Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
"Yenilikçi Hortumcu"
7 Mayıs 2014, Soner Yalçın
, Soner Yalçın

Önce bir anımsatma:
Tarih: 10 Eylül 2002.
İGDAŞ, AKBİL, İSTAŞ, İSBAK, KİPTAŞ, Halk Ekmek soruşturmaları sonucu İstanbul Büyükşehir eski Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında davalar açıldı.
17 klasör tutan soruşturmada 22 trilyonluk haksız kazançtan bahsediliyordu.
İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dava TCK’nın 366. Maddesi’nin 2. Fıkrası gereği açıldı ve Erdoğan hakkında 9 yıl hapis istendi.
Tarih: 12 Kasım 2002.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan döneminde haksız elde edilen ihalelerle ilgili Albayrak kardeşlerin davası, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyordu.
İki mahkemenin birleştirilmesine karar verildi; Erdoğan ağır cezalık oldu.
Bu arada…
Aynı yıl, 21 Haziran 2002’de İçişleri Bakanlığı, Erdoğan hakkında izin almadan Haliç düzenlemeleri için 50 kat ödeme yaparak, belediyeyi 1 milyon 354 bin dolar zararı uğrattığı için soruşturma başlattı.
Gazeteler yazıyordu: “Yenilikçi Hortumcu!”
Sonra hava birden döndü…
Araya sihirli bir el girivermişti…
Tarih: 6 Aralık 2002.
Erdoğan yine gazete manşetlerindeydi. Şöyle diyordu:
“Türkiye’de ciddi yolsuzluklar var. Ekibimiz bu yolsuzların damarına girmiş durumda. Bunları kısa zamanda ifşa edeceğiz.”
Ekibi dediği…
Yukarıdaki davalarda yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sanık bürokratlarıydı. Hepsi 3 Kasım 2002’de milletvekili yapıldı. Dokunulmazlıkları vardı artık. Sonra Erdoğan da o dokunmazlık zırhını kuşandı.
Ve:
Açılan davalar unutuldu gitti…
Bunları niye mi yazıyorum?…

Kutu’ya sığmayan paralar

Türkiye’nin dış borcu:
2002’de; 129.592 milyar dolar’dı.
2013’te; 388.243 milyar dolar oldu.
Cari açık Türkiye tarihi rekoru kırdı: 83 milyar dolar.
Kişi başına düşen borç:
2002’de; 1.963 dolar’dı
2013’te; 5.105 dolar oldu.
Dünya kriteri; Borç, milli gelirin yüzde 40’ını geçerse o ülke için kırmızı alarm verilmelidir. Türkiye’de oran yüzde 53!
Erdoğan hep övünüyor: “Türkiye bugün dünyanın en büyük 17. büyük ekonomisidir.”
Türkiye 1986’da daha iyiydi; dünya 16. idi! Hiç beğenilmeyen 1979’da dünyanın 19. büyük ekonomisiydi.
Tasarruf, yatırım oranları; petrol krizi ve Kıbrıs Savaşı’nın yaşandığı 1974 ile bugün aynı düzeyde! İmalat sanayinde ise düzeyimiz 1955 ile aynı!
Oysa…
Yıllık toplanan 1.2 trilyon dolar vergi getirisi var.
Sadece 2013’teki özelleştirme geliri 12.4 milyar dolar.
2003’e kadar özelleştirme geliri 8.2 milyar dolar’dı.
AKP döneminde bu rakam 46.3 milyar dolar’a fırladı.
Bu paralar nerede arkadaş?
Tek övündükleri Marmaray’ın toplam proje gideri -biraz da ben üstüne koyayım- 10 milyar dolar’dır! “Yola gitti” demeyin; AKP döneminde toplam yol artışı 1950-1960 arası Menderes hükümetlerinin yaptığı yol yapımını ancak yakalayabildi!
Evet sormalıyız, nerede bu paralar?
Oysa ekonominin çöküntüsü vatandaşın cebinden çıkıyor:
Bakınız…
Ekmek, kilosu 2002’de 1.03 bugün 4 lira.
Benzin, 2002’de 1.66 lira bugün 5.12 lira.
Motorin, 2002’de 1.30 lira bugün 4.65 lira.
Tüp, 2002’de 15 lira bugün 75 lira.
Her 100 memurdan 97’sinin borcu var.
Türkiye’de çalışanların yüzde 48.8’in hiçbir sosyal güvencesi yok.
Tarım sektöründe bu yüzde 86.7.
Asgari ücret net 846 lira. Dört kişinin açlık sınırı, 1.167 lira.
Tüm çalışanların yüzde 69’unun evine 3 bin liradan az para giriyor.
5 köylüden 3’ü haciz kıskacı altında.
2002-2013 yılları arasında Türkiye’de dükkan kapatan esnaf ve sanatkar sayısı 1 milyon 261 bin 722.
Türkiye’de 12 milyon 225 bin kişi, aylık 376 lira gelirle yoksulluk sınırı altında yaşıyor.
Diğer yandan…
Türkiye’de 2002’de 5 kişi dolar milyarderiydi; bugün 44 kişi dolar milyarderi!
Türkiye ürettiğini eşit paylaştıramayan; gelir dağılımı adaletsizliğinde dünyanın en eşitsiz ülkelerinden biri haline AKP döneminde geldi.
Diyeceksiniz ki, “Tamam, anladık, Erdoğan’ın davalarıyla bu yazdıklarınızın ne ilgisi var?”
Yazacağım…

İyi uykular arkadaş

1980’de nüfusumuz 50 milyon sendikalı işçi sayısı 2.5 milyon.
2013’te nüfusumuz 75 milyon sendikalı işçi sayısı 600 bin.
Sendikalaşma oranı yüzde 8. Finlandiya’da yüzde 70. İtalya’da yüzde 35.
Bu kadar düşen sendikalaşma oranına rağmen, toplu sözleşmeden yararlanan işçi yüzde 5.4.
Peki işçi sayısı mı azalıyor; hayır!
2002’de 387 bin taşeron işçisi vardı.
2013’te 2 milyon taşeron işçi var.
Tek bir örnek yeter: Geçen yıl inşaat sektöründe çalışan 1 milyon 600 bin işçiden sadece 41 bin 414’ü sendikalı.
Türkiye’nin büyük bir taşeronlaşma sorunu var. Bu kendini sadece yokluk kriterinde göstermiyor. Ölüyorlar.
2013’te 1235 işçi öldü. Yani günde 4 işçi hayatını kaybediyor. Bunların çoğunluğu hiçbir güvenlik önleminin alınmadığı işyerlerinde çalışan taşeron emekçiler.
Ölenlerin 106’sı kadın ve çoğu başörtülü! (Alın size başörtülü bacılarınızın gerçek içler acısı hali, ama hiç konuşmuyorlar.)
Ölenlerin 56’sı -ki bunun 18’inin yaşı 14’ten düşük- çocuk işçiler.
Türkiye’de bırakın resmi uyduruk rakamları 5 milyon işsiz var.
Gelelim sonuca…
1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutladık.
Ne yazık ki emekçilerin sorunlarını değil Erdoğan’ın hep yaptığı gibi, gündem değiştirmek için Taksim’i yasaklamasını konuştuk. Olayları konuştuk. Gözaltıları konuştuk.
Yazıyorum buraya; gelecek yıl yine aynısını konuşacağız…
Duygularla değil akılla hareket etmek gerekiyor…
Demem o ki:
Erdoğan gündem değiştirmeyi yani uyutmayı iyi beceriyor.

[Bu yazı 858 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™