Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
MUSTAFA SÖNMEZ: AKP için oyunun sonu
20 Mart 2014, Mustafa SÖNMEZ
, Mustafa SÖNMEZ

İktisatçı-yazar Mustafa Sönmez, okurların beğenisine sunulan yeni kitabı ‘AKP-Cemaat: Çatışmadan Çöküşe'de, AKP ve Cemaat çatışmasını tüm geçmişiyle mercek altına alıyor; çatışmanın yakın tarihine ışık tutuyor

 

MUSTAFA SÖNMEZ: AKP için oyunun sonu
Okuyucu Modunu Aç Yazıyı Büyüt:

IRMAK AKINCI irmak.akinci@gmail.com @akinciirmak

Mustafa Sönmez, 'Sonun başlangıcı, Dış desteğin çöküşü, Gezi direnişi travması, AKP-Cemaat sürtüşmesi ve Yolsuzluk üzerinden savaş' başlıkları altında AKP iktidarının inişleri  yükselişleri ve AKP’ nin tüm tarihini konu edinen kitabıyla ilgili soruları yanıtladı.

»"AKP-Cemaat: Çatışmadan Çöküşe”  henüz piyasaya çıkmışken, siz sıcak gelişmeleri ve AKP ile Gülen Cemaati arasındaki çatışmadaki asıl dinamikleri ne olarak görüyorsunuz?
AKP’nin 11 yıllık tarihinde bir yükseliş, bir de düşüş dönemi var. Yükselişini hazırlayan koşullar, onun inişinde de etkili oldu. Kitapta çıkışı hazırlayan iç ve kaldıraçları merkez partilerin tükenişi ve İslamcı koalisyon ortakları arasında uyum, İslamcı koalisyona başta ABD ve AB olmak üzere sağlanan dış destek, 2000’lerin dünya ekonomisi ve iç ekonomik ikliminin sunduğu elverişli ortam, İslamcı koalisyonunun, askeri vesayeti ve geleneksel iktidar blokunu geriletme operasyonlarına “sol liberalizm”in sağladığı (ahmakça) destek olmak üzere dört başlıkta topladım. Bu dört kaldıraç, AKP’yi 2002’den bu yana iktidara taşıdı ve yükseltti. Ama 2011 seçimleri ertesinde bu kurgu bozulmaya, AKP’yi ayakta tutan payandalar kaymaya, çatırdamaya başladı.

»İnişi hazırlayan etkenleri satırbaşlarıyla nasıl özetliyorsunuz?
Kitabın giriş bölümünde, AKP’nin dörtlü bir basınç altına girdiğini yazdım. Şöyle özetledim; birincisi dış desteğin zayıflaması; ABD’nin “ılımlı İslam” formülünden vazgeçmesi, bölgesel güç vehmine kapılan RTE’li AKP’yi “çizmesi”; ikincisi artan otoriterleşme ve başkanlık eğilimleri ile iktidardan dışlandıklarını hisseden Fethullah Gülen Cemaati’nin direnci ve çatışma, üçüncüsü dış kaynakla büyümenin yarattığı cari açık kırılganlığı, dünyada değişen parasal iklime uyumsuzluk ve dördüncüsü ise özgürlüklerine sürekli kısıtlama getirilen her sınıftan muhalifin sokağa çıkışı ile Gezi İsyanı; artan Kürt muhalefeti ve cesaretlenen CHP.

»ABD ile Cemaat’in AKP’ye karşı duruşlarında bir eşgüdüm var mı? Yoksa bir tarihi tesadüf mü?
Gülen Cemaati’nin öteden beri ABD ile uyumu dikkatlerden kaçmaz. Gülen Cemaati kendisine oyun sahası olarak sadece Türkiye’yi görmez, dünyayı görür. Merkezi de Türkiye değil, ABD’dir. Gülen’in Pensilvanya’da ikameti seçmesi tesadüf değildir. Bütün iç ve dış politikalarda Cemaat’i ABD ile çatışırken göremezsiniz. Bu, İsrail konusunda da böyledir, İran konusunda da. RTE ve çevresinin bileklerinin iki güç, ABD ve Cemaat tarafından bükülmeye başlaması da eşzamanlıdır.

»ABD ne zaman ve neden gözden çıkardı sizce Başbakan'ı?
AKP üstünden “Ilımlı İslam” formatıyla, İslam radikalizmine çözüm bulduğuna en az bir süre için inanan ABD, son yıllarda bu konuda yanıldığını anladı. AKP’yi, daha doğrusu RTE’yi “azleden” gelişmelerden biri bu oldu. ABD’de bu fikrin pekişmesine RTE-Davutoğlu’nun dış politika yanlışları eklenince süreç daha da hızlandı. Kendilerine bir bölgesel güç vehminde bulunan bu “Yeni Osmanlıcı” ikili, ABD’nin “at değişimi” fikrini, öteki hatalarıyla birlikte hızlandırdılar. Arap isyanlarına değin, Batı’daki dış politika çevrelerinde, politik İslamın “ılımlı” kanadının sandıktan çıkarak iktidar olmasına olanak sağlamanın, radikal İslamı etkisizleştirilebileceğine ilişkin bir inanç hâkimdi. AKP ile Türkiye deneyimi de adeta bu inancı destekliyordu. Bu “ılımlı” kanadın temsilcileri Mısır ve Tunus’ta iktidara geldiler, ama devleti yönetemediler. Radikal kanat hızla gelişti, Kuzey Afrika’dan Suriye’ye kadar büyük çaplı silahlı yapılarla etkinliğini hızlandırdı. Bu gelişmeleri gözleyen ABD, AKP’nin son yıllarının pratiğinden de rahatsız olmaya başladı.

»Hangi pratikler bunlar?
"Çırak” ve kısmen “kalfa” döneminde güçler ayrımına “katlanan” RTE, “ustalık” döneminde kılıcını çekti. Özellikle sivil-asker bürokrasinin sandıktan çıkmış “seçilmişlerin” önünü kestiğini, bu “atanmışlara” haddini bildirmek gerektiğine hükmetti. Bu, parlamenter demokrasinin temel prensibi olan güçler ayrımını tanımamak ve giderek otoriterliğe ve kutuplaşmaya, çatışmaya davet demekti. ABD, biraz geç de olsa fark etti ki, “ılımlı” sıfatıyla rahatlama sağlasa da politik İslam, iktidara gelince devleti, toplumu, gerektiğinde şiddete baş vurarak, totaliter bir yapı oluşturacak yönde yeniden şekillendirmeye kalkıyor. Politik İslamın , devlet -sivil toplum-özel yaşam ayrımlarını yok sayması tesadüf değil. Tersine onun yapısal bir özelliği. Türkiye gibi dünya kapitalizmi ile bütünleşmede bir hayli yol almış, hızla kentleşmiş, ücretlileşmiş bir toplumsal formasyonla politik İslamın uyumsuzluğu anlaşıldı. Görüldü ki, sandıktan çıktım, her istediğimi yaparım, anlayışı bir saplantı halinde. Bu, çok tehlikeli, kutuplaştırıcı, çatıştıran bir duruş. Buradan devrim kazalarına bile uğrar bir ülke. ABD bunu göze alamazdı.

»Kitabınızda “Bölgesel güç” olma vehminden rahatsızlığa da dikkat çekiyorsunuz…
Evet, öyle. ABD’yi rahatsız eden ve güven sorunu yaratan gelişmelerin bir ayağı da, RTE-Davutoğlu ikilisinin “Bölgesel güç” vehmine kapılıp bölgede ABD’nin hiç onaylamadığı bir Yeni Osmanlıcılık oynamaya kalkmalarıyla ilgiliydi. Bu, kendisini Irak, Suriye, Mısır politikalarında ve İsrail ile ilişkilerde hep gösterdi.
AKP döneminde Türkiye’ye dış kaynak girişi olmadık boyutlarda aktı. Bunun nedenlerine ayrıca gireriz, isterseniz. Bu, yılda 40 milyar dolarlık dış kaynak akışını, konjonktürün bir lütfu olarak algılayamayan, üstelik bunun “sürdürülebilir bir büyüme” yaratmayıp çok önemli cari açık kamburu yaratarak Türkiye’yi hızla kırılgan bir ekonomi durumuna getirdiğini fark etmeyen, ya da etmek istemeyen AKP rejimi ve onun lideri, bu gazla bölgede bir “alt-emperyalist” olma hevesine kapıldı. Bu da Washington'dan sert tepki gördü.


»Neden tepki gördü?
Suriye’de, ABD’den neredeyse kopuk, Esad’ın defterini dürmeye kalkan, bunun için El Kaide’nin de dahil olduğu Suriyeli muhaliflere açık-örtük her tür desteği verip ABD’yi de sürekli müdahaleye davet eden AKP rejimi, bu delibozuk tavrıyla da ABD’nin keyfini kaçırmıştı. 2013 yazında Mısır’da “ılımlı İslam”Mursi’ye danışmanlık yapan RTE-Davutoğlu ikilisi, Mursi’sinin darbesi ile uzaklaştırılmasına direniş çağrısı çıkaran Türk ılımlı islamı , ABD için bitmiş sayılırdı. Zaten Gezi Direnişi’ne polis şiddeti ile verdiği karşılık ve tüm toplumu hızla kutuplaştıran tavrı ile RTE, Obama yönetimi için fişi çekilmiş lider sayılabilirdi artık.
Artık AKP, ılımlı İslamla örnek, ekonomik mucize yaratan ülke değildi. AB, Gezi Direnişi’yle birlikte farklı bir RTE yüzü görmüştü ve dehşet içindeydi. Buna 17 Aralık yolsuzluk operasyonları karşısında verdiği hukuksuz, daha da otoriter tavır sadece tüy dikiyor.


»Başbakan, bütün bu dış alemin dozu artan eleştirilerini umursamadan yoluna devam edebilir mi? Onlara rağmen kendi rejimini tesis ederek hükümet edebilir mi?
Bunu deniyor denemesine…Brüksel’de HSYK konusunda başka konuşup burada bildiğini okudu. Her icraatı artık dışarıda skandal olarak niteleniyor. Herhangi bir yönlendirmeye gerek kalmadan uluslar arası medya tefe koyup çalıyor. Ama o, bunları önemsemeden kapağı 31 Mart’a atmaya ve sandıktan çıkacak sonucu, eleştirilere karşı en önemli kalkan yapma çabasında.

»Sandıktan anlamlı bir oy kaybı çıkmaz ise ne olur?
Böyle bir ihtimal, kayba uğrama ihtimaline göre daha zayıf. Ama çıkabilir de, buna hazırlıklı olmak gerekir. Ancak yine de Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim rauntları var. Onlara aynı enerjiyle girmesi tabii ki söz konusu olmayacak. En önemlisi, fiili hayat var. Başta maddi hayat, yani ekonomi. Orda olan biteni yönetmesi iyice zorlaşıyor. Rüzgârını ancak dışarıdan giren sermaye ile temin eden bir çark var. O rüzgâr kesilince bu çark da duruyor. Döviz yükseliyor, onu önlemek için faizi yükselttiler. İkisi de yıpratıcı önlemler bunlar. Şimdiden iç tüketim daraldı, homurtular artmaya başlar. İşten çıkarmalar başlar. Ertelenmiş enerji zamları ile homurtular biraz daha yükselir. Ellerinde bir maliye kartı var oynayabilecekleri, devlet geliri ve harcamaları üstünden bir süre alevleri yatıştırabilirler ama sınırsız bir su tankı değil bu yangını söndürecek… Onun için yine dışarıdan para girişi gerekli. O ise iyice zorlaştı.

»Neden zorlaştı?
Birincisi, AKP dışarıya hep ekonomide “mucize yaratan” imajı pazarladı. Oysa öyle değildi. Dışarıdan akan kaynakların önemli bir kısmı, dış ticarete konu olmayan başta inşaatta, servis sektörlerinde kullanıldı, hovardaca ithalat yapıldı, ihracatçı sektörler ise ihmal edildi. Sektörlere rekabet gücü kazandıracak politikalar hep kağıt üstünde ve güdük kaldı. Bunun sonucu olarak da kırılgan bir ekonomi kaldı elde. 2013’te 65 milyar dolara ulaşan cari açığı ve milli gelirinin yüzde 8,2’sine varan cari açığıyla her yerde “En kırılgan ekonomi” olarak adlandırılıyor Türkiye. İkincisi, Mayıs 2013’te ABD’de Fed’in sıkılaştırılan para politikaları ile yeni bir para iklimine geçti dünya. Bu iklimle yabancı para, yüzünü dışarıya, ABD’ye döndü. Kırılgan Türkiye ekonomisi de kaynak kaybı ile hızla aşağı doğru hızla inmeye başladı. Bu yabancı soğuması, TL’ye hızla değer kaybettirdi. Üçüncüsü , yolsuzluk operasyonları ile patlayan politik kriz ekonomiye daha çok kan kaybettirdi. Şimdi ortada her gün bir hukuksuzluğu, bir kayırmacılığı, antidemokratikliği sergilenen bir Başbakan’ın hükümeti var. Meşruiyetin kaybolması her şeyin sonudur zaten. Bu hükümet içeride ve dışarıda meşruiyetini yitirdi. Bu da oyunun sonu demektir.

***

Kürt siyaseti, AKP ve Gülen Cemaati

 

»Kürt siyasetinin, AKP-Cemaat çatışmasındaki pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kürt siyaseti olarak tanımladığımız PKK-BDP siyaseti, hep kendi programını önde tutan, bütün iç ve dış gelişmeler, süreçler ile ilgili pozisyon almada, kendi hedeflerine öncelik tanıyan bir siyaset. ABD’ye de böyle bakıyor, Cemaat’e de, AKP’ye de CHP’ye de, Türk soluna da... Yeni bir gelişme, süreç, onun hedeflerine denk düşmüyorsa hemen karşı tavır alıyor, kim olursa olsun yanında yer alıyor. Bu, kısa vadede amacına hizmet etse de uzun vadede, hareketi açmazlara, çelişkilere sürüklüyor. Bunu hem Gezi Direnişi sırasında hem AKP-Cemaat çatışmasında gözlemledik. Gezi Direnişi patladığında, bu durum barış sürecini baltalıyor diyen Kürt siyaseti, direnişi ulusalcıların bir komplosu demeye vardırdı teşhisini. Gezi Direnişi AKP’yi sarsacak, bu da onlara çözüm yolunu açacak aktörün yara alması demekti onlar için. Çok sorunlu bir değerlendirmeydi. Neyse ki, akıl hızlı galebe çaldı, özeleştiri yapıp Gezi’nin bileşenleri arasına katıldılar. Ama bu kez AKP-Cemaat çatışması çıkınca, çözümde adım atmanın karşılığı olarak seni Cemaat’ten koruruz dediler AKP’ye…Cemaatin, birçok şeyde olduğu gibi, Kürt meselesinde de kendine has bir politikası yok. ABD’ye bakıyor hep. Orası nasıl duruyor, neye onay veriyorsa, onlar da öyle tavır alıyorlar. ABD, kitabımda uzun uzun anlattığım AKP’nin Kuzey Irak petrolü odaklı Kürt politikasını doğru bulmuyor. O nedenle, bu temeldeki hamleleri hep engelliyor. Kürt siyaseti, hem Kürtlerin özgürlük mücadelesi hedeflerini hem de Türkiye’nin genel demokratikleşme hedeflerini ortaklaştırmadan, buna dönük ortak dil ve eylem üretmeden sonuç alınamayacağını artık öğrenmeli. Bu meselede ne yazık ki hepimiz pek de başarılı değiliz.

Editör : Deniz Sarı

 

birgün


[Bu yazı 895 kez okundu]
Mustafa SÖNMEZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [74]
[27 Temmuz 2015] Hedef, savaş konsepti ile MHP oyları. ... [12 Mayıs 2014] Ekonomi, AKP'yi aşağıya çekiyor. ... [2 Temmuz 2013] Taksim-Tahrir: Ekonomi ve asker... ... [24 Haziran 2013] Şimdi de ekonomi çatladı, sık bakalım... ... [8 Haziran 2013] Yolcudur Abbas; bu sokak durmaz... ... [17 Mayıs 2013] El parasıyla Bölgesel Güç olunur mu? ... [13 Mayıs 2013] RTE, Obama'yı sıktı; Cemaat partileşiyor mu? ... [27 Nisan 2013] AKP, 400 milyar doları nasıl çarçur etti (2) ... [24 Nisan 2013] Dış borç ödemede tehlikeli viraj... ... [20 Nisan 2013] Asker-polis bütçeleri ve yeni Kürt pozisyonu ... [9 Nisan 2013] Artan Kürt göçü ve mesajları (1) ... [27 Mart 2013] Tükenişten serüvene AKP rejimi ... [1 Şubat 2013] Yüzde 1'in Sömürüsü Anadili mi Seçiyor?.. ... [30 Ocak 2013] Ne Yüzde 1'i, Yüzde Yarımın Türkiyesi... ... [25 Ocak 2013] 24 Ocak: Neoliberal 'Yık-Yap'ta 32 Yıl... ... [4 Ocak 2013] Medyada Geçen Yıl ve Bu Yıl. ... [24 Aralık 2012] 2012'nin Sınıfsal Bilançosu (1) Finans Sermayesinin İşleri Tıkırında ... [8 Aralık 2012] Gelir Uçurumu Ayağa Dolanıyor. ... [21 Kasım 2012] Yabancı Hazıra Geliyor, Üretmiyor. ... [16 Kasım 2012] Krize Endeksli Muhalefete Not. ... [24 Eylül 2012] Aile Borca Battı Büyüme Yattı. ... [5 Eylül 2012] AKP'yi Dibe Çeken 5 Alan, 5 Bakan ... [25 Ağustos 2012] Kürtsüz, Kürt Sorunu Çözülür mü? ... [22 Ağustos 2012] Akıl Tutulmasından Bizi Koru!.. ... [10 Ağustos 2012] Petrol Odaklı 'Kürt Federalizmi'. ... [28 Temmuz 2012] Suriye Kürtleri ve Şaşkın AKP. ... [25 Temmuz 2012] Avrupa'nın Borç Batağı Büyüyor ... [16 Temmuz 2012] Yabancıya 10 Yılda 109 Milyar Dolar... ... [6 Temmuz 2012] 'Kürt Bölgesi' Var mı, Sınırları Nedir? ... [4 Temmuz 2012] 'Cumhuriyet Duruşu've Rehine Medya. ... [29 Haziran 2012] Bunca Kambur ile Nasıl Savaşacaksın? ... [22 Haziran 2012] İneğe Öykünen Kurbağa Misali... ... [6 Haziran 2012] Kürt Sahnesinde Gecikmiş CHP ... [1 Haziran 2012] Adalet Yanıltıyor; Tutuklu Yüzde 60! ... [28 Mayıs 2012] İnşaatçı AKP'nin 'Dönüşüm' Hinlikleri. ... [9 Mayıs 2012] Çöken Kapitalizme 'Sol' Ne Yapabilir? ... [4 Mayıs 2012] Geçim Zorlaşacak. ... [14 Nisan 2012] Demokratik Özerklik ve Parçalanma Korkusu ... [9 Nisan 2012] 'Cemaat', Oldu 'Hizmet'; Kürtler, Yeniden Çatlak. ... [6 Nisan 2012] Grev Hakkı Üstünden 12 Eylül ve AKP Rejimi ... [23 Mart 2012] CHP'de Rapor Var, Politika Yok. ... [17 Mart 2012] Kaç Kişi, Nerede İş Buldu? ... [7 Mart 2012] Kadına Saygıda Üçüncü Sınıfız. ... [29 Şubat 2012] Avrupalı Yoksullar 115 Milyonu Aştı ... [20 Şubat 2012] Fil Tepişmesinde Milyar Dolarlar. ... [27 Ocak 2012] Ya IMF Haklı Çıkarsa? ... [18 Ocak 2012] Sağlık Balonu Sönüyor ... [30 Aralık 2011] Türkiye'yi 2012'de Neler Bekliyor?.. ... [9 Aralık 2011] AB'de Gerçek Sorun: Yüzde 18 İşsizlik. ... [12 Kasım 2011] Avrupa 4 Parça. ... [4 Kasım 2011] Yol Ayrımında Kırık Hayaller ... [29 Ekim 2011] Afete Karşı Yerel Örgütlenme ... [17 Ekim 2011] Bir Maniniz Yoksa, Komünizm Gelecek ... [1 Ekim 2011] Borcu, Açığı Bırak, Araba Geyiğine Bak... ... [17 Eylül 2011] Suzan Hanım'a Doğru Bilgi Verin. ... [7 Eylül 2011] Duble Yolun Nesi Marifet? ... [12 Ağustos 2011] Krize Karşı Emek Barikatı... ... [10 Ağustos 2011] Yediğiniz Hurmalar, Bir Yerinizi Tırmalar. ... [30 Temmuz 2011] On Göstergede Teğet Dersleri. ... [20 Temmuz 2011] Onlar 'Ortak', Biz, 'İyice Pazar' ... [16 Temmuz 2011] Krizde Yeni Dalga Türkiye'yi Sarsacak... ... [6 Temmuz 2011] Enflasyonda Düşüş Nasıl Okunmalı? ... [29 Haziran 2011] Büyük İşsizlik Büyük İllerde ... [15 Haziran 2011] AKP'nin Yoksulluğu Yönetme Becerisi. ... [10 Haziran 2011] 20 Özerk Bölgeli Üniter T.C. ... [8 Haziran 2011] 'Bölgesel Özerklik Kurultayı' Yapılmalı ... [3 Haziran 2011] Özerklik İspanya'yı Böldü mü? ... [1 Haziran 2011] TOKİ'den Aslan Payı Kimlerin? ... [14 Mayıs 2011] 'Özerk Bölgeli Türkiye' ve Sorular... ... [23 Nisan 2011] Milliyet-Vatan Satışları ve Medya ... [11 Nisan 2011] Borçlandır, Sat: Nereye Kadar? ... [25 Mart 2011] Özürlü Seçimler. ... [5 Şubat 2011] Polis Devletinin Neresindeyiz? ... [21 Aralık 2010] Büyüme, İstihdam 'Verimlilik' Nerede? ...
Mustafa SÖNMEZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™