ilgili organlarında.

Bu olgu, Soma Holding yöneticilerinin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz kuşkusuz. Fakat eğer, sistem ve uygulanış şekli sorgulanarak sorumluluk halkaları geniş tutulmaz ise, “vahşi kapitalizm”in kitlesel öldürücü gücü, emekçilerin kaderi gibi gösterilme pişkinliğine devam edilir.

Sorumluluğu, neo-liberalizme yükleme kolaycılığına da kaçmamak gerek. Çünkü, iktisadi liberalizm, çağımızda şu iki kayıt (veya kıskaç) altında işlemekte:

- İktisadî liberalizm: “düzenleme/denetleme ve yaptırım” üçlüsü.

- Siyasal liberalizm: düşünce, toplanma-gösteri ve örgütlenme özgürlüğü yoluyla güçlü toplumsal muhalefet siperlerinin kurulması.

Bizdeki duruma gelince; iktisadî liberalizm, -sosyal Devlet, güçlü bir anayasal dayanağa sahip olduğu halde- “vahşi ve öldürücü” uygulamaya dönüşebiliyor: Gevşek düzenleme, denetim ve yaptırım zaafıyla kuralsızlık sonucu: kitlesel ölümler.

Ama öte yandan, “siyasal liberalizm” alanında, mevcut özgürlük güvenceleri bile bir anda rafa kaldırılabiliyor; hak ve özgürlükleri kullandırtmamak için, kamu makamları meydanlara polis ve TOMA’ları doldurabiliyor.

Bu ayrışma, Holding patronu ile kamu görevlisini (emniyet müdürü, vali bakan), insan yaşamını “sıfır”lamada buluşturuyor: Meydanlarda (yerüstünde) özgürlükleri kullandırtmamak için öldürmeyi göze alan Devlet, maden ocaklarında (yeraltında), daha çok para kazanma uğruna emekçileri ölüme götüren patrona göz yumabiliyor.

Bu nedenle, Türkiye’nin siyasal-anayasal ve hukuki sistem ve uygulamasını bir bütün olarak kavramak ve sorgulamak gerekiyor. Bu sistemde iki kutsal var: para ve iktidar. Din ve milli irade, bu ikilinin hizmetinde kullanılan meşrulaştırma araçları. Demokrasi, hukuk ve insan yaşamı ise, en geride kalan kavram ve değerler…
Bunları sorgulayabildiğimiz ölçüde, Soma katliamı acısını paylaşmayı hak ederiz. Gerisi, timsahın gözyaşları…

 

[Bu yazı 1334 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™