Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bakanlık avukatı: HES'ler çevreye zararsız!
9 Mayıs 2014

UNESCO tarafından ‘Dünya Biyosfer Rezerv Alanı’ ilan edilen Artvin’in Maçahel (Camili) Vadisi'ne yapılmak istenen HES'e karşı köylülerin açtığı davanın duruşmasında Bakanlık ve HES şirketinin avukatından ilginç yorum: HES'ler çevreye zararsız.

Artvin'in Borçka ilçesinde bulunan Maçahel (Camili) Vadisi, benzersiz bir ekosistemin üzerinde kurulu 6 köyden oluşuyor. Ancak Doğu Karadeniz'deki HES çılgınlığı "yangında ilk kurtarılacak bölge" niteliğindeki Maçahel'i de kuşatmakta gecikmedi. 8 HES projesinin bulunduğu Maçahel'de yöre halkı yaşam alanlarını korumak yıllardır mücadele veriyor. Maçahel'deki köylerden biri olan Uğurlu'da, Polat Holding'e bağlı Uğur Enerji şirketi tarafından yapılmak istenen Uğur 1-2 Regülatörleri ve HES Projesi'ne karşı köylüler bir süre önce Rize İdare Mahkemesi'nde dava açtı.

Köylüler ÇED kararının iptalini istiyor
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın proje için verdiği ÇED Olumlu Kararı'nın 'yürütmesinin durdurulması ve iptali’ istemiyle açılan davanın karar duruşması önceki gün tarafların katılımıyla yapıldı. Uğurlu köylüleri adına avukat Yakup Okumuşoğlu’nun katıldığı davaya ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve HES şirketinin yetkilileri, avukatlar HES karşıtı ve HES yanlısı köylüler de katıldı.

Duruşmaya yoğun katılım
Duruşmayı izleyenler arasında, ineğini satıp banka kredisi kullanarak HES’lere dava açan ve Yurttaş Kazım olarak tanınan Rizeli Kazım Delal, Senoz Vadisi Koruma Platformundan Ahmet Ali Kork, Gençlik Muhalefeti temsilcileri, HES’lere karşı çıktığı için Rize Belediyesi'ndeki işinden atılan Yusuf Esir, TEMA Rize Temsilcisi Nevzat Özer, Derelerin Kardeşliği Platformu Sözcüsü Ömer Şan ile DEKAP temsilcilerinin olması da dikkat çekti.

Maçahel, Türkiye'nin tek biyosfer rezerv alanı
Duruşmanın ilk bölümünde konuşan davacı köylülerin avukatı Yakup Okumuşoğlu, Bilirkişi Raporunda da belirtildiği gibi Maçahel’in dünyada yalnızca 22 noktada bulunan, Türkiye'nin ise ilk ve tek ‘Biyosfer Rezerv Alanı’ olduğunu vurgulayarak, “Türkiye'de bir Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vardır ve bu bakanlık çevreyi koruyamamakta, görevlerini yapmamaktadır” görüşünü savundu.

Av. Okumuşoğlu: Bakanlık, HES şirketlerinin isteklerine göre çalışıyor
Mahkemelerden çıkan kararları dikkate almayan Bakanlığın, çoğu zaman bu kararlardaki vurgulara göre yönetmelik ve yasalarda değişiklikler yaparak, HES’lerin ve şirketlerin önünü açmaya çalıştığını öne süren Okumuşoğlu, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, vatandaşın tepki ve taleplerini dikkate almadan, HES şirketlerinin isteklerine göre ranta dayalı çalışmaktadır. Yaşama can veren derelerin beslediği her vadide onlarca HES projesi geliştirilmiş! Dünya Biyosfer Rezerv Alanı Maçahel'de 8, İkizdere'de 26, Trabzon Solaklı'da 36 HES projesi var. Sadece Doğu Karadeniz'de 750'ye, Akdeniz'de 300'e yakın HES yapılması planlanıyor. Bu yaşamın katlidir! Maalesef Anadolu'da serbestçe akan su kalmamış, uluslararası şirketlere satılmış, peşkeş çekilmiştir. Bizlerin burada sürdürdüğü mücadele, bu mahkeme, aynı zamanda tarihe de not düşürmektedir! HES'lere karşı verilen mücadele Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve siyasi iktidarın, yaşamı katleden bu icraatlarını tarihe not düşürmektedir! Enerji safsatasıyla geliştirilen HES'ler bütün enerjimizi almakta, yaşamı katletmekte, suyu tünellere hapsederek, geleceğimizi karartmaktadır! Hukukun bağımsızlığına güvenerek, yasaların el verdiği ölçüde; Çevre Bakanlığına karşı çevre ve yaşam mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Bakanlık avukatı Kızılderili atasözüyle HES'leri savundu
Bakanlık adına söz alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri, söz konusu HES projesiyle ilgili bütün prosedürün yasa ve yönetmelikler çerçevesinde yerine getirildiği ve projenin çevreye herhangi bir zararının olmayacağını savundu. Savunma adına söz alan Bakanlık ve HES şirketinin avukatı ise, Av. Okumuşoğlu’nun anlattıklarına hak vererek; "Bir gün gelecek beyaz adam paranın yenilmeyeceğini anlayacak" şeklindeki Kızılderili atasözüyle HES'lerin çevreciliğini savunmaya çalıştı.

Biyosfer rezerv alanı ne demek bilmiyorum
Savunmasında, Mahkemenin atadığı heyetçe hazırlanan Bilirkişi Raporunu eleştiren ve eksik olduğunu ileri süren HES şirketi avukatı, ‘Biyosfer Rezerv Alanı’nın ne olduğunu bilmediğini söyledi. HES'leri meşrulaştırmak amacıyla yetkililer tarafından sıklıkla kullanılan "Su akar Türk bakar" söylemini ‘atasözü’ olarak değerlendiren HES şirketinin avukatı, savunmasında şunları dile getirdi: “Ben Regülatör yapısı nedir bilmem. İtirazımız Bilirkişi Raporundaki eksikliklere! Biyosfer Alanı diye kesip atıyorlar! Bilirkişi bilmiş ama bunların açıklaması olması gerekirdi. Biz de çevreye önem veriyoruz ve hatta bölgede çevresel çalışmalar ve arıcılık yapan TEMA’ya da düzenli bağışlarda bulunuyoruz. Bu nedenle herhangi bir biyolojik zarar gördüğümüzde biz zaten bunu yapmayız, zarara uğrasak da bu hassasiyeti gösterir ve projeden vazgeçeriz.”

Av. Okumuşoğlu: Biz mazoşit miyiz, manyak mıyız?
Bakanlık yetkilileri ve avukatların savunmaları üzerine yeniden söz alan köylülerinin avukatı Yakup Okumuşoğlu, Bakanlık ve HES şirketi yetkilileri ile avukatlarının, ilginç ifadelerle HES’lerin çevreciliğini savunduğuna dikkat çekerek; “Ortadaki bilimsel raporlar, uluslararası anlaşmalar ve yaşanan katliamlar var. Bunlara karşı hala bu projeler çevreci deniyor ise o zaman biz manyak, mazoşist miyiz? Niye kendimizi yırtıyoruz? Kazım dayı ineğini niye satıyor” diye konuştu.

Bu yönetmelikle Başbakanlık konutuna bile HES dikilebilir
Türkiye’deki ÇED Yönetmeliğine göre her yere her şeyin yapılabileceğini ve hatta Başbakanlık konutunun bahçesine bile HES dikilebileceğini anlatan Okumuşoğlu, “Bizim için asıl olan, Anayasa, uluslararası anlaşmalar, yaşam hakkı ve yaşadıklarımızdır! Sürdürülebilir kalkınma ve çevreden yaşamdan söz ediliyor! Siz bunu HES’lerle yuvası bozulan karıncaya, yavrusunu kaybeden kuşa sorabilir misiniz? İşte bizim bu mücadelemiz aynı zamanda onların yaşam hakkı içindir de” ifadelerini kullandı.

Enerji iletim hatları için ÇED yapılamaz
Savunmasında aynı zamanda HES’lerle direkt bağlantılı olan ‘yüksek gerilim hatlarına’ da değinen Okumuşoğlu, “Tehlike sadece HES yapmakla bitmiyor! Aynı zamanda HES'lerde üretilen yüksek gerilimli elektrik iletim hatları ve onların dağıtımı için kurulacak şalt sahaları da tehlikenin diğer boyutudur! Yıllardır buna da dikkat çekmeye çalıştık ama olmadı. Elektrik iletim hatları HES'lerin olmazsa olmazı, ayrılmaz parçasıdır, entegredir ve birlikte değerlendirilmelidir! Bunu ısrarla ayrı tutuyorlar ve HES’ler bittikten sonra iletim hatları için ayrı bir ÇED süreci başlatıyorlar. Böyle bir uygulama kabul edilemez, iletim hatları için ayrı ÇED yapılamaz, HES projeleriyle bütün olarak ele alınmalıdır” dedi.

Bakanlık yetkilisi gizlilik iddialarına 'gizlimiz saklımız yok' dedi
Avukat Okumuşoğlu’nun Bakanlığın bir çok projede duyuru ve ilanları açık ve anlaşılmayacak şekilde yaptığını, bazı çalışmaların gizli-kapaklı sürdürüldüğü iddiaları karşısında söz alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilisi ise böyle bir durumun söz konusu olmadığını ileri sürerek; “Bedeli ödendiği taktirde herkes her bilgi ve ÇED Raporlarını alabilir, gizlimiz saklımız yok” diye konuşurken, yapılan savunmaların ardından duruşma sona erdi.

DEKAP Sözcüsü Şan: Mücadelede önemli kazanımlar oldu
Duruşma sonrasında yaşanan gelişmeleri ve HES'lere karşı sürdürülen hukuksal mücadeleyi değerlendiren DEKAP Sözcüsü Ömer Şan ise yaklaşık 7 yıldır HES’ler başta olmak üzere taş ocakları, maden aramaları, termik ve nükleer santrallere karşı sürdürülen yaşam savunusunda önemli kazanımlar elde edildiğini kaydetti.

Bize 'yaşamın delileri' dediler, kabul ettik
Siyasi iktidarın yasa ve yönetmeliklerde yaptığı değişiklikler, yurttaşların önüne konulan engellemeler ve yargıya müdahalelere dikkat çeken Şan, “Bu mücadele süresince bize 3-5 çapulcu, vatan sevmez, eşkıya gibi yakıştırmalar yapıldı. Biz yılmadan yaşamı savunduk ve savunmaya da devam edeceğiz. Bu duruşma sırasında bize bir yakıştırma daha yapıldı, yaşamın delileri, diye! Bunu da kabul ettik. Kalkınma ve enerji safsatalarıyla vadilerimize, doğal yaşam alanlarımıza dayatılan bu rant projelerine asla izin vermeyeceğiz. Su, ekosistemin ve yaşamın hakkıdır. Hiç bir canlı suya ulaşım hakkının diğerlerinden öncelikli olduğunu ileri süremez, iddia edemez. Bu nedenledir ki su, sırf bir enerji üretim aracı, alınıp-satılan bir meta olarak görülemez. Bizim mücadelemiz ve tarihe not düşmemiz bunun içindir” diye konuştu.

 

solhaber

[Bu yazı 1003 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™