Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı!
20 Nisan 2011, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

YÜKSEK Seçim Kurulu’nun bazı bağımsızların milletvekili adayı olamayacaklarına ilişkin kararı kanunlara uysa bile vicdanlara uymuyor.

YSK kararını Anayasa ve yasalara dayandırıyor ancak bu durum sonuçları itibariyle siyasi bir karar vermiş olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Bu karar seçilme ve seçme hakkını yok ediyor, siyasetin doğal mecrasında ilerlemesinin önünü tıkıyor.
Ancak, YSK’yı eleştirmeden önce aklımızdan çıkarmamamız gereken durum şudur: Türkiye’de seçimlerde uygulanan yüzde 10 barajı bugünkü sorunu yaratan esas nedendir.
Eğer, geniş bir demokratik temsile izin veren bir seçim sistemine sahip olsaydık, bugün “BDP’nin bağımsız adayları” gibi bir sorunumuz da olmayacaktı.
Aynı kişiler veto edilseler bile BDP onların yerine yenilerini bildirebilecek ve seçimlerin demokratik niteliğine gölge düşmeyecekti.
İki sözünün birinde “ileri demokrasi getiriyoruz” diyen bir iktidarın, seçim barajını düşürmeye yanaşmaması ortaya çıkan tablonun sorumluluğunu da hükümetin üzerine yüklüyor.
Yüzde 10’luk baraj, son genel seçimlerde halkın yüzde 15’inin iradesinin TBMM’ye yansımaması sonucunu doğurmuştu. Şimdi BDP’nin öteki bağımsız adaylarını da geri çekmesi ve seçimleri boykot etmesi söz konusu olursa yeni seçilecek meclisin temsil yeteneği daha da zarar görecek.
Bu sonucun yaratılmasında hükümetin baraj inadı kadar BDP’nin adaylarını belirlerken yasaları ve YSK açıklamalarını hiç dikkate almamış olmasının da rolü var.
Yasaları ve YSK’nın 14 Mart’ta yayımladığı duyuruları dikkatle incelemiş olsalardı, başka bölgelerde yaptıkları gibi yedek adaylar belirleyebilirler ve bugün karşılarına çıkan sorunu aşabilirlerdi.
İçinde bulunduğumuz dönemde YSK kararıyla yaratılan sorundan daha büyüğü de kuşkusuz ki BDP’nin öteki adaylarını da seçimden çekmesi ile gerçekleşecek.
BDP’nin bu yola sapmamasını diliyorum. Var olan olanaklar içinde demokratik siyasi mücadeleden vazgeçmemeleri hepimiz için en hayırlısı olacak.
‘Marjinal grupların işi’!
SAĞLIK çalışanlarının dün başlattıkları eylem için Sağlık Bakanı “marjinal grupların işi” dedi.
Başbakan da zaten üniversite sınavındaki şifre skandalını protesto edenleri böyle görüyor.
Birileri, toplumda kötü gittiğini düşündükleri bir şeyi protesto etse ya da haklarını aramak için demokratik gösteri haklarını kullansa hep aynı şey oluyor: Marjinal gruplar, birileri tarafından kışkırtılmış insanlar, amaçlarının ne olduğu belli tipler vs.
Böyle oluyor, çünkü iktidar partisini yönetenler için demokratik hakların kullanımı ancak hükümet isterse mümkün olabilecek bir durum.
Başbakan kendisini her şeyin ve herkesin üzerinde görüyor. O varsa hiçbir konudan endişe etmeye gerek yok, “Bunların teminatı benim” diyor.
Bir hukuk devletinde kişisel teminatların değil, Anayasa ve yasalarla korunan kişisel hakların önemli olduğu hiç aklına gelmiyor.
Ülkenin tek hâkimi olmak istiyor. Anayasa’yı değiştirip, “Başkan Baba” olmayı, ülkeyi de partisi gibi yönetebilmeyi istiyor.
O nedenle bu seçim, Türkiye tarihinin en önemli seçimlerinden biri olacak.
ÖSYM Başkanı meğerse ‘kopyacı’ imiş!

BU iddiayı geçen gün bir okuyucumdan aldığım e-postada okudum. Konuyu araştırıyordum ki TV 8’in bunu çoktan yaptığını ve haberleştirdiğini öğrendim. TV 8’in haberinden aktarıyorum.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, doktorasını Loughborough Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra 1990 yılında Türkiye’de yayımlanan “Teknik ve Tekstil” adlı dergide dokuz bölüm süren bir yazı dizisi yayınladı.
Makale, Peter Latzke isimli bir Alman bilim adamının yazdığı bir makalenin tam tercümesiydi.
Prof. Dr. Demir, sadece ilk bölümün başında Latzke’den kısaca söz ediyor ancak Latzke’den yaptığı alıntıları kaynak gösterme gereği duymadan makalesine devam ediyor.
Bu durum önce Leeds Üniversitesi’nden Prof. Mike Denton’un dikkatini çekiyor.
Denton’un, Loughborough Üniversitesi yönetimine başvurması üzerine konu Tekstil Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gordon Wray’a iletiliyor.
Önemli bölümü tercüme olan yazı dizisinin bu şekilde yayınlanmasını akademik ahlak açısından kabul edilmez bulan Dr. Wray soruşturma başlatıyor.
Dr. Wray, uzun tartışmalardan sonra, Dr. Demir’in kariyerini tümden bitirecek bir adım atmak yerine akademisyen dostlarının da ricalarını kıramayarak, Teknik ve Tekstil dergisinde bir özür yazısı yayınlatmasına razı oluyor.
Bunun üzerine dizinin 9. bölümün başına bir açıklama konuluyor. Şöyle: “Doç. Dr. Demir bu çalışma için Melland Textiberichte’den yazılı izni şimdi elde etmiş bulunmaktadır. Yazılı izni serinin yayınlanmasından önce elde etmediği için Doç. Dr. Demir hem Latzke’den hem de Melland Textilberichte’den özür diler ve verdikleri izin için de teşekkür eder.”
Akademik dünyada bu yapılanın adına “intihal” deniliyor.
Bilimsel hayatının başında böyle bir akademik suç işleyen kişinin, bugün kopya iddialarına yol açan sınavı yapan kurumu yönetiyor olması da kaderin AKP’ye bir cilvesi olmalı.

 

(Hürriyet 20.04.2011)

[Bu yazı 2026 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™