Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hırsız var
2 Mart 2014

Belki benim kağıt param bir şekilde döne dolaşa senin cebine girmiştir.

Sokakta bilmediğimiz bir nedenden ötürü durduruluyoruz. Üzerimiz sebepsizce aranıyor. Neden bilmiyoruz. Çünkü hepimiz potansiyel birer suçluyuz. Cebimizden 5 lira çıkıyor. Üzerinde “düşlerinde özgür” dünya yazıyor. Elden ele dolaşmış bir kağıt para… Ay sonu gelmeden asgari standartların altına çoktan varmışız. Sonra bir bakıyoruz ki bazılarımız cebindeki parayı sıfırlamakta oldukça zorlanıyor. Onun cebindeki paranın üzerinde ise “para, para, para” yazıyor.

?

Bir büyük sarsıntı 24 Şubat ses kayıtları

Geçtiğimiz hafta Haziran Direnişi ve 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu gibi Türkiye tarihinin en büyük sarsıntıları sayılan iki dönüm noktasına bir yenisini daha ekledi: 24 Şubat ses kaydı skandalı. Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan'ın telefon görüşmelerinden oluşan ses kaydı, sosyal medya aracılığıyla yayıldı. Yayılan görüşmelerde, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun hemen ardından, Erdoğan ve oğlu Bilal'in, operasyona ilişkin nasıl bir önlem alacaklarının detayları yer alıyordu. Ses kayıtlarına göre, rüşvet olarak toplanan yüklü miktarda paranın çeşitli kişiler aracılığıyla dağıtılması planlanıyordu. Görüşmelerin sahte ve "montaj" olduğu şüphelerine karşılık, ses dosyaları üzerinde çalışan uzmanların ilk görüşü, kayıtların gerçek olduğu idi. Kayıtların kısa sürede yüz binlere ulaşmasının ardından Ankara'da yaşanan hareketlilik ise, görüşmelerin doğruluğunu teyit eder nitelikte oldu. Reuters haber ajansı başta olmak üzere dünyanın önde gelen haber kaynakları ses kayıtlarını flaş gelişme olarak duyurdu. Ardından Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçen ikinci ses kaydı çıktı. Bu ses kaydında ise Bilal Erdoğan babasına bir işadamı tarafından verilecek olan parayı kabul edip etmeyeceğini soruyordu. Adı geçen işadamı "Sıtkı Bey"in İstanbul merkezli Turang Transit Taşımacılık'ın sahibi Sıtkı Ayan olduğu anlaşılıyordu. Kayıtta geçen ifadelere göre, iş adamı Sıtkı Ayan'ın Erdoğan ailesine vereceği rüşveti 'denkleştiremediği' görülüyordu. Yine aynı gün yayınlanan başka bir ses kaydında ise Erdoğan'ın Kısıklı'daki evindeki paranın nasıl transfer edileceğini planlandığı konuşuluyordu. Bu ses kaydında, Kısıklı'daki evden taşınan paraları Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak'ın sağ kolu Medet Nabi Yanık önce Ömer Faruk Kalyoncu'ya yardımcısı Hakan Arslan aracılığıyla, ertesi gün de Çalık Grubu'na taşıyor. Tabi bunlarla bitmiyor. Bir diğer ses kaydıyla da anlaşılıyor ki, Erdoğanlar 17 Aralık Operasyonu sonrasında yolsuzluk iddialarına konu olabilecek belgeleri evlerinden temizlemeye çalışıyorlar. Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak ve sağ kolu Medet Nebi Yanık ile aralarında geçen konuşmaların olduğu ses kaydında, Albayrak, belgelerin imhası için Yanık'tan büyük bir öğütücü almasını istiyor. Berat Albayrak, 2. kez öğütücü aldığı anlaşılan Yanık'ın ilk aldığı öğütücünün yetersiz olmasından dolayı şikayet ediyor ve bir daha kazık yemek istemediğini söylüyor. Albayrak, Yanık'tan hemen iyi ve büyük bir öğütücü alıp gelmesini, bunun hayati bir konu olduğunu söylüyor. Skandallar sadece bunlarla da bitmiyor. Geçtiğimiz hafta en son yayınlanan ses kaydında ise bu sefer Bilal Erdoğan, rüzgar santrali kurmak amacıyla Çanakkale açıklarındaki 4 adanın pazarlığını yapıyor. Adalar konusunda Bilal Erdoğan ve Yasin El Kadı’nın gizli ortak olduğu ve 1 milyar dolarlık Etiler Polis Okulu arazisini 460 milyon dolara aldığı iddia edilen Bosphorus360 isimli şirketin de devrede olduğu ses kayıtlarından anlaşılıyor. Ses kayıtlarında adaların satın alınmasının ardından Urla’da yapıldığı gibi hem turizm imarında hem de yapılaşma imarında değişiklik yapılacağı değerlendiriliyor.

?

Beyoğlu için OHAL vakti

Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesi’nin Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün talebi üzerine; Ankara'nın 6 ilçesinde 15 gün süreyle kişilerin üstlerinin, özel araçlarının, özel kağıtlarının ve eşyalarının aranabilmesine yönelik kararı, Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kaldırıldı. “OHAL” diye adlandırılan karar kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Ancak Ankara’da iptal edilen kararın benzerinin geçtiğimiz hafta İstanbul Beyoğlu’nda da çıkarıldığı öğrenildi. İlki 20 Ocak’ta alınan geniş arama kararı, 20 Şubat’ta tekrar yenilendi. Emniyet’in istemiyle 27. Sulh Ceza Mahkemesi İstanbul Beyoğlu için bir aylık karar verdi. Beyoğlu’ndaki mahallelerin isim isim yazdığı 2014 / 14 değişik iş no’lu karara göre; polise tüm ilçede herkesin üzerini, araçlarını ve evraklarını arama yetkisi verildi. Söz konusu bir aylık karar 20 Şubat tarihinde yenilendi. 35. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2014 / 81 değişik iş no’lu kararına göre; polis 20 Mart tarihine kadar İstanbul Beyoğlu’nda OHAL’i uygulayabilecekti. Bu karara karşı TKP İBB adayı Aydemir Güler adına avukatları tarafından, İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'ne kararın iptal edilmesi talebiyle itiraz dilekçesi verildi. Söz konusu kararın uygulanmasının hak ihlallerine ve özgürlüklerin kısıtlanmasına yol açacağı belirtilen itiraz dilekçesinde, ayrıca önleme kararının anayasaya, hukuka, uluslararası sözleşmelere bütünüyle aykırı olduğu, mahkemenin kararının kişi hak ve hürriyetlerini ve özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği belirtildi. Yine bu karara karşı Çağdaş Hukukçular Derneği’nden avukat Güray Dağ ise “önleme aramasının” iptali için başvuruda bulundu. İstanbul 33’üncü Asliye Ceza Mahkemesi Çağdaş Hukukçular Derneği’nden avukat Güray Dağ’ın “önleme aramasının” iptali için yaptığı başvuruyu kabul ederek, polislere verilen bu yetkiyi kaldırdı.

?

Adalet Bakanlığı’nın yeni kıyafeti HSYK

Geçtiğimiz hafta, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısında değişikliği öngören “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Resmi Gazete’nin mükerrer sayfasında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Mecliste görüşmeler sırasında yumruklu kavgalara da neden olan düzenlemeyle HSYK büyük ölçüde Adalet Bakanlığı'na bağlanıyor. Abdullah Gül yaptığı açıklamada, teklifte 12 maddede yer alan 15 hususun Anayasa'yla açıkça çeliştiğini görmesine rağmen onaylamasını ise şu sözlerle açıklandı: "Kanunun diğer lehinde ve aleyhinde tartışılan maddelerinin ise Anayasa Mahkemesi'nce değerlendirilmesinin daha doğru olacağını düşünerek yayımlanmasını uygun buldum." CHP, HSYK'nın yapısını değiştiren kanunun iptali istemiyle başvuru yaptı. Ancak Anayasa Mahkemesi, CHP'nin HSYK başvurusunda eksiklik tespit etti. Dava dilekçesinde tespit edilen noksanlıkların, tamamlanmak üzere ilgililere tebliğine karar verildi.

?

Polisin şalterleri iniyor

Eskişehir’de Gezi Direnişi protestolarına katıldıktan sonra bir sokakta tekme ve sopalarla dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz davasında tanıklarından 14 kişi geçtiğimiz hafta yapılan tanık duruşmasında dinlendi. Duruşmaya 100’e yakın avukat müdahil olarak katıldı. Tanıklardan Beşik Otel’in sahibi Erdoğan Gözseçen ifadesinde polisin kamera olup olmadığını sorduğunu ve “var” demesi üzerine polisin isteğiyle şalteri indirdiğini söyledi. Gözseçen, “Polis bizden kamera kaydını kapatmamızı istedi. Ben de şalterleri indirdim. Niye kapatmamı istediklerini bilmiyorum. Olaydan sonraki günlerde polisler otele gelerek kamera kayıtlarını teslim aldı” ifadelerini kullandı. Ayrıca otel sahibi polislerin gençleri acımasızca darp ettiğini ve tanık Doğukan Bilir’in dövülme anını gördüğünü söylerken, sopalı saldırgan Serkan Kavak’ın gençlere saldırdığını da belirtti. Tanık Doğukan Bilir ise ifadesinde olay günü polisler tarafından aynı sokakta darbedildiğini ve kendisini darbeden kişinin yüzünde maske elinde jop olduğunu kaydetti. Diğer bir tanık Mustafa Ayaş teknisyen olduğunu ve görüntüler açılmıyor diye otele çağrıldığını belirtti. Otele gittiğinde otelde polislerin olduğunu ve görüntülerin açıldığını belirten tanık, “Görüntüleri onlara açtım, polislere nasıl yedekleyeceklerini öğrettim. Bir hafta sonra gittiğimde görüntüler bilgisayardan silinmişti” ifadelerini kullandı. Tanıklardan istihbarat bölge müdürü olduğunu öne süren Mehmet Beyazıt Mallı’nın ifadesi de polisleri aklamaya çalıştığı gerekçesiyle müdahil avukatların tepkisine neden oldu. Duruşmaya gelmeyen tanıklar Yılmaz Balkan ile Koray Demirel’in zorla getirilmelerine karar veren mahkeme, duruşmayı 11 Nisan 2014’e erteledi. Geriye kalan 11 tanık ise, ana davaya bakan Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifade verecek.

?

Çantanıza, cebinize sahip çıkın: hırsızlar serbest

Geçtiğimiz hafta 28 Şubat’ta, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında tutuklu bulunan eski bakan çocukları ve Rıza Sarraf tahliye edildi. Mahkemenin açıkladığı tahliye kararının gerekçesine göre, “Atılı suçların şüpheliler lehine değişme ihtimali, delillerin toplandıkları, sabit ikametgah ve konumları gereği kaçma ve delilleri karartma ihtimali bulunmadığından ayrı ayrı tahliyelerine karar verildi. 5 şüpheli hakkında yurtdışına çıkış yasağı konuldu ve kamu davası açılıp savunmaları tespit edilene kadar ikametgahlarına en yakın karakola her cuma günü mesai saatleri içinde giderek imza atmalarına karar verildi”

Bu tahliyeler AKP’nin “28 Şubat” hediyesi oldu.

?

Boyun eğme, harekete geç, örgütlen !

Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde talepleri karşılık bulmadığı için direnişe geçen Greif işçileri, Greif Hadımköy ve Dudulu fabrikalarında başlattıkları direnişlerinin 19'ncu gününde ABD İstanbul Başkonsolosluğu önünde eylem yaptı. Greif işçileri, Türkiye’ye gelen Greif CEO’sunun kendilerini Ekonomi Bakanı’na şikâyet ederek hedef gösterdiğini açıkladı. İşçiler adına basın açıklamasını okuyan Ferhat Alsaç, Greif'in dünyanın en büyük endüstriyel ambalaj üreticisi olan ABD sermayeli bir işletme olduğuna dikkat çekerek, “Greif yönetiminin sendikamız ile yürüttüğü toplusözleşme görüşmelerinde takındığı uzlaşmaz ve taleplerimizi hiçe sayan tutumuna karşı haklarımıza ve geleceğimize sahip çıktık. Bu süreçte Greif Türkiye yönetimi en temel insani taleplerimizi görmezden gelerek bizler kapı önüne kormak ve fabrikayı kapatıp gitmekle tehdit etti. Greif yönetiminin ayak oyunları devam ediyor. İşçi arkadaşlarımıza gönderilen uydurma belgeler, sendika temsilcilerimize yönelik suçlamalar, silahlı taşeron patronlarının savurduğu tehditler vb. yollarla bizleri sindirmeye çalışıyor.” dedi. Greif yönetiminin Anayasa güvencesindeki sendikaya üye olma hakkını da engellediğini belirten Alsaç, “Greif'in Dudullu, Sultanbeyli ve Samandıra'daki işletmelerinde silahlı özel güvenlikler nöbet tutuyor. Fabrika etrafına çekilen jiletli tellerle sendikanın faaliyetleri engellenmek isteniyor. Buna dair elimizde birçok kanıt var” diye konuştu.

?

İyi haftalar dileriz.

?http://www.adaletvesosyalizm.org/hirsiz-var

[Bu yazı 1049 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™