Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Diktatörü ?ayakta tutan ne?
19 Mayıs 2014, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Nasıl oluyor da hâlâ orada? Nasıl oluyor da hâlâ orada olduğu gibi, gözünü daha yukarılara dikebiliyor, Cumhurbaşkanlığı’nı da fethedip kendisi için yeni bir enstrümana dönüştürmeyi düşünebiliyor?

“Seçmen desteği” deniyor, evet var. Ama öte tarafta diyelim ki yüzde 50’nin herhangi bir muhalifliği değil, mutlak karşıtlığı, öfkesi de var. Toplumun en az yarısının (karşıtlık demiyorum) düşmanlığını kazanan birinin, kendi temsil ettiği sınıflar, güçler açısından bir vazgeçilmezliğinin olması gerekir ayakta kalabilmek için.

Oysa, Haziran-Gezi Direnişi ile birlikte bu düşmanlığın akacağı bir kanal yaratılmadığı takdirde daha ötelere taşınacağını, başka şeyleri de sorgulamaya başlayacağını gördü diktatörün arkasında duran güçler. Üstüne koca bir ülkeye dönük mühendislikte ayar kaçtığını, İslamcılaşmanın hem Türkiye hem bölgesel düzeyde büyük dertlere yol açtığını fark etmişlerdi.

İktidarın kendileri açısından değerli ve vazgeçilmez kısmını ceplerine koyup, diktatörden kurtulmayı planladılar. AKP ruhu daha makul bir bir çerçeveyle korunacak, yanına CHP eklenecekti.

Darbe dışı yöntemler gerekiyordu. Daha “meşru”, “sivil” bir operasyon.

Bu operasyon, öncelikle Haziran’ın enerjisini kendine mahkum etmeliydi. Solun etkisizliği ve yanlış okuması, mahkumiyeti kolaylaştırdı. 2013 Aralığı’nda gözler artık sistemin iç dinamiklerine çevrilmiş, toplumsal tepkiler o dinamiklere tâbi kılınmıştı.

Emperyalist merkezler ve Türkiye burjuvazisinin geleneksel bölmesi, AKP’nin değerli kısmını korumak ve meşruiyet sınırları içinde kalmak koşuluyla, yapılabilecek neredeyse her şeyi yaptılar. 30 Mart’a gelirkenki birkaç ay boyunca diktatörün başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmedi.
Hesap edemedikleri iki şey, diktatörün direnci ve burjuva siyasetinin iç dinamiklerindeki kurumaydı. AKP’nin değerli kısmı olarak varsayılan toplam, diktatörün direnci ile kısa sürede değer yitirdi. Örnek olsun, Gül, kısa sürede küme düştü ve bir seçenek olmaktan çıktı. Daha önemsiz bazı aktörler, diktatörün şantajına boyun eğdi, bir bölümü ise onun kötücüllüğü toplumsallaştırabilme yeteneğinin büyüsüne kapılarak, gemiyi terk etmekten vazgeçti.

Burjuva siyasetinin iç dinamiklerindeki tıkanma ise doğrudan CHP ile ilgiliydi. CHP yönetimi emperyalist merkezler ve burjuva sınıfının geleneksel unsurlarının operasyonuna hiçbir şey ama hiçbir şey katmadı. “Meşruiyet krizi çıkmasın, AKP’nin değerli kısmı yıpranmasın” zihniyetinin doğal uzantısı olan sağcılaşma ve sağcı adaylar CHP açısından bir yenilik, yaratıcılık filan değil, “ben bu operasyona bağlıyım”ın ilanıydı.

Ancak bu operasyonun “siyaset” düzleminde ve ancak o düzlemin ürünü olabilecek anlık hamlelere gereksinimi vardı. CHP “kriz çıkmasın” düsturunu mutkaklaştırarak operasyonu iktidarsızlaştırdı. Aylar boyunca diktatörü oyun alanında yalnız bırakıp direncini kırabilecek bütün fırsatlar tepildi. Meclis’te dayaktan tuhaf yasaların oldubittiyle çıkarılmasına, yolsuzluklara ilişkin tavırdan seçim hilelerine, “biz bu oyunun parçası değiliz” diyerek bazı kurumları terk etmek için en az on kez “meşru” gerekçe ortaya çıkmışken, bu yapılmadı ve diktatör paçayı kurtardı, hatta elini güçlendirdi.

Şimdi CHP çok daha zayıf ve iddiasız, AKP içinden diktatörsüz bir “değer” çıkar mı, pek kuşkulu!

Hatırlarsanız, diktatörün sermaye operasyonuyla gitmesinin hayırlı olmayacağını söylüyor, hatta şakayla “diren Tayyip” diye yazıyorduk. Halk başladığı işi kendi bitirmeliydi.

Öte yandan diktatör orada durdukça her gün daha çok ölüyor, daha çok çürüyoruz.

Sermaye operasyonun şu ana kadar tutmamasını zil takıp oynayarak kutlayacak, diktatörün emperyalist planları bozduğunu söyleyecek değiliz. Efendileri tarafından gözden çıkarılan ya da ayar verilmek istenen her burjuva siyasetçisine sahip çıkılacak olsaydı, dünyada devrim cephesi diye bir olgu hiç var olamazdı. Buradaki ilke, karmaşık süreçlerde öne çıkmak, inisiyatifi almaya uğraşmaktır. Türkiye’de devrim cephesi, yüzde 50’nin öfkesine yaslanarak bu işi bitirmenin ve daha ötelere taşımanın yolunu bulmak durumundadır.

Siyaset olmadan, siyasi derinlik yartılmadan hiçbir mevzinin elde edilemeyeceği açık. Üstelik diktatörün direnci ülkeyi öyle bir noktaya getirdi ki, siyasi derinliği olmayan bir öfke patlamasının düzen sağlayıcı bir müdahaleye meşruiyet kazandırabileceği de hesap edilmeli.

Oysa siyasi derinlik, öfkeden eksilmeye izin vermeden bu “tıkanma”ya müdahalede bulunabilir. Ve bunun ilk koşullardan birisi -kimilerine şaşırtıcı gelecek ama- diktatörü bugüne kadar kurtaran öznenin, yani CHP’nin, halk güçleriyle diktatör arasında yastık görevini yapamaz duruma getirilmesi, krize girmesidir.

Ve bilinmelidir ki, bu kriz kaçınılmazdır.

solhaber

[Bu yazı 1035 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [100]
[2 Mayıs 2016] Aydınlanma davası devrim davasıdır ... [14 Nisan 2016] Erdoğan, Erdogan, Erdovan. ... [21 Mart 2016] Bombalar neyi anlatıyor, Türkiye patlamalarla nereye gidiyor? ... [14 Mart 2016] Ankara'da patlama ve kaos planı ... [24 Şubat 2016] Ey Obama söyle bakalım Erdoğan ılımlı mı değil mi? ... [21 Şubat 2016] Gericilikle mücadele nereye bağlanacak? ... [18 Şubat 2016] Ankara patlaması. Kim yaptı ve sabır neden taşıyor? ... [3 Şubat 2016] Erdoğan neden yeni Anayasa diye tutturuyor? ... [1 Şubat 2016] Zalim, canavar Esed gitmeden olmaz. ... [27 Ocak 2016] Şamar oğlanına döndürülen diktatör ... [16 Ocak 2016] Davutoğlu 15 aylık bebeyken ve aydınımızın hâli. ... [11 Ocak 2016] Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi? ... [4 Ocak 2016] Kimlikleriniz batsın demiyorum, zaten batıyor! ... [7 Aralık 2015] Venezuela "devrimi"nin sonu mu? ... [3 Aralık 2015] Barış süreci olmadı size dünya savaşı verelim ... [1 Aralık 2015] Avrupa'ya vize yok: Davutoğlu niye sırıtıyor? ... [25 Kasım 2015] Uçağı düşürdüler, şimdi cevaplasınlar bakalım! ... [20 Kasım 2015] Kim kimi ıslıklıyor? ... [15 Kasım 2015] Paris fırsatçılarına izin vermeyelim ... [13 Kasım 2015] Milli irade... ... [2 Kasım 2015] Seçim gecesi notları. ... [3 Ekim 2015] Ayağa kalk. Otur. Rahat! ... [1 Ekim 2015] Kahraman ırkımın... ... [29 Temmuz 2015] Bir manyağa teslim mi oldu ülke? ... [30 Haziran 2015] Japon kale! ... [25 Haziran 2015] Bir kez daha meşruiyet ... [2 Haziran 2015] Dindarlar ve solculuk... ... [26 Mayıs 2015] Türkiye'nin Erdoğan sorunu ... [29 Nisan 2015] ABD'nin ittifak sistemi dağılırken... ... [15 Nisan 2015] Devrim nerede kaldı? ... [17 Şubat 2015] Kaç kere söyledik, zamanı değil diye! ... [9 Şubat 2015] Biz buraya ne için gelmiştik? ... [15 Ocak 2015] Rengarenk. ... [6 Ocak 2015] Tayyip bizim iyiliğimizi ister elbet. ... [30 Aralık 2014] Yılbaşı bedduası ... [23 Aralık 2014] Sizin özlemlerinizi seveyim ... [27 Kasım 2014] Emperyalizm çağında solculuk ... [16 Ekim 2014] Sorumluluk. ... [16 Eylül 2014] Kadrolaşma ve kitleselleşme ... [6 Eylül 2014] Cumhuriyet Halk Partisi'nin açmazı ... [30 Ağustos 2014] İslami Devlet'ten Davutoğlu'na. ... [20 Ağustos 2014] İstikrar yoksa. ... [18 Ağustos 2014] IŞİD yeni bir 11 Eylül'dür ... [7 Ağustos 2014] Umut hırsızları ... [3 Haziran 2014] Beyaz atlı prens ... [28 Mayıs 2014] Türkiye ... [23 Mayıs 2014] Erdoğan'ın kitlesi... ... [21 Mayıs 2014] İstifa çağrısı... ... [16 Mayıs 2014] Öteki Türkiye yok ... [12 Mayıs 2014] Dışa doğru örgütlenme... ... [9 Mayıs 2014] Kazananlar, kaybedenler ... [7 Mayıs 2014] ABD'ye karşı yeni cephe ... [5 Mayıs 2014] Sosyalizmin ?toplumsal ajanları ... [28 Nisan 2014] Sistem işliyor, halk. ... [5 Nisan 2014] Seçimler, Haziran ve sol ... [30 Mart 2014] Başlığı buraya yazın. ... [28 Mart 2014] Savaş, seçim, normalleşme. ... [27 Mart 2014] Oyları bölmek... ... [25 Mart 2014] Diktatör giderken aklımızı da götürmesin ... [24 Mart 2014] Provokatör diktatör ... [20 Mart 2014] Oyun bitti ... [19 Mart 2014] Aklı korumak, yarına hazırlanmak... ... [18 Mart 2014] Suçlu psikolojisi. ... [14 Mart 2014] Berkin'i uğurlarken... ... [11 Mart 2014] Ergenekon çökerken... ... [10 Mart 2014] Saldırılar ... [9 Mart 2014] Diktatör dönse! Mesela... ... [7 Mart 2014] Ne güzel uyuttuk sizi... ... [6 Mart 2014] Açık, ilkeli, ?dürüst siyaset... ... [4 Mart 2014] Ukrayna notları. ... [3 Mart 2014] Sokak... ... [1 Mart 2014] Erdoğan, 1980 ve 1997'nin çocuğudur ... [28 Şubat 2014] Dokunmayın, düşer, başa bela olur! ... [27 Şubat 2014] Aptal ... [26 Şubat 2014] Cemaat mi kazandı? ... [24 Şubat 2014] Küçükken mandolin çaldım, yetmez mi? ... [22 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: Siyaseti yok ediyorlar ... [21 Şubat 2014] Ukrayna olmamak için... ... [17 Şubat 2014] İnsanlar ve partiler... ... [15 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: 'Yalan söyleme hakkım var' ... [12 Şubat 2014] İnsan ... [7 Şubat 2014] Bilgi de neymiş canım! ... [6 Şubat 2014] Vurun Habertürk'e! ... [5 Şubat 2014] Kılavuzu karga olanın... ... [29 Ocak 2014] Anmak ... [22 Ocak 2014] Çok özel bir halk düşmanı. ... [21 Ocak 2014] Seçimi kazanayım derken. ... [20 Ocak 2014] Yurtseverlere özgürlük! ... [18 Ocak 2014] Örgütsüz bir halkı bitik diktatör bile yener ... [17 Ocak 2014] Kısa yazı. Mağduriyetten! ... [15 Ocak 2014] İnsanlık testi ... [14 Ocak 2014] Teşekkürler Akşener! ... [11 Ocak 2014] Tayyip senin için ne diyorlar öyle? ... [10 Ocak 2014] Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor? ... [9 Ocak 2014] Kemal Okuyan yazdı: Erdoğan nasıl biridir? ... [8 Ocak 2014] Ceset ... [5 Ocak 2014] Normalleşme, çözüm, sulh... Keşke! ... [3 Ocak 2014] 1997-2014 ... [2 Ocak 2014] Bu şebeke dağılır ya da dağıtılır ... [30 Aralık 2013] Sesli düşünelim... ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™