Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Olmayan devletin sırrı!
30 Mart 2014, İlhan CİHANER
, İlhan CİHANER

Savaş kışkırtmaları açığa çıkınca gene yaygaraya başladılar. Çaresizliğin, zavallılığın, halka ihanetin dibine vurdukları halde bazı kavramlarla durumu kurtarmaya çalışıyorlar: Devlet sırrı, ulusal güvenlik, casusluk, ihanet, isyana teşvik, güvenlik zaafiyeti, hatta özel hayatın gizliliği! Sonuncusu anlaşılabilir ülkeyi “babasının çiftliği” olarak gören zihniyet, yayın yasağını da pek ala özel hayat, haremime girdiler gibi gerekçelere dayandırabilir!

Hele birazcık olayları takip eden herkesin kestirebildiği, Hatay’da sokaktaki çocukların bile dillendirdiği bir provokasyon ihtimalini önceden dillendirenlere yönelttikleri suçlamalar var ki, “stratejik derinliğin” nasıl derin bir cehalet ve zavallılığa dönüştüğünün son ispatı.

Yahu açın okuyun Suriye üzerine yazılmış makaleleri. Neredeyse hepsinde, Başbakanın Süleyman Şah Türbesine “saldırıyı” -ya da başka bir “saldırıyı”- imkan olarak değerlendirmek isteyeceği güçlü bir ihtimal olarak öngörülüyor.

Ben bile bir çok yazımda öngörmüşüm. Eylül 2013’de “Bayrak Etrafında Toplanma” başlıklı yazımda; “Despotların ve zordaki muhterislerin, bu etkiden (bayrak etrafında toplanma etkisi) faydalanmak için, yapay olarak böyle bir kriz çıkardıkları ya da olayları böyle kullandıklarının örnekleri çoktur.” demişim. Gene tarihte savaş gerekçesi yapılan Tonkin Körfezi provokasyonu, Nazi Almanyasının Polonya’ yı işgaline gerekçe gösterdiği uydurma saldırı, Lusitania gemisinin batırılışı gibi örnekleri vermişim. Yalnızca soL’da defalarca bu tehlikeye dikkat çekilmiş.

Ne diyor “derin stratejik fiyaskonun mimarı”; “laf aramızda Başbakan da telefonda (Süleyman Şah Türbesine saldırı) bu gerektiğinde bir imkan gibi değerlendirilmeli bu konjonktürde dedi yani”

Laf aramızda kısmı sahiden komik kaçmış! Derinlik dedikleri işte bu sığlık!

Tabii hükümetin matbuatındaki gülünçlük de ayrı. Öğrenildi, kaydedildi, belirtildi yüklemleriyle biten, ne idüğü belli olmayan yazılar. Yoksul halk çocuklarının ölümü üzerinden yürütülen savaş planlarının vehametini örtmeye çalışıyorlar. Onlar için -faydası yok biliyorum ama- uzun bir alıntıyı tekrar vereceğim:

“yalnızca özgür ve kısıtlanmamış bir basın hükümetteki yolsuzluğu açığa çıkarabilir. Hükümetin herhangi bir biriminin halkı aldatmasını engellemek, onları yabancı topraklarda, yabancı kurşunuyla ölüme göndermesini engellemek, özgür basının sorumluluklarının en önde gelenidir...Vietnam Savaşını getiren hükümetin etkinliklerini açığa çıkartarak gazeteler ülkemizin...beklediği bir görevi soylu bir şekilde yerine getirmişlerdir.” Zeynep Alemdar, Oyunun Kuralı, sayfa 17-18)
(Bu alıntı ABD’nin Vietnam’daki savaş suçlarına ilişkin Pentagon Belgeleri’nin yayınlanmasının engellenmesi için açılan davada red kararı veren yargıç Black’in gerekçesinden.)

Hükümet ve matbuatının servis edilen bu konuşma nedeniyle bu kadar yaygara yapmasının gerekçesi üzerine de düşünmek gerek. Ulusal güvenlik yaygarası ile yolsuzluklar nedeniyle getirdikleri Twitter ve YouTube yasakları gibi sansür uygulamalarını daha kolay meşrulaştıracaklar. Fethullah Gülen cemaatine yapacakları operasyonu da mütedeyyin kesim nezdinde meşrulaştıracaklar. Öte yandan yolsuzluk soruşturmasının kaderini de bu kavramlar (ihanet, casusluk, milli güvenlik, devlet sırrı vs) üzerinden tartışacaklar.

Çok daha vahim olan, başbakanlık ofisinde bulunan böcek ve kriptolu telefonlarla yapılan kabine içi görüşmelerin servis edilmesi olaylarında bile bu kadar yaygara yapmamışlardı. Önceki dinleme skandallarını ise (Genelkurmay Başkanlarının, yüksek yargıçların dinlenilmesi vs.) cemaatle birlikte alkışlamışlardı. Bu nedenle kaygıları samimi olmadığı gibi, fırsata çevirmek için adeta dört elle sarıldılar bu ses kaydına. Pespayeliklerini, yetersizliklerini, sığlıklarını, “casusluk olayına maruz kalmış, mağdur ve vatansever devlet adamları” yaygarası ile örtmeye çalışacaklar.
Şimdi bilmem kaçıncı kez casus arayacaklar, böcek arayacaklar.

Çağrım savaş provokasyonu planı içeren bu konuşmayı göz ardı edip, hala bu hükümete destek verenlere;

Hükümetin tezleri doğru olsa bile (yani konuşmayı servis edenin Gülen cemaati olduğu ve milli güvenlik meselesi olduğu iddiaları) ,en azından, MİT krizinden -hele hele 17 aralıktan- bu yana aşırı teyakkuzda olan/olması gereken hükümetin tüm birimleriyle bu kadar becereksiz olmasının hesabı sorun hiç değilse. Anlaşılıyor ki Suriye’de dökülen kanı ve dökülecek kanı umursamıyorlar. Hiç değilse yalanlarının hesabını sorun.

Bu arada Hükümete gene önerim var; Fethullah Gülen’e göre “cinler bir çok işte istihdam edilebilirmiş. Örneğin gizli haberleşmede cinler rizikosuz biçimde kullanılabilirmiş. Cinleri etkin bir şekilde kullanmanın yolunu bulan devlet, geleceğin süper devleti olacakmış!” (Bilim ve Gelecek, Sayı 95)
Araştırmalarında cinleri ihmal etmesinler! Ya da “süper devleti”.

solhaber

[Bu yazı 784 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™