Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
ABD'ye karşı yeni cephe
7 Mayıs 2014, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Rusya, ABD’nin üzerine üzerine gidiyor…

Diplomasi cephesini biliyorduk. Silah endüstrisi, savaşma yeteneği açısından iki ülke arasındaki mücadeleyi de… Ekonomik çıkarların nasıl karşı karşıya gelip, nasıl sürtünmeye başladığı ise herkesin malumu…

Neydi mesele?

ABD, emperyalist sistemin tepesindeki güç olarak durmaya devam ediyordu hâlâ. Rusya Federasyonu da bir yandan devasa kaynaklara dayanarak yeni bir emperyalist odak olarak sahne almanın yollarını ararken, diğer yandan Vaşington’un tacizlerini püskürtmeye bakıyordu.

Bunlar yeni değil.

Ancak Ukrayna’daki gelişmelerle birlikte, Rusya’nın mücadele stratejisinde önemli bir farklılaşma göze çarpar oldu.

Rusya, ABD’nin üzerine ideolojik olarak gidiyor. Hem de çok sert biçimde.

Bunun alt yapısı, Rus medyasının Putin tarafından yeniden düzenlenmesiyle oluşturulmuştu zaten. Birkaç yılda hantal, batılı rakipleri karşısında etkisizliğe mahkum yayın organları yerine son derece dinamik ve amaca uygun bir biçimde kurgulanmış bir şebeke örgütlendi.

Bu şebeke, başta ABD ve İngiltere olmak üzere, “muhalif” birçok gazeteci ve araştırmacı-yazar ile iletişime geçti, onlarla çalışmaya başladı.

Kısa sürede sonuç alındı.

Örnek olsun, Suriye’ye dönük askeri müdahale seçeneği masadayken Rus medyası ABD, Türkiye, İsrail, Ürdün, Katar gibi ülkelerin üstlendiği kirli rolü deşifre etmek konusunda büyük başarı elde etti. Arkasına hatırı sayılır bir istihbarat ağını alarak.

Ukrayna krizi ve Kırım’ın Rusya’ya bağlanması ile birlikte Rus medyası yeni bir cephe açıverdi: İdeolojik savaş!

Eric Draitser, Will Hart gibi “dış kaynakları” da kullanan Moskova yönetimi, ABD’yi çökmekte olan bir imparatorluk olarak tasvir etmeye, hatta aşağılamaya yöneldi. Bunun anlamı şuydu: Rusya Federasyonu artık, ABD’nin eski Sovyet Cumhuriyetleri’ndeki provokasyonlarını yalnızca yanıtlamak ya da boşa çıkarmakla uğraşmayacak, aynı zamanda karşı saldırıya da geçecekti.

ABD toplumunun çürümüşlüğünden ekonomisinin kırılganlığına, enerji, ulaşım ve haberleşme altyapısının dökülür hale gelmesinden suç örgütlerinin yaygınlığına varıncaya kadar hemen her başlıkta ABD’nin içişlerine karışan bir Rus medyası var artık.

Söylenenlerse yanlış değil. Sınıfsal çelişkilere ve toplumsal adaletsizliklere pek girmeden, daha çok sonuçlara odaklanan, yeryüzünün her tarafını saran ABD karşıtlığını arkasına almak isteyen, ahlakçı, ABD’ye karşı mücadelede kendini uluslararası hukuka bağlı hisssetmeyen bir Rusya’nın belirginleştiğini söyleyebiliriz.

Özgüvenle hareket ediyorlar…

Birleşmiş Milletlerin gereksiz ve ABD kuklasına dönüşmüş bir kurum olduğu yazılıyor örneğin… Federasyon yanlıları olarak kodladıkları Rus kökenli ya da Rusya ile birleşme taraftarı Ukraynalıların karadan havaya füzelerle helikopter düşürdüğü ve “kendilerini korumak” için silah kullanabildikleri de ifade ediliyor zaman zaman. Bu direnişçilerin temel insani hakları savunduğu vurgusu geriye çekilmeden…

Yani sadece mazlumu değil, muktediri de oynamaktalar.

Ve Sovyetler Birliği’ne özlem, sosyalizmden ustaca ayrıştırılarak, “süper güce özlem”e dönüştürülmekte. “Tıpkı Sovyetler Birliği dönemindeki gibi” diyor bazı yorumcular; itibarlı, ciddiye alınan bir büyük ülke…

Oysa Sovyetler Birliği, Rusya Federasyonu’nun bugün yaptığına cesaret edememişti. ABD’yle dişe diş mücadeleden kaçındı son Sovyet yöneticileri… Putin ise karşı hamlelere kararlı gözüküyor.

Ne yazık ki, burada söz konusu olan artık emperyalistleşen Rusya’dır.

Emperyalist bir odak olmanın yolu, başka ülkelerin siyasi ve ekonomik kararlarına yön verebilme yeteneği kazanmaktan geçiyor. Bu son tahlilde bir “ekonomik” kritedir ama ondan ibaret değildir. Şimdi Rusya, “etnik temelli” bir hamle yaparken, ideolojik bir saldırı da başlatarak, kendi egemenlik bölgesi olarak gördüğü alanda başına dert olan “Rus düşmanlığı”nı geriletmeye çabalıyor. Öte yandan bunu Rusçu bir kimlikle yaptığı sürece, Slav dünyasının bile bir bölümünü tamamen kaybediyor.

Rus milliyetçiliğini akılcı bir ABD eleştirisiyle dengeleme fikri mantıklı olsa bile, istenen sonucu vermeyebilir.

Ancak yine de Rusya Federasyonu’nun ABD’ye karşı açtığı yeni cephe önemsenmeli. Bu cephe Türkiye’yi içine alan geniş bir coğrafyayı etkileyecek. İzlemeye devam…

solhaber

[Bu yazı 971 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [100]
[2 Mayıs 2016] Aydınlanma davası devrim davasıdır ... [14 Nisan 2016] Erdoğan, Erdogan, Erdovan. ... [21 Mart 2016] Bombalar neyi anlatıyor, Türkiye patlamalarla nereye gidiyor? ... [14 Mart 2016] Ankara'da patlama ve kaos planı ... [24 Şubat 2016] Ey Obama söyle bakalım Erdoğan ılımlı mı değil mi? ... [21 Şubat 2016] Gericilikle mücadele nereye bağlanacak? ... [18 Şubat 2016] Ankara patlaması. Kim yaptı ve sabır neden taşıyor? ... [3 Şubat 2016] Erdoğan neden yeni Anayasa diye tutturuyor? ... [1 Şubat 2016] Zalim, canavar Esed gitmeden olmaz. ... [27 Ocak 2016] Şamar oğlanına döndürülen diktatör ... [16 Ocak 2016] Davutoğlu 15 aylık bebeyken ve aydınımızın hâli. ... [11 Ocak 2016] Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi? ... [4 Ocak 2016] Kimlikleriniz batsın demiyorum, zaten batıyor! ... [7 Aralık 2015] Venezuela "devrimi"nin sonu mu? ... [3 Aralık 2015] Barış süreci olmadı size dünya savaşı verelim ... [1 Aralık 2015] Avrupa'ya vize yok: Davutoğlu niye sırıtıyor? ... [25 Kasım 2015] Uçağı düşürdüler, şimdi cevaplasınlar bakalım! ... [20 Kasım 2015] Kim kimi ıslıklıyor? ... [15 Kasım 2015] Paris fırsatçılarına izin vermeyelim ... [13 Kasım 2015] Milli irade... ... [2 Kasım 2015] Seçim gecesi notları. ... [3 Ekim 2015] Ayağa kalk. Otur. Rahat! ... [1 Ekim 2015] Kahraman ırkımın... ... [29 Temmuz 2015] Bir manyağa teslim mi oldu ülke? ... [30 Haziran 2015] Japon kale! ... [25 Haziran 2015] Bir kez daha meşruiyet ... [2 Haziran 2015] Dindarlar ve solculuk... ... [26 Mayıs 2015] Türkiye'nin Erdoğan sorunu ... [29 Nisan 2015] ABD'nin ittifak sistemi dağılırken... ... [15 Nisan 2015] Devrim nerede kaldı? ... [17 Şubat 2015] Kaç kere söyledik, zamanı değil diye! ... [9 Şubat 2015] Biz buraya ne için gelmiştik? ... [15 Ocak 2015] Rengarenk. ... [6 Ocak 2015] Tayyip bizim iyiliğimizi ister elbet. ... [30 Aralık 2014] Yılbaşı bedduası ... [23 Aralık 2014] Sizin özlemlerinizi seveyim ... [27 Kasım 2014] Emperyalizm çağında solculuk ... [16 Ekim 2014] Sorumluluk. ... [16 Eylül 2014] Kadrolaşma ve kitleselleşme ... [6 Eylül 2014] Cumhuriyet Halk Partisi'nin açmazı ... [30 Ağustos 2014] İslami Devlet'ten Davutoğlu'na. ... [20 Ağustos 2014] İstikrar yoksa. ... [18 Ağustos 2014] IŞİD yeni bir 11 Eylül'dür ... [7 Ağustos 2014] Umut hırsızları ... [3 Haziran 2014] Beyaz atlı prens ... [28 Mayıs 2014] Türkiye ... [23 Mayıs 2014] Erdoğan'ın kitlesi... ... [21 Mayıs 2014] İstifa çağrısı... ... [19 Mayıs 2014] Diktatörü ?ayakta tutan ne? ... [16 Mayıs 2014] Öteki Türkiye yok ... [12 Mayıs 2014] Dışa doğru örgütlenme... ... [9 Mayıs 2014] Kazananlar, kaybedenler ... [5 Mayıs 2014] Sosyalizmin ?toplumsal ajanları ... [28 Nisan 2014] Sistem işliyor, halk. ... [5 Nisan 2014] Seçimler, Haziran ve sol ... [30 Mart 2014] Başlığı buraya yazın. ... [28 Mart 2014] Savaş, seçim, normalleşme. ... [27 Mart 2014] Oyları bölmek... ... [25 Mart 2014] Diktatör giderken aklımızı da götürmesin ... [24 Mart 2014] Provokatör diktatör ... [20 Mart 2014] Oyun bitti ... [19 Mart 2014] Aklı korumak, yarına hazırlanmak... ... [18 Mart 2014] Suçlu psikolojisi. ... [14 Mart 2014] Berkin'i uğurlarken... ... [11 Mart 2014] Ergenekon çökerken... ... [10 Mart 2014] Saldırılar ... [9 Mart 2014] Diktatör dönse! Mesela... ... [7 Mart 2014] Ne güzel uyuttuk sizi... ... [6 Mart 2014] Açık, ilkeli, ?dürüst siyaset... ... [4 Mart 2014] Ukrayna notları. ... [3 Mart 2014] Sokak... ... [1 Mart 2014] Erdoğan, 1980 ve 1997'nin çocuğudur ... [28 Şubat 2014] Dokunmayın, düşer, başa bela olur! ... [27 Şubat 2014] Aptal ... [26 Şubat 2014] Cemaat mi kazandı? ... [24 Şubat 2014] Küçükken mandolin çaldım, yetmez mi? ... [22 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: Siyaseti yok ediyorlar ... [21 Şubat 2014] Ukrayna olmamak için... ... [17 Şubat 2014] İnsanlar ve partiler... ... [15 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: 'Yalan söyleme hakkım var' ... [12 Şubat 2014] İnsan ... [7 Şubat 2014] Bilgi de neymiş canım! ... [6 Şubat 2014] Vurun Habertürk'e! ... [5 Şubat 2014] Kılavuzu karga olanın... ... [29 Ocak 2014] Anmak ... [22 Ocak 2014] Çok özel bir halk düşmanı. ... [21 Ocak 2014] Seçimi kazanayım derken. ... [20 Ocak 2014] Yurtseverlere özgürlük! ... [18 Ocak 2014] Örgütsüz bir halkı bitik diktatör bile yener ... [17 Ocak 2014] Kısa yazı. Mağduriyetten! ... [15 Ocak 2014] İnsanlık testi ... [14 Ocak 2014] Teşekkürler Akşener! ... [11 Ocak 2014] Tayyip senin için ne diyorlar öyle? ... [10 Ocak 2014] Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor? ... [9 Ocak 2014] Kemal Okuyan yazdı: Erdoğan nasıl biridir? ... [8 Ocak 2014] Ceset ... [5 Ocak 2014] Normalleşme, çözüm, sulh... Keşke! ... [3 Ocak 2014] 1997-2014 ... [2 Ocak 2014] Bu şebeke dağılır ya da dağıtılır ... [30 Aralık 2013] Sesli düşünelim... ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™