Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar?
24 Şubat 2014, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

AKP’li yıllar emeğe, akla, kadına, gence saldırının yanısıra oportünizm yıllarıdır. Yani bunların dinciliği de faşistliği de ilkeli falan olmamıştır. Sadece baştaki “biz çok değiştik, demokrasiye inanıyoruz, müslümanız ama demokratız” türü takiyye değil kast ettiğim.

AKP hep pazarlıkçıydı. TÜSİAD’la, AB’yle, kemalist denetimindeki kurumlarla, Kürt liderliğiyle, İsrail’le... herkesle sahtekarca pazarlık yürüttüler. Sıkıştıklarında lafı 180 derece çevirmekten, yalan söylemekten, inkar etmekten, gürültü koparıp gündem değiştirmekten geri durmadılar.

ABD’nin Irak işgaline balıklama dalmak konusunda zamanın “Kemalist” ordusu kadar cüretli olamadılar, ama hemen Okyanus’un öte tarafına koşup salya sümük yalvarmaya koyuldular.

İsrail’le kan dökülecek noktaya geldiler, ama askeri anlaşmalar, eğitimler, patriotlar gibi sayısız konunun sahnenin önündeki küfür kıyametten etkilenmemesi için ellerinden geleni yaptılar.

Bunlar böyledir! Mazeretleri kendi cahil/yobaz tabanlarını tatmin etmek için yeterlidir. Derler ki, “din için savaşıyoruz ve her şey mübah.” Mazlum oyununu sevmeleri de bununla bağlantılıdır. Mazlum olmak Tayyip ve takımına “Darül harb’deyiz” diyebilme olanağı verir. Madem ki gavura karşı savaşıyorlar, yalan da, vicdansızlık da, alçaklık da caiz! Hırsızlık din savaşı için ayrılan meşru pay... Bu ideolojik arka plan hukukun bir tarafından girip öte tarafından çıkılmasına da cevaz verir.

Bizim durduğumuz yerden bakıldığında bu performans delilik oluyor. Haa; gerçekten de, objektif olarak öyledir. Bu sapıkça, çılgınca, akıldışı bir icraattır. Bizim durduğumuz yer, bunların saçma kurgularından çok daha hakiki olduğu için, Türkiye ve Ortadoğu “Ortaçağ karanlığına” değil, basbayağı bir Aydınlanma platformuna yatkın olduğu için, sosyalizmi hak ettiği için karşımızda sapık, deli, cahil ve yobaz bir düşman olduğunu rahatlıkla ve iddiayla söyleyebiliriz.

Başlıktaki soruya geleyim: Nereye kadar?

Bizimle, halkla, ilericilikle karşı karşıya geldiklerinde, sanmayalım ki yine zoru gördüklerinde pazarlığa oturacaklar! Hayır, bu olmayacak...

Sonuna kadarcılık, artık sadece bir ideolojik zorunluluk değil. “Şeriatçılar; ve sonuna kadar gitmek isteyecekler.” Doğru cevap ama yetmez. O an gidemiyorlarsa hemen kıvırabilirler çünkü.

Sonuna kadar; çünkü bu krizin ortasında ancak koşarlarsa iki ayakları üstünde durabilirler. Yavaşlayan düşer. Muhalefete değil, hapse! Kaçabilen Katar’a; öteki Amerika’da villa alacak, Suudilere sığınacak. Yoksa savaş suçu, katliam, hırsızlık, iç savaş kışkırtıcılığı, anayasal ihlaller... içeri girecekler ve çıkamayacaklar.

Yani artık AKP sonuna kadarcılığa mahkumdur. Şef deli değil, strateji uzmanı oldu! Ya da böyle bir strateji ancak delilere nasip oluyor!

Bu nedenle AKP ile pazarlık ettiğini zanneden, onunla tartışan, uzlaşan muhalifler kör ve akılsızdırlar.

Bütün bunlara rağmen Tayyip’in kazanması asla ve kata mümkün değildir. AKP’nin ılımlı yollarla düşmesi de mümkün değildir. 30 Mart’ın bir hesaplaşma olacağını ilan eden Erdoğan’dır ve karşısındakiler, yani faşist, sağ sosyal-demokrat, Kürtçü ve -atlamayalım, hafife de almayalım- pür liberal muhalifler duymazdan geliyorlar.

30 Mart akşamı kazandığını düşünecek bir Tayyip, bu sonucu herkesi ezmenin meşru olduğuna yoracaktır. Tersi olduğunda ise kaybedecek bir şeyi kalmamış olacak ve yine saldıracaktır. Haziran’dan beri tek hitap ettikleri cahil/yobaz takımının kökü Maraş’ta, Sivas’ta. Bunlar doluştukları İstanbul’u, Ankara’yı bırakıp, Mısırlı katil Kardeşleri gibi Sina’ya çekilmeye rıza göstermezler.

Şeflerinin ise gözleri Ukrayna’da, kulakları Venezuela’da. Faşist kimliklerini ilericilikle boğaz boğaza getirdiklerinde, Batının pek demokratik büyük güçlerinin kendilerini desteklemeyi tercih edeceklerini düşünmektedirler. Haklıdırlar.

O halde Türkiye bir an önce seçim ve aynı anlama gelmek üzere hesaplaşma havasına girmelidir

[Bu yazı 793 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [29 Mayıs 2014] Muhalefet dediğin ... [24 Mayıs 2014] Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu? ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [16 Mayıs 2014] Reyhanlı, Soma, meşruiyet ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [15 Nisan 2014] Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [20 Mart 2013] Akıl var mantık var ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [15 Kasım 2012] Kim kazanır? ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [18 Ekim 2012] Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade... ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [15 Mayıs 2012] Hiç mi tartışmasak? ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [7 Kasım 2011] Ezmek için mi, çözmek için mi? ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™