Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Sosyalizmin ?toplumsal ajanları
5 Mayıs 2014, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Sosyalist hareket nerede tıkanıyor?

Bu soruya değişik yanıtlar verilebilir. Biri doğru olacak diye bir kural yok. Sorunlar birbirinden kolay kolay ayrıştırılamayacak ölçüde iç içe geçmiş durumda.
Önce elde ne olduğundan, kazanımlardan, geleceğe umutla bakmamızı sağlayandan başlamalı.

Türkiye solunda sosyalist iktidar perspektifinde ısrar eden, yurtseverlik ve aydınlanmacılığı içsel bir olgu haline getirmeyi becermiş, devrimci siyaseti tarihsel bağlama yerleştirerek güvenceye almış bir komünist birikim var. Bu birikimin bir bölümü örgütlü hareket ediyor, bir bölümü ise örgütlü davranışı komünistliğin temel kuralı olarak görmesine karşın, çeşitli nedenlerle bu noktada değil.

Sonuçta, yine de, sosyalist mücadele açısından hiçbir biçimde küçümsenemeyecek bir birikime ulaşıldığı, bu birikimin örgütsel bir varlığa indirgenemeyecek bir harekette cisimleştiği açık.

Sorun şu ki, bu hareketin kendi içinde taşıdığı değer toplumsal zeminde kullanım değerine dönüşmüyor.

Tıkanma nerede yaşanıyor sorusuna buradan da yanıt verilebilir ve bana göre verilmeli.

Duruma bakalım… İnatçı, kararlı bir sol var. Solu daraltalım, inatçı ve kararlı, ciddi mevziler tutmuş bir komünist damardan söz edebiliyoruz. Seçimler bir göstergeyse, bu damar toplumsal ve siyasal zemine geçtiğinde hızla güç yitiriyor, daralıyor. Ama öte yandan sosyalist ideolojinin solun fiziki varlığının çok üstüne çıkan bir etkisi olduğunu da söyleyebiliyoruz.

Bunların hepsi doğru.

Bunların hepsi doğruysa, sosyalist ideolojinin toplumsal kanallarda ve siyasetin yoğunlaştığı koordinatlarda bir yeniden üretim ve temsiliyet sorunu yaşadığını kabul etmek durumundayız.

Türkiye büyük bir ülke. Dar anlamıyla “örgüt”ün iç kuvveti, dışarıya yetmiyor. Solun, sosyalizmin bu topraklardaki yüzyıllık birikimi ciddi izler bırakmış, kendisine tutunacak noktalar bulmuş. Ancak daha ötesi için sosyalist ideolojinin toplumsal ajanlarında bir yenilenme gerekiyor. Çünkü kadro düzeyinde 1960’lardakinden daha ileri noktalara ulaşan komünist hareket, aynı gelişkinliği toplumsal kanallarda ve siyasetin yoğunlaştığı kritik koordinatlarda gösteremiyor.

Sorunu kadroların toplumsal kimlik edinmesine indirgemek büyük hata olur. Mevcudu, yani solu, sosyalizmi çeşitli düzlemlerde temsil eden “kanaat önderleri”ni bulmak, onları toparlamak da bir aşamadan sonra işe yaramayacaktır. Çünkü mevcut, bütünüyle değersiz olmamakla birlikte, bugünün ihtiyaçlarını karşılamayaz haldedir ve işin gerçeği ortada solu, sosyalizmi temsil ehliyetine sahip yeterli miktarda kanaat önderi filan bulunmamaktadır.

Olsaydı, tablo daha farklı olurdu.

Sosyalist ideoloji ve siyasetin toplumsal ajanlarının yaratılması ve örgütlenmesi bir görev olarak belirginleşiyor.

Sosyalizm bugün örgütsel düzlemde farklı, toplumsal düzlemde farklı karakteristik özellikler taşıyor. Bu bir dereceye kadar olağan. Ancak, solun, sosyalizmin çok büyük bölümü örgütsüz olan toplumsal ajanlarının sosyalizmin örgütlü gücünün siyasal ve ideolojik rotasını beslemeyen, hatta onu kadükleştiren bir profil verdiğini de kavramalıyız.

Böyle devam ettiği sürece sol istediği sıçramayı yapamaz.

Sihirli formüllerden söz edemeyiz. Önümüzde bilinçli bir biçimde müdahale edilmesi gereken bir boşluk, planlanması gereken bir görev duruyor. Bilinmeli ki, öncü örgütlenmeyle aynı ideolojik ve siyasal kaba su boşaltan toplumsal ajanlar olmadan sosyalizm bir seçenek haline gelemiyor. Dahası öncü örgütlenme de kendinde bir olgu olarak durmaya devam ettikçe yıpranıyor.

Açık konuşacak olursak, Türkiye’de sosyalizm, devrimci dönüşümlere inancını ve bağlılığını yitirmiş, milliyetçilik, liberalizm ya da liberal radikalizmden kopamayan unsurların aracılığıyla yaygınlaşıp yerelleşemez. Bu yolun kapalı olduğu görülmektedir.

İşin özeti, sosyalizm mücadelesi organik toplumsal ajanlara gereksinmektedir.

 

 

SOLHABER

[Bu yazı 1264 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [100]
[2 Mayıs 2016] Aydınlanma davası devrim davasıdır ... [14 Nisan 2016] Erdoğan, Erdogan, Erdovan. ... [21 Mart 2016] Bombalar neyi anlatıyor, Türkiye patlamalarla nereye gidiyor? ... [14 Mart 2016] Ankara'da patlama ve kaos planı ... [24 Şubat 2016] Ey Obama söyle bakalım Erdoğan ılımlı mı değil mi? ... [21 Şubat 2016] Gericilikle mücadele nereye bağlanacak? ... [18 Şubat 2016] Ankara patlaması. Kim yaptı ve sabır neden taşıyor? ... [3 Şubat 2016] Erdoğan neden yeni Anayasa diye tutturuyor? ... [1 Şubat 2016] Zalim, canavar Esed gitmeden olmaz. ... [27 Ocak 2016] Şamar oğlanına döndürülen diktatör ... [16 Ocak 2016] Davutoğlu 15 aylık bebeyken ve aydınımızın hâli. ... [11 Ocak 2016] Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi? ... [4 Ocak 2016] Kimlikleriniz batsın demiyorum, zaten batıyor! ... [7 Aralık 2015] Venezuela "devrimi"nin sonu mu? ... [3 Aralık 2015] Barış süreci olmadı size dünya savaşı verelim ... [1 Aralık 2015] Avrupa'ya vize yok: Davutoğlu niye sırıtıyor? ... [25 Kasım 2015] Uçağı düşürdüler, şimdi cevaplasınlar bakalım! ... [20 Kasım 2015] Kim kimi ıslıklıyor? ... [15 Kasım 2015] Paris fırsatçılarına izin vermeyelim ... [13 Kasım 2015] Milli irade... ... [2 Kasım 2015] Seçim gecesi notları. ... [3 Ekim 2015] Ayağa kalk. Otur. Rahat! ... [1 Ekim 2015] Kahraman ırkımın... ... [29 Temmuz 2015] Bir manyağa teslim mi oldu ülke? ... [30 Haziran 2015] Japon kale! ... [25 Haziran 2015] Bir kez daha meşruiyet ... [2 Haziran 2015] Dindarlar ve solculuk... ... [26 Mayıs 2015] Türkiye'nin Erdoğan sorunu ... [29 Nisan 2015] ABD'nin ittifak sistemi dağılırken... ... [15 Nisan 2015] Devrim nerede kaldı? ... [17 Şubat 2015] Kaç kere söyledik, zamanı değil diye! ... [9 Şubat 2015] Biz buraya ne için gelmiştik? ... [15 Ocak 2015] Rengarenk. ... [6 Ocak 2015] Tayyip bizim iyiliğimizi ister elbet. ... [30 Aralık 2014] Yılbaşı bedduası ... [23 Aralık 2014] Sizin özlemlerinizi seveyim ... [27 Kasım 2014] Emperyalizm çağında solculuk ... [16 Ekim 2014] Sorumluluk. ... [16 Eylül 2014] Kadrolaşma ve kitleselleşme ... [6 Eylül 2014] Cumhuriyet Halk Partisi'nin açmazı ... [30 Ağustos 2014] İslami Devlet'ten Davutoğlu'na. ... [20 Ağustos 2014] İstikrar yoksa. ... [18 Ağustos 2014] IŞİD yeni bir 11 Eylül'dür ... [7 Ağustos 2014] Umut hırsızları ... [3 Haziran 2014] Beyaz atlı prens ... [28 Mayıs 2014] Türkiye ... [23 Mayıs 2014] Erdoğan'ın kitlesi... ... [21 Mayıs 2014] İstifa çağrısı... ... [19 Mayıs 2014] Diktatörü ?ayakta tutan ne? ... [16 Mayıs 2014] Öteki Türkiye yok ... [12 Mayıs 2014] Dışa doğru örgütlenme... ... [9 Mayıs 2014] Kazananlar, kaybedenler ... [7 Mayıs 2014] ABD'ye karşı yeni cephe ... [28 Nisan 2014] Sistem işliyor, halk. ... [5 Nisan 2014] Seçimler, Haziran ve sol ... [30 Mart 2014] Başlığı buraya yazın. ... [28 Mart 2014] Savaş, seçim, normalleşme. ... [27 Mart 2014] Oyları bölmek... ... [25 Mart 2014] Diktatör giderken aklımızı da götürmesin ... [24 Mart 2014] Provokatör diktatör ... [20 Mart 2014] Oyun bitti ... [19 Mart 2014] Aklı korumak, yarına hazırlanmak... ... [18 Mart 2014] Suçlu psikolojisi. ... [14 Mart 2014] Berkin'i uğurlarken... ... [11 Mart 2014] Ergenekon çökerken... ... [10 Mart 2014] Saldırılar ... [9 Mart 2014] Diktatör dönse! Mesela... ... [7 Mart 2014] Ne güzel uyuttuk sizi... ... [6 Mart 2014] Açık, ilkeli, ?dürüst siyaset... ... [4 Mart 2014] Ukrayna notları. ... [3 Mart 2014] Sokak... ... [1 Mart 2014] Erdoğan, 1980 ve 1997'nin çocuğudur ... [28 Şubat 2014] Dokunmayın, düşer, başa bela olur! ... [27 Şubat 2014] Aptal ... [26 Şubat 2014] Cemaat mi kazandı? ... [24 Şubat 2014] Küçükken mandolin çaldım, yetmez mi? ... [22 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: Siyaseti yok ediyorlar ... [21 Şubat 2014] Ukrayna olmamak için... ... [17 Şubat 2014] İnsanlar ve partiler... ... [15 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: 'Yalan söyleme hakkım var' ... [12 Şubat 2014] İnsan ... [7 Şubat 2014] Bilgi de neymiş canım! ... [6 Şubat 2014] Vurun Habertürk'e! ... [5 Şubat 2014] Kılavuzu karga olanın... ... [29 Ocak 2014] Anmak ... [22 Ocak 2014] Çok özel bir halk düşmanı. ... [21 Ocak 2014] Seçimi kazanayım derken. ... [20 Ocak 2014] Yurtseverlere özgürlük! ... [18 Ocak 2014] Örgütsüz bir halkı bitik diktatör bile yener ... [17 Ocak 2014] Kısa yazı. Mağduriyetten! ... [15 Ocak 2014] İnsanlık testi ... [14 Ocak 2014] Teşekkürler Akşener! ... [11 Ocak 2014] Tayyip senin için ne diyorlar öyle? ... [10 Ocak 2014] Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor? ... [9 Ocak 2014] Kemal Okuyan yazdı: Erdoğan nasıl biridir? ... [8 Ocak 2014] Ceset ... [5 Ocak 2014] Normalleşme, çözüm, sulh... Keşke! ... [3 Ocak 2014] 1997-2014 ... [2 Ocak 2014] Bu şebeke dağılır ya da dağıtılır ... [30 Aralık 2013] Sesli düşünelim... ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™