Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
ON İKİ YIL ISRARI
18 Nisan 2011, Ali ER
, Ali ER
Başbakan Erdoğan “Türkiye Hazır… Hedef 2023” sloganı ile ileri demokrasi, büyük ekonomi, güçlü toplum, marka şehirler ve lider ülke ana başlıkları altında seçim beyannamesini açıkladı. Sayın Başbakanın “Çılgın Projesi”ni saklı tuttuğu seçim beyannamesinin dört yıllık değil “12” yıllık bir sürece yayılarak hazırlanması ilk bakışta dikkat çekmiştir. 
Neden “12” yıl? Bu öncelikle Başbakan Erdoğan’ın kendisine ve AKP’nin kadrolarına olan sonsuz güveninin bir dışa vurumudur. Ancak son Anayasa değişiklik paketi üzerindeki sıcak tartışmalar belleklerden silinmediği için; acaba bu işin içinde bir hinlik var mı diye insan sormadan edemiyor…
Çünkü AKP’nin on iki yıl ısrarı ilk olarak son Anayasa değişiklik paketinde ortaya çıkmıştır. Deniz SOM’ u rahmet ve özlemle anarak 26 Mart 2010 tarihinde Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde yaptığı değerlendirmeyi hatırlayalım.
“ Recep’in paketi ve 2023 hesabı! ANAYASA değişikliğindeki temel amacın ne olduğunu biliyoruz: Laiklik karşıtı eylemlerden sabıkalı iktidar partisi AKP, yargı erkini ele geçirmeye ve yargıyı hükümetin bir organı haline getirmeye çalışıyor…… Fakat bu girişimin hedefe ulaşma olasılığı da var... İşte o zaman AKP’nin görünen amacının ötesindeki gizli amacı da ortaya çıkacak. Emekli Tuğgeneral  Ali Er, önemli bir ayrıntıya dikkati çekiyor: “Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştirirken yeni üyeleri beş yıllığına değil de neden 12 yıllığına seçmek istiyorlar? Bu yıl her türlü yasal düzenlemeyi hallettikten sonra istedikleri yeni Anayasa Mahkemesini 2011 yılında kurmuş olacaklar. 2011 yılında atanacak üyeler 2023 yılına kadar kendilerine verilen her ‘görev’i yerine getirecek. Cumhuriyet’in 100. kuruluş yılı olan 2023’te ilke ve devrimleriyle birlikte Atatürk’ün adı bile ortadan kaldırılmış olacak!”
Anayasa değişiklik paketi üzerindeki bu tartışma ve öngörüler hatırlandığında, “Türkiye Hazır… Hedef 2023”teki Proje Paketinin de Atatürk İlke ve Devrimleri ile bir asır boyunca kimlik bulan Türkiye Cumhuriyetini hedef tahtasının “12” sine oturtmuş olması olasılığı ister istemez akla geliyor.
Çünkü 12 Eylül referandumundan sonra yaşadığımız “ileri demokrasi” deneyimleri, vaatlerle olgunun taban tabana ters geliştiğini göstermektedir. Öyle ki; “ileri demokrasi” uygulamaları aylar geçmeden “yetmez ama EVET’ çileri “ bile çileden çıkarmıştır. Şimdi de seçim beyannamesinde yer alan göz kamaştırıcı vaatler, “12” yıla yayılan Türkiye’yi dönüştürme sürecini dikkatlerden kaçırabilecek boyuttadır.  
Yine öncelikli olarak “Yeni bir Anayasa” ile getirilecek 'ileri demokrasi' vaat edilmektedir. Başbakanın ifadesi ile "Türkiye'nin yeni bir anayasaya, demokratik, özgürlükçü, katılımcı, günün gereklerine uygun, ihtiyaçları karşılayan bir anayasaya ihtiyaç duyduğu herkesin ortak fikridir.”
Bu vaatler Başbakanın dikkat çektiği gibi; büyük bir olasılıkla bütün halkın ortak beklenti ve umutlarını yansıtmaktadır. Ancak algılar güven verici olsa da olgu umut kırıcıdır. Özellikle AKP’nin ileri demokrasi vaatleri 12 Eylül referandumundan sonra karşı karşıya kaldığımız “ileri demokrasi” uygulamaları nedeniyle; halkın umutlarına ne kadar cevap verebilecektir. Sonunda şekillenecek Türkiye resmi ise kaygıları beraberinde getirmektedir.
 Ne yani bu millet ilelebet 1982 Anayasasına mı mahkûmdur? Tabii ki; Hayır…
12 Eylül askeri darbesinin halkımıza kabul ettirdiği bu Anayasa değiştirilmelidir. Bu tartışmasız TBMM’nin Milletimize karşı bir görevidir, sorumluluğudur. CHP’nin de yeni Anayasa ile ilgili vaatleri özünde farklı olsa da yöntem aynıdır. Yeni seçilecek TBMM bu Anayasayı yapacaktır. Kimin adına Millet adına mı? İşte asıl sorun budur. “Yeni Meclis, 'Yeni' Anayasa Yapabilir mi” bunun için Sayın Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU’na kulak verelim.
“Kestirme yanıt: Hayır! Neden hayır? TBMM yetkili olmadığı için değil; yine, % 10 barajı uygulaması nedeniyle ciddi bir temsil ve demokratik meşruluk sorunu ortaya çıkacağı için değil sadece. Konu kuşkusuz, bu sorunlar ekseninde ciddi bir şekilde tartışılmalı. Fakat, daha muhtemel engel, TBMM’nin “anayasa yazım ortamı” yaratamayacak olmasından. Yaratsa bile, “yeni olan”a ulaşamayacak olmasından.”[1]
O halde bu nasıl yapılmalıdır. Doğal olarak bu konu Sayın KABOĞLU gibi hukukçuların getireceği çözüm ve önerilerle şekillenecektir. Ancak uygulanabilirliği ve hukuki veçhesi tartışmaya açık bir düşünce olarak aşağıdaki yol haritası ciddi olarak tartışılmalıdır. Çünkü mevcut kamuoyu yoklamaları Meclis aritmetiğinin referanduma gitmeden her hangi bir partinin Anayasa değişikliğini tek başına gerçekleştirebilmesinin mümkün olamayacağını göstermektedir.
Eğer halka giderek Yeni Anayasa hazırlanacaksa  “yeni bir Anayasa yapmak görevi” için halkın kendi temsilcilerini seçmesi bir yöntem olarak mutlaka düşünülmelidir. Bu seçimle örnek olarak 150 üyeli “Yeni Anayasa Halk Temsilcileri Kurulu” yeni Meclis tarafından hazırlanacak yasal çerçevede hiçbir seçim barajı olmadan veya azami %3 barajla seçilmelidir.  Bu kurul belirlenen süre içinde her türlü günlük politik çekişmelerden uzak, yeni Anayasayı hazırlamalı, TBMM ve gerekirse yine halk oylamasına sunmalıdır. Bu şekilde hazırlanacak anayasa Türkiye’ye zaman kaybettirmeden Kürt sorunundan laiklik tartışmalarına kadar birçok soruna da cevap olacak, halkın sağduyusuna dayanan toplumsal sözleşme mutabakatını hayata geçirebilecektir.
En azından CHP benzer bir konsept çerçevesinde “Yeni” Anayasa hazırlanması için bir “Karşı tez” ortaya koymalıdır. Çünkü yeni TBMM aritmetiği sonuç olarak kime gülse de yeni anayasa tartışmaları acil çözüm bekleyen ülke sorunlarını arka plana itme potansiyeline sahiptir. Uzun yıllardan sonra iktidara gelecek bir CHP için bu soruna takılmak  en büyük risktir.
Ancak bu şekilde, Atatürk İlke ve Devrimleri ile kimlik bulan Türkiye Cumhuriyeti hedef tahtasından indirilerek,  ilelebet halkın ortak iradesi ve korumasına teslim edilebilir.

[1] Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU,15.04.2011
[Bu yazı 6197 kez okundu]
Ali ER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[1 Ağustos 2016] 'Ordunun denetim ve kontrolü iktidarda değil Meclis'te olmalı' ... [7 Aralık 2015] AL SANA GÜÇ TESTİ ... [16 Eylül 2015] ÇÖZÜM SÜRECİNE "ÜÇÜNCÜ GÖZ" ... [26 Mayıs 2015] Havuzlu Çıkarma Gemisine 1 Milyar Dolarlık Kaynak ... [22 Nisan 2015] Diyadin'de HDP'ye Seçim Barajı Kumpası ... [19 Şubat 2015] İÇ GÜVENLİK DEĞİL "DEMİR ÖKÇE" YASASI ... [20 Kasım 2014] ÇÖZÜM SÜRECİNE "ÜÇÜNCÜ GÖZ" ... [19 Mayıs 2014] "Kumpasa" Karşı TBMM Nerede? Adalet Nerede? ... [30 Eylül 2013] Doğudan Yükselen Stratejik Ortak Çin? ... [6 Eylül 2013] KIRMIZI ÇİZGİLER BLÖF KALDIRMAZ ... [25 Haziran 2013] GEZİ PARKI DİRENİŞİ VE SONRASI ... [13 Mayıs 2013] Reyhanlı Saldırısına NATO 'nun olası desteği ... [5 Mart 2013] ÇÖZÜM MÜ? ÇÖZÜLME Mİ? ... [18 Ocak 2013] İmralı Süreci ve Riskler? ... [25 Kasım 2012] Askeri Vesayet ve Darbelere Karşı İlk Adım ... [20 Kasım 2012] KAPIMIZI ÇALAN KÜRT BAHARI ... [10 Kasım 2012] Obama'nın Küresel Seçenekleri ... [31 Ekim 2012] MEHMETÇİK SURİYE'DE NE İÇİN SAVAŞACAK? ... [5 Ekim 2012] TEZKERENİN ARDINDAN ... [4 Eylül 2012] KÜRT SORUNUNDA TEŞHİS VE TANIMIN ÖNEMİ ... [18 Temmuz 2012] SURİYE KARASULARINDAKİ ENKAZI ÇIKARMAK? ... [10 Temmuz 2012] Füze Değilse Ne? ... [21 Haziran 2012] PKK SİLAH BIRAKIR MI? ... [10 Haziran 2012] TÜRKİYE'DEN KENDİ KALESİNE GOL! ... [20 Mayıs 2012] WSJ'NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ ... [15 Şubat 2012] MİT KRİZİNDE GÖZDEN KAÇAN ... [4 Şubat 2012] HEDEF İRAN ... [27 Ocak 2012] KÜRECİK RADARI ... [11 Ocak 2012] Kim Kandırılmış Genç? Kim Terör Örgütü Üyesi? ... [21 Aralık 2011] ARAP BAHARINA MODEL; HANGİ TÜRKİYE? ... [23 Kasım 2011] TÜRKİYE SURİYE'DE NE ARIYOR? ... [19 Ekim 2011] TERÖR: KAN ÜZERİNDEN POLİTİKA ... [2 Ekim 2011] KARA HAREKÂTI AŞKI ... [21 Eylül 2011] DOĞU AKDENİZ'DE TSUNAMİ RİSKİ ... [5 Eylül 2011] BM PALMER RAPORU: KAZANANLAR VE KAYBEDENLER ... [1 Ağustos 2011] KOMUTANLARDAN DEMOKRATİK FERYAT ... [8 Temmuz 2011] BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU? ... [6 Haziran 2011] KARAR GÜNÜ ... [10 Mayıs 2011] Terörle Mücadelede ABD ile yaşanan sorunlar: Efsane mi? Yalan mı? ... [13 Nisan 2011] LİBYA; İRAN İÇİN SONDAN KAÇ ADIM ÖNCESİ? ... [7 Ocak 2011] 2011 YILINA GİRERKEN ... [15 Aralık 2010] ATEŞLİ SİLAHLAR SİLAH KANUN TASARISI ... [5 Aralık 2010] TSK'NİN SİVİL DENETİMİ ... [23 Kasım 2010] EMPERYALİZMİN ODAĞINDAKİ TÜRKİYE ...
Ali ER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™