Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hukuk yoksa, çete var..
27 Şubat 2014, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

Derin çelişki ve belirsizlikler karşısındayız; bilinen ise, gelinen ve gidilen yer bakımından “hukuksuz bir ortam”. Gerçi, Anayasal ve alt normları askıya alma işareti, 31 Mayıs akşamı Gezi Parkı saldırısı ile verildi. 17 Aralık operasyonu ise, “hukukun sıfırlandığı” bir eşik oldu. Her yolu mubah gören AKP Hükümeti, 25 Aralık operasyon girişimi karşısında, hukuku tamamen devre dışı bıraktı.
Başlıca gerekçe, “paralel yapılanma ve devlet” oldu. Varsayılan “paralel örgüt”ün, Anayasa ve yasalar yoluyla tasfiyesi, hukuk devleti gereği idi. Tam tersine, gidilen yer bakımından, izlenen süreçte, -çetecilikle suçlanan- kamu görevlileri ve yargı mensupları için hukukun tanıdığı güvenceler işletilmeden -iktidar gücü ile- “yargısız infaz” yapıldı. Haklarında “rüşvet kovuşturması” yapılmak istenenleri korumak için de, hukuk ve demokrasi dışı her yol denendi. Öyle ki, adeta “yangından mal kaçırma” telâşı, zanlıların suçluluğu kanıtlar oldu.
Aslında, gelinen yer de “hukuk dışı”: Şöyle ki; Başbakan’ın iddia ve suçlamaları doğru ise, bunun siyasal ve hukukî olmak üzere iki boyutu var.
1) Türkiye’yi 12 yıldır çok yüksek çoğunlukla yöneten ve Hükümet istikrarı ile övünen Parti, hakimiyeti altında bir “çete örgütü” kurulduğunu iddia ediyor. Böyle bir yapıyı bilmemesi ve kollamaması ihtimal dışı. “Ne istediler de vermedik” sözü, bunun veciz (ve de aciz) bir ifadesi değil mi?
2) Bunun hukuk dilinde anlamı ise, kamu görevi ve görevlilerine ilişkin anayasal kural ve ilkelerin uygulanmadığı ve ihlal edildiği: Tarafsızlık, nesnellik, eşitlik, liyakat vb.
Siyasal çelişki şu: AKP ve Hükûmeti, sadece ülke içinde değil, bölgede de herkese meydan okuyan bir tavır takındı. Hatta, kitlesel demokratik muhalefeti “darbe girişimi” suçlamasıyla sürekli bastırmak bir yana, kendilerine yönelik eleştirilere bile tahammül edemeyen bir iktidar, nasıl olur da kendi içinde çetenin oluşumundan habersiz kalır (dı)!
Hatta, % 10 barajın tartışılmasını bile hazmedemeyen AKP çevreleri, çoğunluklarının sürmesinin vazgeçilmez olduğunu kanıtlamak için, koalisyon hükümet dönemlerini hep karaladı. O dönemlerde gerçekleştirilen demokratik reformları hiç anmadılar. Kendi deyimlerine göre “Kemalist vesayet”i tasfiye için kotardıkları demokratik rejime yabancı ve hukuk dışı “ittifak”, kalkan olarak kullanıldı. Haliyle, şu sorunun yanıtı henüz verilmiş değil: Eğer rüşvet operasyonları yapılmasaydı, çete olarak nitelenen “paralel yapı” ortaya çık(arıl)mayacak mıydı?
Çelişkilerin yansıttığı büyük tablo: Birbiriyle çelişiyor görünse de, gelinen yer ve gidilen yönün ortak paydası, “anti-demokratik ve hukuk dışı”lık.
Türkiye, “hukuktan arındırılmış” fiilî bir yönetime doğru sürükleniyor: Bir yandan, insan haklarının ortak kazanımlarına aykırı düzenlemeler; öte yandan, iktidar tekelinin demokratik olmayan bir biçimde pekiştirilmesine ivme kazandırılması.
Bu süreçte bizlerin yapmaya çalıştığı, internet özgürlüğünü kısıtlayan, HSYK’yı Adalet Bakanı’na bağlayan ve MİT’i “beşinci kol” haline getiren yasaların, insan haklarına, yargı bağımsızlığına ve hukuk devletine aykırılığını ortaya koymak için çırpınmak. Bunlar gerekli. Ne var ki, tikel düzenlemelere yöneltilen dikkatler, bizleri bütünü görmekten alıkoymamalı. Bütün ise, derin çelişkilerin sergilenmesi ile görülebilir ancak.
Bütünü görmek neden önemli? Yol haritasını belirlemek için:
- Demokrasi açısından; koalisyon hükümetleri, demokratik rejimin doğası gereğidir. Türkiye gibi ülkelerde, hukuk ve demokrasi dışı “güç birlikleri” (koalisyonları) için maske olarak kullanılabilen barajlı çoğunluklar yerine, çoğulculuk temelinde, “demokratik güç birliği” hükûmetleri ısrarla savunulmalı.
- Din-devlet ilişkileri açısından; devlet işlerine, çağdaş hukuk ilkeleri yerine din -mezhep ve tarikat anlayışı hakim kılındığında ne tür sıkıntı ve pisliklere sürüklenileceği gözler önüne serildi. Bu nedenle, modern devletin doğuş etmeni olan, ruhanî ve dünyevî ayrımı, artık herkesçe kabul edilmeli.
- Hukuk devleti açısından; hukuka saygı, herkes için olduğu kadar, güçlü çoğunluk iktidarları için de lazım; hatta, daha çok gerekli: Sandık çoğunluğu ve millî egemenlik, hukuk kuralları çerçevesinde hareket ettiği ölçüde yönetimi meşrulaştırma aracı olma işlevi görebilir. Aksi halde, bir gün kendileri de, hukuka ihtiyaç duyabilir; ama, yargısız infazın kurbanı olmaktan kurtulamazlar.
*Düzeltme: Geçen haftaki yazımda HSYK (1982 Any.) üye sayısı (7 yerine 5) yazılmış; yüksek yargı organlarınca (5 yerine 6) yazılmış (2010 değişik). Uyarısı için Furkan Ayhan’a teşekkür.

[Bu yazı 1128 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™