Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Yüzde 10' barajı, istikrarın düşmanı
21 Nisan 2011, Kadri GÜRSEL
, Kadri GÜRSEL

Dün bu yazı için bilgisayarın başına oturduğumda Anadolu Ajansı’na aşağıdaki iyi haberin düşmüş olduğunu gördüm:
“İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi, BDP Milletvekili Sebahat Tuncel’in avukatlarının başvurusunu değerlendirerek, milletvekilliği adaylığına engel teşkil ettiği bildirilen 1 yıl 6 aylık hapis cezasını 6 ay hapse çevirip, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.”
Haber iyiydi, çünkü Tuncel’in Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla mahrum bırakıldığı seçilme hakkının iadesini en azından temenni edilmesine imkân veriyordu.
Sebahat Tuncel’in milletvekili olma hakkını, bir yıldan fazla hüküm giydiği için elinden alan YSK da yargı organı, yapılan başvuru neticesinde bu cezayı anında üçte biri oranına indirip Meclis yolunun Tuncel’e yeniden açılabileceğine dair umutlanmamıza vesile olan İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi de yargı organı... Ama verdikleri kararların tabiatları arasındaki fark politik...
Bu arada, “Adaylık iptalleri politik değil” diye bir açıklama yapıldı YSK’dan.
Hukukçular ve uzmanlar kararın hukuki olup olmadığını tartışabilir... Amma ve lakin iptallerin politik bir yönünün olmadığı, eşyanın tabiatı gereği ileri sürülemez.
Çünkü Kürt sorunu gibi hayli politikleşmiş bir mesele karşısında, siyasi sonuçlarının ne olacağını bile bile, her türlü siyasi mülahaza ve tedbiri dışlayarak karar almak aslında politik bir tercihtir.
İptal kararının ne gibi politik sonuçlar doğurduğunu önceki gün İstanbul, Van, Diyarbakır, Şırnak ve Mardin sokaklarındaki bol çatışmalı gösterilerde gördük; Washington ve Brüksel’den gelen tepkili açıklamalarda işittik.
Kürtleri dün de sokağa döken iptal kararı, dünyada demokrasimizin kalitesi ve temsil yeteneği hakkında yeni soru işaretleri yarattı.
İçeriden bakınca görülen ise seçim güvenliği ve siyasi istikrarın riske atılmasıdır; 12 Haziran seçimleriyle oluşacak yeni parlamentonun meşruiyetinin gölgelenmesidir.
Ülke sokaklarının karışması, yüksek yargı organının güya apolitik bir kararla bozup parçaladığının, bir yerel mahkeme tarafından politik hassasiyet ve ivedilikle tamir edilmesi için yetti.
En azından Sebahat Tuncel bahsinde bu böyle oldu.
YSK’nın izaha muhtaç bir ihbar mektubuna da dayandırılan “Kürt milletvekillerini tırpanlama” denemesiyle başlayan kriz nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, en azından şunu bir kez daha öğretmiş olmalıdır:
Krizin kaynağı ne AKP iktidarının elinin henüz YSK’ya uzanamıyor oluşudur, ne de YSK’daki hâkim ideolojidir, ne de bu iki aktörün açık ya da saklı niyetlerinin ne olduğudur.
Bu krizin kaynağında başka gözlemcilerin de saptadığı gibi, Türkiye’nin utancı olan, bir hak ve oy gaspı mekanizması olarak çalışan “yüzde 10”luk seçim barajı vardır.
Bu yüzde 10 rezilliği olmasaydı BDP seçimlere parti olarak katılacak ve Meclis’te aldığı oy oranında temsil edilecekti.
Önceki gün Türkiye’de yaşanan olaylar, siyasi istikrar ve güçlü iktidar sağlasın diye getirilen yüzde 10 barajının, artık istikrar bozucu bir faktöre dönüştüğünü göstermiştir.
Sadece ahlaksız ve anti-demokratik değil... Artık sözde varlık nedeni olan istikrarı da ortadan kaldırmaya başlayan bir ucubedir yüzde 10 barajı. Bu ülke istikrarı artık seçim barajlarında değil, temsilde adalette, eşitlikte, çoğulculukta ve katılımcılıkta aramak zorundadır.
Adaylık iptallerinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kürt meselesi artık yoktur” demesinden sadece birkaç saat sonra açıklanması, kendisi için talihsiz olmuştur.
İptal kararının kışkırttığı Kürt öfkesi, “Kürt meselesi artık yoktur, Kürtlerin meseleleri vardır” diye henüz konuşmuş bir Başbakan’a ve onun partisine değil de neye yönelecekti?
Başbakan Erdoğan’ın Kürt meselesini Kürtlerin sırtına yıkıp vaziyeti idare etmek gibi bir seçim yaptığı çok açık...
Erdoğan arkasında açılımın hayal kırıklıklarını, şişeden çıkmış cinlerini ve karşılanmamış beklentilerini bırakarak Kürt sorunundan firar etmeseydi, bu kriz bu kadar kolay çıkar mıydı, ya da çıkartılabilir miydi, doğrusu şüpheliyim.

(Milliyet 21.04.2011)

[Bu yazı 1687 kez okundu]
Kadri GÜRSEL

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[1 Eylül 2013] Katile 'katil' deyin, beladan da uzak durun ... [24 Haziran 2013] 'AKP'nin Yükselişi ve Düşüşü' ... [31 Aralık 2012] Devletin ve milletin arkasına saklanmayın ... [24 Aralık 2012] Meşru gücünün sınırlarında ... [6 Eylül 2012] Haber adem, Türkiye badem ... [3 Eylül 2012] 'Son'a kadar Davutoğlu'yla ... [30 Ağustos 2012] Bir ülke işte böyle parçalanır ... [27 Ağustos 2012] PKK'nın stratejik derinliği ... [16 Temmuz 2012] Basın özgür değilse, kimse özgür değil ... [9 Temmuz 2012] Laik Türkler daha iyisini hak edebilir ... [2 Temmuz 2012] Kürt taleplerine, Türklerin cevabı ... [28 Haziran 2012] Milletin meselesi, nasıl 'milli mesele' olur? ... [14 Haziran 2012] Seçmeli Kürtçe: Çok az, çok geç ... [28 Mayıs 2012] Başkanlık sistemi zararlı ve tehlikeli ... [27 Mayıs 2012] Zombiler karşısında gergin ve endişeli ... [17 Mayıs 2012] Cemaat Fener'i ele geçirmek istemiyor ... [6 Mayıs 2012] Video komplosu: Kim kazandı, kim kaybetti? ... [29 Nisan 2012] Olmayan demokrasi ihraç edilemez ... [26 Nisan 2012] Ankara'nın tek ortağı Barzani ... [25 Mart 2012] Emzik planı ... [19 Mart 2012] Türkiye'nin imajını bozanlar kimlerdir? ... [15 Mart 2012] O gazeteciler dışarıda, gazetecilik hâlâ hapiste ... [8 Ocak 2012] İran için vakit çok geç (Davutoğlu için de...) ... [22 Aralık 2011] 'Soykırım Yasası'na AB kalkanı ... [1 Aralık 2011] Böyle özür dilenmez ... [20 Kasım 2011] Türkiye-İsrail Yeniden düşünmek -1- ... [13 Kasım 2011] Kürt cinini şişeye tıkmak ... [3 Kasım 2011] ABD Irak'tan çekilirken... ... [15 Eylül 2011] Savaştan söz etmenin dayanılmaz hafifliği ... [11 Eylül 2011] Gazze 'milli dava' değildir ... [11 Ağustos 2011] Hakikaten, polisin dağda ne işi var? ... [4 Ağustos 2011] Askerin 'dönüş bileti' yok mu sanıyorsunuz? ... [17 Temmuz 2011] Anlamsız savaş, popülist siyaset ... [7 Temmuz 2011] 'Üç Büyükler' düzenine operasyon ... [26 Haziran 2011] Meclis, 17 yıllık hatasını telafi etmeli ... [23 Haziran 2011] 'Sıfır sorun': Halep oradaysa arşın burada ... [19 Haziran 2011] Alevi'yse ne var bunda? ... [6 Haziran 2011] 'Müslüman demokrasi' palavrasının sonu ... [26 Mayıs 2011] Seks kasetleri: Nereden biliyorsun? ... [23 Mayıs 2011] Demokrasi için, 'gücü azaltılmış Erdoğan' ... [11 Nisan 2011] Arap baharı, Kürt yazı ... [3 Nisan 2011] Türkiye Cemaat'e büyük geldi ... [28 Şubat 2011] Müslüman demokrasi iş başında ... [31 Ocak 2011] 'Mısır İslam Cumhuriyeti' ...
Kadri GÜRSEL
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™