Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Başbakan Başsavcı Başyargıç!
17 Nisan 2014, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

BİZİM siyaset geleneğimizde, iktidarların başının idare mahkemeleri ile başlarının genellikle hoş olmadığını söyleyebiliriz.

Bir yandan idari yargının kendisini “devleti korumakla yükümlü” hissetmesi, diğer yandan hükümetlerin güçler ayrılığı kavramından pek hoşlanmaması nedeniyle bu yadırganacak bir durum da değildi.
Yargı, askeri dönemlerin yarattığı anayasalar ile çerçevesi çizilen “düzeni” koruma saikiyle hareket ediyordu, buna karşılık yasama organını da kontrolü altında tutabilen yürütme organı, gizli-açık bu düzen ile mücadele etmek durumundaydı.
Ama 30 yıllık gazetecilik yaşamımda, adli yargı ile kavgaya tutuşan bir hükümet ya da Başbakan gördüğümü hatırlamıyorum.
Recep Tayyip Erdoğan’a kadar!
Adana’da, MİT kamyonlarının durdurulması ile ilgili soruşturmada, tutuklananların mahkeme tarafından serbest bırakılmaları üzerine söylediği şu sözlere bakın:
“Adana’da bir vatansever savcı çıktı, hem casusluk faaliyetleri hem de hukuksuz dinlemeler konusunda soruşturma başlattı. Bazı zanlılar da gözaltına alındı ve tutuklandı. Aradan birkaç gün geçmeden, işte o paralel çetenin mensupları devreye girdiler ve soruşturmaya müdahale ettiler. Birileri tehdide boyun eğmiş birileri de haşhaşı fazla kaçırmış olabilir. Ama biz asla geri adım atmadan bu çetenin üzerine gideceğiz.”
Hızını alamayıp, devam ediyor:
“Biz yargıdaki bu çeteleşmeyi, yargının bir kısmına sirayet etmiş bu kokuşmuşluğu dile getirdiğimizde siyaset yargıya müdahale ediyor diye birileri ayağa kalkıyor. Adana’da çok açık bir ihanet var. Çete mensupları eliyle, hainler lehine karar alabiliyor.”
Yani Başbakan’a göre, memleketin yargıçları, sırf bir davada tutuklama kararını kaldırdılar diye “tehdide boyun eğmiş, haşhaşı fazla kaçırmış, çete mensubu” olabiliyorlar!
Oysa, çok yakın zamana kadar gereksiz tutuklamalardan, uzun tutukluluk sürelerinden söz eden ve bunun için “demokratik yargı paketini” yasalaştıran da kendi hükümetiydi.
Tutuklama işleminin hangi şartlar oluştuğunda yapılacağı belli.
Deliller toplandıysa, sanıkların kaçma olasılıkları yoksa mahkemeden beklenen zaten yargılamayı tutuksuz yapması değil miydi?
Ama belli ki artık sırf hükümeti yönetmek, TBMM’yi kontrol altında tutmak Başbakan’a yetmiyor.
Davaların hem savcısı, hem hâkimi olmak da istiyor.
Bir mahkeme heyeti, sırf Başbakan’ın istediği bir kararı vermedi diye “haşhaşı fazla kaçırmış, tehdide boyun eğmiş, çeteleşmiş” diye ilan edilebiliyor.
Böyle bir ülkede, herhangi bir yargıcın veya savcının sırf “hukuku” gözeterek davranabilmeleri mümkün mü?
Adana’daki şüphelilerin, “casus ve hain” olduğuna Başbakan karar verecek ve onun kararına göre mahkemeler de ceza kesecekse, böyle bir ülkede demokrasiden, bağımsız yargıdan, hukukun üstünlüğünden söz edebilir miyiz?

Yasa dışına çıkmış bir Vali

İSTANBUL Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarına izin verilmeyeceğini açıkladı.
Geçen sene, ilan edilmemiş bir olağanüstü hal uygulaması yaratarak, bütün İstanbul’u ev hapsine mahkûm etmişti, belli oldu ki bu sene de durum değişmeyecek.
Taksim’de 1 Mayıs kutlaması yapmak, çocukça bir hevesten kaynaklanmıyor.
Taksim’de 1 Mayıs kutlamak, bu ülkenin demokratikleşme mücadelesinde sembolik bir anlama sahip.
Sadece solcular için değil, gerçek demokratlar için de demokrasi mücadelesinde bu meydanın önemli bir yeri var.
Ve üstelik bununla ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten herkesin uyması gereken bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı da var!
DİSK ve KESK’in, 2008 yılı 1 Mayıs kutlamalarında toplantı ve gösteri yapma hakkının ihlal edilmesi ile ilgili olarak yaptığı başvuru ile ilgili kararını, AİHM 2012 yılında verdi.
Mahkeme, toplantı yapma özgürlüğünün, toplantının istenilen yerde yapılmasını da kapsadığını hüküm altına almış.
“Soyut ve kanıtlanamayan gerekçeler” ile bu hakkın ortadan kaldırılmasının insan hakları ihlali olduğunu belirtiyor.
Bu hükümet döneminde yapılan Anayasa değişikliği ile (2004), Anayasa’nın 90. maddesine şu hüküm eklendi:
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinde düzenlenen AİHM’nin zorunlu yargı yetkisini 1989 yılında kabul etti.
Sözleşmenin 46. maddesinde şöyle deniliyor: “Yüksek Sözleşmeci Taraflar, tarafı bulundukları herhangi bir vakada Mahkemenin kesin/nihai hükmü ile bağlı olmayı üstlenirler.”
Hükümet, AİHM’nin Taksim’de 1 Mayıs kutlanması ile ilgili kararına itiraz hakkını kullanmamış ve karar kesinleşmiş.
Peki bu durumda Vali, Anayasa’ya, yasalarımıza, AİHM kararlarına açıkça aykırı bu işlemi yapma cesaretini nereden buluyor?
Kimden olacak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan tabii!
Valisi yasa dışına çıkmış, Anayasa’yı ve kanunları takmayan bir ülkede yaşıyoruz, çünkü Başbakan öyle olmasını istiyor!

 

hürriyet

[Bu yazı 945 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™