Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
DÜNYANIN İSTİKAMETİ
29 Mart 2014, Av. Reha TAŞKESEN
, Av. Reha TAŞKESEN
İlim tercümeyle değil, incelemeyle olur.
Mustafa Kemal
 
Türkiye’nin yoğun ve o kadar da tartışmalı olan gündemi giderek tekdüze, can sıkıcı, zaman öldürücü ve gücümüzü tüketici bir karakter kazanmaya başlamıştır. Sonucu bakımından çok da hayırlı olmayacağı anlaşılan bu sürecin kazananı da olmayacağı görülmektedir. Anlamsız söylemlerin ve eylemlerin egemen olduğu ve bireyin, toplumun, kurumların fiziksel ve ruhsal yapılarında derin yaralar açan adeta sanal diyebileceğimiz bu gündemin, geride bıraktığı/bırakacağı hasarın ne şekilde onarılabileceği ise henüz yanıtı olmayan bir sorunlar yumağı olarak ortada durmaktadır.
 
Türkiye, içerisinde bulunduğu açmazlar ile birlikte bir çözümsüzlük noktasına doğru hareket ederken; dünya küresel ölçekte sorunlara çare üretmek istikametinde önemli arayışlar içerisine girmiştir.
 
Gerçekte küresel konulara ilişkin karar organlarında bulunan ülkeler ile birlikte aynı trende yer alan Türkiye, adeta aynı tren içerisinde ısrarla geriye doğru koşma gayreti içerisindedir1.
 
Bugünkü konumuz Türkiye ile ilgili değildir. Bu kez başımız biraz kaldırarak belki de görmek istemediğimiz ya da görmemiz istenmeyen dünyanın gündem oluşturan önemli bazı sorunları ve bu sorunlara çözüm arayışlarıdır konumuz.
 
Her yıl Ocak ayı içerisinde küresel ölçekte üç önemli etkinlik yaşanır. Bu üç etkinlik bir yerde, dünyanın ve küresel kurumların geride kalan yıl içerisindeki gelişmeleri dikkate alarak içerisinde bulunulan yıla ilişkin öngörülerini seslendirdikleri etkinliklerdir2. Bu etkinlikler çerçevesinde geleceğe yönelik önemli ipuçlarının yakalanması da mümkündür. Anılan etkinlikler; “Dünya Ekonomik Forumu”, ABD başkanlarının geleneksel “Birliğin Durumu” konuşması ve “Münih Güvenlik Konferansı” olarak bilinmektedir3.
 
Neredeyse eş zamanlı olan bu etkinlikler dünyadaki olası gelişmelere ışık tutması bakımından önem arz etmektedir.
 
Erken etkinlik “Dünya Ekonomik Forumu” (DEF) olup bu yıl da önemli gündem konuları ile toplanmıştır. Forum, önemli siyasi şahsiyetlerin, küresel ekonomik kurum yöneticilerinin ya da kişilerinin küresel ve bölgesel ekonomik konular üzerine öngörülerini ortaya koydukları bir tartışma ve paylaşma ortamıdır.
 
DEF bu yıl “Dünyanın Yeniden Şekillenmesi: Sosyal, Siyasal ve Ekonomik Sonuçları” başlığını ana tema olarak seçmiştir.
 
Bir tespit yapmak gerekirse; Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Avrasya’nın bütünleşmesi, Çin’in eş zamanlı olarak bir ekonomik oyuncu olarak ortaya çıkması, Afrika’nın GSH’daki artış ve tüketme alışkanlığının yükselme eğilimine girmesi, küresel bir kriz yaşanıyor olması, bilişim teknolojisindeki devrim niteliğindeki gelişmeler küresel ölçekte önemli sosyal, siyasal ve ekonomik dalgalanmalara neden olmuştur4. Bu sürecin bir süre daha devam edeceği görülmektedir. Dolayısıyla da olası sonuçlarının araştırılması kaçınılmaz bir zorunluluk ve aynı zamanda da (ilgilenenler için) bir sorumluluk olarak ortaya çıkmıştır.
 
DEF ekonomik temelde geleceğin nasıl şekilleneceğine özel önem vermektedir. Bu nedenle de yeni fikirlere, pazar gereksinmelerini karşılayan yeni tasarımlara/uygulamalara (inovasyon), buluşlara açık bir ortamdır5. Burada dikkat çeken diğer bir husus da katılımcı olarak davet edilen bir kısım kişilerin (küresel ortamı şekillendirenler/global shapers) 30 yaş altında olması koşuludur. Yani gençlere, genç fikirlere değer veriliyor olmasıdır. DEF anlamak ve almak isteyen kişiler, kurumlar ve ülke sorumluları için önemli bir paylaşım alanıdır.
 
DEF ortamı her kesimden önemli kişilerin düşüncelerini ve öngörülerini açıkladığı ve paylaştığı bir ortam olmasına karşılık, bazı ülkeler (hala konunun ne olduğunu anlamadıklarından olsa gerek) bu ortama bir iki bakan ile katılmak suretiyle resmi görüşün ifade edilmesi ile ya da uygulamalarının doğruluğunu savunmakla yetinmişlerdir.
 
Ne bir şey verebilmişler ve ne de bir şey alabilmişlerdir.
 
İkinci önemli etkinlik ABD başkanlarının geleneksel “Birliğin Durumu” konuşmasıdır.
 
Bu yıl Başkan tarafından yapılan “Birliğin Durumu” konuşmasının önemli konu başlıkları: “Devlete/Hükümete Güven”, “Ekonomi ve İstihdam”, “Enerji”, “İklim Değişikliği”, “Eğitim”, “Kadın Hakları”, “Uluslararası Güvenlik”, ve “Özel Hayatın Gizliliği” olarak tespit edilmiştir.
 
Başkanın/Hükümetin yukarıdaki konularla ilgili yaklaşımı doğru ve açık bir şekilde ifade edilmiştir. Başkan “Washington’un daha iyi çalışması ve halkının güven duygusunun yeniden yapılandırılması konusunda taahhütte bulunduğunu” ifade etmiştir6. Ekonominin ivme kazanması ve yeni iş alanlarını açılması ise diğer bir konudur. Bürokrasinin azaltılması ve ülkenin altyapısının yenilenmesi istikametinde önemli ve hızlı açılımlar yapılması düşünülmektedir. Enerji konusundaki sıçrama ise belki de üzerinde en çok durulması gereken konudur.
 
ABD geride kalan 50 yıl içerisinde “kaya gazı/petrolü” üretimi konusunda önemli gelişme kaydetmiştir. Bu konudaki teknolojik sıçrama ile enerji bağımlılığı ortadan kalkmış, kendine yeterli hale gelmiş ve hatta enerji ihraç edebilecek noktaya ula