Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Reyhanlı, Soma, meşruiyet
16 Mayıs 2014, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

 

Geçen yıl düpedüz yıkılan ve yıkıldığı gün sokaklarında AKP’ye ve Erdoğan’a küfrün bini bir paraya düşen Reyhanlı’da seçimin sonucu yine AKP oldu!

Gerçi milletvekili seçimine göre yüzde 9,5’lik bir düşüşle belediye başkanının aldığı oy oranı 58,9’a inmiş ama... Bu değişim de en fazla MHP’ye yaramış. İlçede sol sayılabilecek tek oy adresi olan CHP’nin oranı yüzde 2 gerileyerek 11,4 olmuş.

Soma ne olur, bilinmez. Sağın toplamının yüzde 75’i geçtiği, bunun içinden 43,3’lük dilimin ise AKP’ye gittiği bir yerden söz ediyoruz. Diyelim ki, her şey olağan biçimde seyretti. Yüzde 35’e mi inecek diktatörlüğe verilen oy desteği! Ne kadar saçma, değil mi?

Seçimin toplumsal mücadelelere oranla nankör bir mekanizma olduğunu biliyoruz. Ancak bu bilgi toplumsal mücadeleleri küçümsemeye değil, çok önemsemeye sevk etmeli bizi. 2013 Mayıs’ında Reyhanlı AKP diktasına karşı ayaklandı. Bir yıl sonra sıra bir başka sağcı ilçeye geldi. Soma halkının gözlerinden akan yaşta derin bir öfke olduğu ve bu öfkenin “kamuoyuna” damga vurduğu açık seçik görülüyor.

Arabanın camına vurulan yumruk, başbakanın, bakanların yüzüne ne olduklarının haykırılması, kaymakamlık kapısına, muhtemelen gözaltına alınmakta olan arkadaşının peşinden ve polislerin üstüne üstüne koşan insanlar... bütün bunlar delidolu bir cüret değil, olağan durum manzaraları. Çok belli.

Ne olduğunun farkında olmayan, iktidardır.

Birilerinin başbakana “sayın başbakanım, acaba gitmesek daha mı iyi olur, şimdilik” dememiş veya bu düşünceyi sezdirmemiş olması mümkün mü? Ama Erdoğan ve takımının başka bir dünyada yaşadıkları açık.

“Kaç oy almışız orda?... Kaç kaç?... Yahu neredeyse yarısını biz almışız be! Korkmayın ulan bu kadar...”

Böyle bir monolog geçmiş olabilir aralarında. Hatta, zıpçıktılık yapanı bizzat döveceğini söylemiştir reis! Sözünü tuttu...

Geri dönelim. Soma’da seçim sonucu unutulmuş, yerini toplumsal mücadele almıştır.

Ve ölümlerden, kendi hukuklarına göre bile bizzat hükümetin sorumlu olduğu konuşulmadı henüz. Ölü sayısının ilan edilenin iki katına çıkma olasılığı sadece bir olasılık veya dedikodu konusu şu anda.

Öfkenin büyümesi için daha çok neden var. Öfke büyüyecek.

Bir süre seçim sonuçlarını kimse hatırlamayacak. Erdoğan çıkıp da “ben orada kaç oy aldım, biliyor musunuz” diye efelendiğinde, cevaben yuhalanacak...

Ama biliyoruz ki, mücadele geri çekilip sandık kurulursa, oy verme davranışının acımasız yasaları üç aşağı beş yukarı hükmünü icra edecek!

Elbette siyasette sandıktan kaçılmaz. Ama bu Türkiye’de boş laftır. Bizde muhalefetin sorunu sandıktan kaçmak değil ki. Sorun veya daha doğrusu hastalık, toplumsal mücadelenin üstüne sandığı kapatmaya çabalamak. Türkiye’de, düzen siyasetinin alameti farikası kitlelerden kaçıştır. Buna göre kitle dediğin faktör sandığa hapsedilmelidir!

Sandık önemsiz veya etkisiz değil. “Ben takmıyorum” demek siyaset dışına çıkmak olur. Bunları biliyoruz...

Şimdi ise diktatörlüğün sandığın önüne bile gidememesini temin etmek mümkündür. Herşeyden önce memleketin yarıdan fazlası şefin aday bile olamayacağına dünden ikna olmuş durumda. Bu çok kuvvetli bir kalkış noktası.

Son seçimden sadece bir buçuk ay sonra, Türkiye’de diktatörlüğe karşı çıkan kitlelerin sorunu, diktatörün bilmem ne kadar oy almış olması değildir. Sorun düzen siyasetinin kitle korkusudur.

Sol için meşruiyet kriteri diktatöre dilediğini yapabilme imkanı sunan bir sistemin kuralları olabilir mi? Bizim için meşruiyetin kaynağı sadece halktır. Mayıs ayı ortasında Türkiye’nin gerçekliği budur. Bu nedenle hükümeti istifaya çağıran ses, zannedildiğinden çok daha büyük bir kuvvet içermektedir.

 

 

SOLHABER

[Bu yazı 736 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [29 Mayıs 2014] Muhalefet dediğin ... [24 Mayıs 2014] Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu? ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [15 Nisan 2014] Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [24 Şubat 2014] Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar? ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [20 Mart 2013] Akıl var mantık var ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [15 Kasım 2012] Kim kazanır? ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [18 Ekim 2012] Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade... ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [15 Mayıs 2012] Hiç mi tartışmasak? ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [7 Kasım 2011] Ezmek için mi, çözmek için mi? ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™