Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi
15 Nisan 2014, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Türkiye egemenleri uzun vade, yapısal dönüşüm gibi terimleren denk geldiği alanda hep başarısız olmuşlardır. Bizimkilerin becerisi kriz idaresidir.

Çok gerilere gitmeyelim. II. Dünya Savaşı sonrası değişimi düşünün. Proje “iyiydi”, doğrusu. Hem “faşizme karşı demokrasinin zaferi”ne uygundur, hem de Batı’nın, demokrasi kavramını faşizme karşı mücadeleyi taşıyan halklardan, onların arkasındaki sosyalist ülkelerden gasp etme oyununa. Türkiye’nin hem içi hem dışı, hem ideolojisi hem kurumları, hem de ekonomisi değişecektir... NATO’ya girilecek, Batıyla buluşulacak, dinselleşmenin önü açılacak...

1950’de bir yola girilir. On yılın sonunda krize açılan bir yol. Ekonomide kriz vardır. Diplomaside kriz vardır. Laiklikte kriz vardır. Devlette kriz vardır.

Koskoca 12 Eylül darbesi de öyle değil mi? Onca idam, baskı... “her şeyi değiştirmek” içindi. 1983’de seçmenlerin Kenan Evren’i dinlemeyip askerin has partisi yerine onun sivil kardeşine, ANAP’a oy vermeleri sorun değildi. Asıl mesele sonraki on yılda ortalığın toz duman olması, Kürt savaşı, her seçimden başka partinin çıkması, siyasette merkezin çökmesiydi. Bahar eylemleri kapıyı açtı ve sonra dikiş tutmadı. Ekonomide de ‘94 krizi, 2001 krizi...

Tabii ki bitmedi; AB bir “grand” proje olarak piyasaya sürüldü. “Tek maksat KİT’leri yağmalamak, Türkiye tarımını yemekti”, demek tatminkar olmaz. Bunlar önemli, ama AB Türkiye için bir dönüşüm modeliydi. O yolda giden Türkiye Batının parçası olacak ve içerde krizlere karşı bünyenin bağışıklık sistemini garantiye alacaktı... Kaç yıl sürdü?

Erdoğan çizgisinin, Yeni-Osmanlı veya 2. Cumhuriyet olarak olumlanmasından “AKP faşizmi” algısına geçiş de fazla zaman almadı. Elbette memleketin önemli bir kısmı AKP’ci olmaya devam ediyor. Ama artık bu bir toplum modeli, büyük proje, dönüşüm programı değil. Krizi yönetmeye çalışıyorlar. O kadar.

Kendinden önceki deneylerin başına ne geldiyse, o. Önce yüksek iddialar, pahalı yatırımlar. Sonra risklerin patlaması ve sallanan çatıyı, kirişi tutma çabaları. İlkinde iflas kaçınılmaz. Geriye kriz idaresi kalıyor; orada fena değiller.

AKP artık bu etapa geçti. İlk ortaya atıldığında, halkın cumhurbaşkanını seçecek olması bir rejim modelinin parçasıydı. Halk tarafından seçilen güçlü cumhurbaşkanı, aşağı yukarı başkan demekti.

Şimdi, eskaza Erdoğan seçilmezse, iki ay sonra “kaldıralım cumhurbaşkanlığını canım” diyeceklerine emin olun. Maksat yangın söndürücülüğü. Aynı HSYK veya Anayasa mahkemesi gibi, MİT tartışması veya AB süreci gibi...

“Büyük proje” bu kadar günübirlikçiliği, bu ölçüde pervasız faydacılığı kaldırmaz.

Cumhurbaşkanlığı seçiminden dönüşüm, yapılanma, vb “ciddi işler” artık çıkmaz. Cumhurbaşkanlığı krizin bir sonraki istasyonudur.

Kriz treni 1 Mayıs’ta, Gezi patlamasının veya çocuklarımızın ölüm yıldönümlerinde durur mu, bilemem. Ama 10 Ağustos-24 Ağustos arası kriz momentidir. O kesin.

Anons yapıldı. Hazırlıklar başladı. Halk da hazırlanmalı... Hiç gecikmeden.

* * *

Gazetemizin yaşadığı mali zorluklarla ilgili yaptığımız çağrı hemen yankı bulmaya başladı. Dijital abonelik işlemlerinin yeniden canlandığını gördük, kimi yerlerde okurlarımızın yan yana gelip “her gün iki gazete” dediklerini duyduk. “Elimden ne gelir” sorusu günlük işleyişimizin parçası haline gelmeye başladı.

Sağolun! Sorunu birlikte aşacağımıza güveniyoruz. Bu dayanışma arttığı ölçüde, daha kısa süre içinde...

Çağrının yankıları bir yana, yaptığımız açıklamayı dedikodu malzemesi olarak kullananlar da çıkıyor. Yok kapanıyormuşuz, yok kendi içimizde şöyle sorunlar varmış, şu yazar şunu demiş de... İşimiz çok, bunlarla uğraşacak zamanımız yok. soL gazetesinin politik misyonlarının yanı sıra bir de etik misyonu var: Halka yalan söylemeyiz. Ne haberlerimizde, ne niyetlerimizde, ne başka şeyde. Boş verin. Dayanışmaya hız verin.

[Bu yazı 878 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [29 Mayıs 2014] Muhalefet dediğin ... [24 Mayıs 2014] Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu? ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [16 Mayıs 2014] Reyhanlı, Soma, meşruiyet ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [24 Şubat 2014] Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar? ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [20 Mart 2013] Akıl var mantık var ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [15 Kasım 2012] Kim kazanır? ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [18 Ekim 2012] Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade... ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [15 Mayıs 2012] Hiç mi tartışmasak? ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [7 Kasım 2011] Ezmek için mi, çözmek için mi? ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™