Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Sol' garezi
26 Nisan 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

Seçim gündemi arasında gürültüye gitmesine razı olamadığım bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum; eski kuşak solcuların bitmez tükenmez sol düşmanlığı!
Eski solcular, seksenli yıllardan itibaren tuhaf bir dönüşüm hikâyesi yaşıyorlar. Birinci dalga, 12 Eylül’den hemen sonra geldi. ‘Canını kurtaran’ bazıları solculuğun aslında nasıl muzır bir iş olduğunu yaza yaza bitiremediler. Ama ‘kimse kızmasındı, kendilerini yazıyorlar’dı. Dava adına gençlikleri kaybolmuştu; Özal devrinde keşfettikleri bireysellikle, renkli hayatlarla, daha önce neden tanışamamışlardı? Bunun sorumlusu sol ideolojiler, hareketler, hatta ‘siyasal’ olmanın kendisi idi. Büyük dönüşüm geçirenlerin kimisi sol siyasetlerle bağını tamamen kopardı. Diğer birçoğu, sade suya tirit bir düşünsel hesaplaşma ardından, ‘solu yeniden tanımlama’ adı altında kendilerine bir ‘koza’ örüp, içine çekildi. Ancak, sol adına ahkâm kesme alışkanlıklarını bir türlü bırakmadılar.

Eski solcuların tutumu
Neyin değiştiğini, neden değiştiklerini anlatma, siyaseti farklı biçimlerde yorumlama çabası son derece anlaşılır bir şey. Dahası, hakkı verilerek yapılırsa, çok önemli ve değerli bir şey. Ancak, çoğunlukla durum bu yönde gelişmedi. Kendini anlatmanın yerini, başkalarını yargılama ve hüküm verme aldı.
90’lı yılların siyasal gündemini İslamcılığın belirlediği ve 28 Şubat döneminde, kendini liberal veya demokrat olarak tanımlayan eski solcular, tartışmaya fazla müdahil olmak istemediler. En liberalleri, ‘cami ve kışla arasına’ sığamayacaklarını ilan etti, en demokratları ‘Müslümanların neden demokrasi kuramayacağını’ anlatmaya koyuldu. ‘Kamu hizmeti verenlerin değilse de, alanların başörtüsü takabileceğini’ savunanlar, özgürlükçülükte sınır tanımayanlar sayıldı.     
2002’de, AKP’nin tüm baskı ve dayatmalara karşı mücadele edip iktidara geldiği dönem, bu olayın ardındaki demokratik dinamiği önemseyip, destekleyen sol demokrat yok değildi, ama bir avuçtu. O zamanlar daha henüz, ‘halka rağmen de olsa daha kaliteli bir demokrasi adına seçim sonuçlarına itiraz eden’lerin sesi yüksek çıkıyordu. Sonra ne olduysa oldu, demokrat, liberal aydınların büyük kısmı ‘sır kapısı’ndan geçti, AKP’nin, ‘Türkiye’nin başına gelen mucize’ olduğu keşfedildi. Bu dönemin ‘çok uzun ve çok hazin hikâyesi’ni yazmaya daha zaman var.

Akan’ın açıklamaları
Bu hikâyenin bugüne gelene kadarki bölümünün özeti ise; eski solcuların, 12 Eylül sonrası içine düştükleri siyasi-varoluşsal sorundan, AKP’nin ‘start’ verdiği, ‘darbe ve darbeciler ile mücadele’ çerçevesinde bir nebze çıktıkları, özgüven kazandıkları ve o özgüvenle ilk iş yeniden sol siyasetlerin ne kadar kötü olduğunu anlatmaya bıraktıkları yerden devam etmeye girişmeleri.
Son olarak, Tarık Akan’ın ancak magazin yazarlarını ilgilendirmesi gereken açıklamaları, sol siyasetle, güya ‘hesaplaşma’ vesilesi oldu. Koca koca adamlar, fırsatı ganimet bilmiş, Tarık Akan üzerinden, sol siyasetin nasıl ‘darbeci’ olduğunu anlatmaya girişmişler. ‘Ne zamandan beri sol siyasetleri Tarık Akan temsil ediyor’ diye soran, en dağdağalı günlerde Tarık Akan’ın, Emel Sayın ile kırlarda koşturduğu filmlerle meşgul olduğunu hatırlayan yok. Hazır kendine solcu diyen ve darbe savunan biri varken, faturayı sol siyasetin gelmişine geçmişine kesmek kurnazlığına kadar düşülmüş.
Geçmişe karşı bu ne bitmez kinmiş! İnsan geçmişte gönül verdiği bir davaya ilişkin hiç mi güzel bir şey hatırlamaz? ‘Teorisi öyle, tarihi böyle ama, uyandırdığı umudun yerini hiçbir şey alamadı’ diye hayıflanmaz?
Her şey bir yana, bu ne ruhsuzluk, ne nursuzluktur, gölgesinde kalan her şeyi kurutuyor!

(Milliyet 26.04.2011)

[Bu yazı 1956 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™