Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kemal Okuyan'la haftaya bakış: Siyaseti yok ediyorlar
22 Şubat 2014, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Erdoğan’ın yasal düzenlemeleri yasakçı bir karakter taşıyor. Faşizan bir karakter. Öte yandan siyaseti topyekun tasfiye etmek için sürdürülen çabaları da önemsemek gerekiyor.

Kuşkusuz geride bıraktığımız hafta iç politikada en tepeye almamız gereken gündem, diktatörün Meclis’ten geçirdiği düzenlemeler. Haziran’da “bana karışamazsın” diyen bir topluma, açık faşist yönetimlerin bile cesaret edemeyeceği yasalar dayatılıyor. Büyük tepki var, öte yandan kuvvete dönüşmüş, kitleselleşmiş bir yanıt da yok.

Çünkü yasal düzenlemeler Meclis’ten geçiyor. Çünkü Meclis’te sokağı kötürümleştiren bir muhalefet var. Çünkü bu muhalefet iktidarı sıkıştıracağına sokağı iktidarsızlaştırmayı tercih ediyor. Sokak ise, kendi göbeğini kesemiyor, kendi siyasetini henüz güçlendiremiyor.

İnsanlara bir yandan seçimi beklemeleri gerektiği söylenirken, iktidarın gayrı-meşru ilan edilmemesi için üç parti; CHP, MHP ve BDP büyük bir gayret gösteriyor. Gayrı-meşruluk, iktidarın kural tanımazlığına yanıt anlamına gelecek çünkü. Farklı nedenlerle bu yanıtın verilmesi istenmiyor.

Haziran Direnişi’nin kitlesinde öfke ve karamsarlık aynı anda birikiyor. Bu halkın geçmişe dönmesi mümkün değil. Öte yandan Haziran’da olduğu gibi bugün de verili düzen siyasetini topyekun reddeden bir dinamizm sergilemedi milyonlar. Kırmızı çizgilerini ilan etti ama kendi sınırları da ortaya çıktı.
Yani, düzen siyaseti kafa karıştırıyor, gemliyor, oyalıyor.

Siyaseti yok ediyorlar
Yine de, bu “bekleme” halinin daha karmaşık nedenleri olmalı.

En başa siyasal alanın tahribini yazalım. Bakın çürüme demiyorum, burjuva siyaseti demiyorum, ilkesiz siyaset demiyorum. Siyasal alanın tahrip edilmesinden, hatta siyasetin tasfiyesinden söz ediyorum.

Yeni bir durum değil bu elbette. Partisizleştirme, siyasetsizleştirme uzun süredir bütün dünyada gündemde. İlkeler, programlar bir kenara atılıyor, kişiler öne çıkıyor, sivil toplum örgütleri yüceltiliyor, ağırlık ulusal ölçekten mikro ölçeğe kaydırılıyor.

Türkiye’de bu operasyonun en yoğun dönemini yaşıyoruz. Haziran’da tehdidin kokusunu aldılar. O kitle istedikleri rengi taşımıyordu ve arayış içindeydi. Sermaye sınıfı ve emperyalistler için, AKP döneminin kazanımları çok değerliydi, onları kaybetmeden Erdoğan’dan kurtulmanın yollarından biri, siyaset alanının iç duvarlarını yıkmak ve partiler arası geçişkenliği iyice kolaylaştırmaktı.

Geçişkenlik, ideolojik ve siyasi gerekçelerle meşru olabilir ancak. Oysa bugün siyaset bir kıyafet balosuna döndürülmüş durumdadır.

Kitleleri paralize etmek ve giderek apolitizmin karanlığına gömmek için bundan daha iyi bir yöntem bulunamazdı. Siyaset erbabının sürekli yer değiştirmesinin doğal sonucu, bu kadar hızlı hareket edemeyen halkın siyasetten uzaklaşmasıdır.

Böyle bir toplumun siyasetle ilişkisi ancak oy atma olabilir.

Konu, Sarıgül ya da Mansur meselesi değil. CHP’nin belediye meclis listelerinde AKP kökenli çok sayıda aday var. CHP’ye küsüp başka partilere gidenleri de takip ediyorsunuzdur.

Sermaye bu şekilde devam eder. İşine gelir. Erdoğan siyaseti doğrudan yasaklamak istiyor, burada ise biraz daha kalıcı ve akılcı bir yöntem hayata geçiriliyor: Siyasetin konusu ortadan kaldırılıyor, siyaset yok ediliyor.

Oysa emekçi halkın siyasete gereksinimi var.

Siyaset “iktidar” merkezli bir faaliyet. Taraflaştırıcı, ayrıştırıcı bir faaliyet.

Bunun önündeki engellerin bertaraf edilmesi gerekiyor.

Bunun önündeki bir engel, insanların inanmadıkları, beğenmedikleri yerlerde durmalarının yaygın kabul görmesi. Aktif siyaset böyle yapılınca, seçmen de inanmadığına, beğenmediğine kerhen oy veriyor!

Daha da ciddi bir sorunsa, siyasi partilerin tanımının olmaması.

CHP bugün nedir, ne için vardır? Bu soruya CHP’ye oy verenlerden partinin yönetimine kadar hiçbir düzlemde türdeş bir yanıt almanız mümkün değildir.

Solu temsil ettiği ileri sürülen, içinde AKP’ci bazı unsurlardan devrimci güçlere kadar oldukça geniş bir yelpazenin yer aldığı HDP için de aynı şey geçerlidir.

Bu partileri tarif edemezsiniz.

Farklı görüşlerin yan yana gelip bir üst örgütlenme oluşturması kuşkusuz mümkündür. Ancak bu yan yana gelişin, birliğin bir amacı vardır, ortak payda belirgindir.

Bunlar mevcut değil…

Acil önlem alınmalı
Türkiye’de siyaset yok ediliyor. Birbiriyle taban tabana zıt ideolojik yönelimler içinde olan insanların aynı siyasi partide yer almaları, parti fikrini ortadan kaldırıyor, siyaseti kirli bir uğraş haline getiriyor.

Durum vahim. Çok hızlı bir biçimde siyaseti kurtarmak gerek. Siyaseti kurtarmak için, çift kişilikli siyasetin geriletilmesi, ahlaki bir sorun olarak gösterilmesi gerekiyor. Gerektiğinde kırıcı olmayı göze almalı, insanları inanmadıkları halde sığındıkları kovuklarda rahatsız etmeli.

Ve en önemlisi parti fikrinin üzerini örten her tür davranıştan uzak durulmalı. Birlik fetişizminin bu koşullarda siyasetsizleştirmeye neden olduğu unutulmamalı örneğin. Siyasetin, parti fikrinin itibarı yeniden kazanılmalı.

Konuya ilişkin tekrar tekrar yazmak, değişik boyutları üzerinde durmak ve parti fikrini, siyaset alanını savunmak demek. İş o hale geldi ki, bugün partiyi ve siyaseti savunmak devrimci parti ve siyaseti savunmak anlamına geliyor.

 

solhaber

[Bu yazı 1034 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [100]
[2 Mayıs 2016] Aydınlanma davası devrim davasıdır ... [14 Nisan 2016] Erdoğan, Erdogan, Erdovan. ... [21 Mart 2016] Bombalar neyi anlatıyor, Türkiye patlamalarla nereye gidiyor? ... [14 Mart 2016] Ankara'da patlama ve kaos planı ... [24 Şubat 2016] Ey Obama söyle bakalım Erdoğan ılımlı mı değil mi? ... [21 Şubat 2016] Gericilikle mücadele nereye bağlanacak? ... [18 Şubat 2016] Ankara patlaması. Kim yaptı ve sabır neden taşıyor? ... [3 Şubat 2016] Erdoğan neden yeni Anayasa diye tutturuyor? ... [1 Şubat 2016] Zalim, canavar Esed gitmeden olmaz. ... [27 Ocak 2016] Şamar oğlanına döndürülen diktatör ... [16 Ocak 2016] Davutoğlu 15 aylık bebeyken ve aydınımızın hâli. ... [11 Ocak 2016] Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi? ... [4 Ocak 2016] Kimlikleriniz batsın demiyorum, zaten batıyor! ... [7 Aralık 2015] Venezuela "devrimi"nin sonu mu? ... [3 Aralık 2015] Barış süreci olmadı size dünya savaşı verelim ... [1 Aralık 2015] Avrupa'ya vize yok: Davutoğlu niye sırıtıyor? ... [25 Kasım 2015] Uçağı düşürdüler, şimdi cevaplasınlar bakalım! ... [20 Kasım 2015] Kim kimi ıslıklıyor? ... [15 Kasım 2015] Paris fırsatçılarına izin vermeyelim ... [13 Kasım 2015] Milli irade... ... [2 Kasım 2015] Seçim gecesi notları. ... [3 Ekim 2015] Ayağa kalk. Otur. Rahat! ... [1 Ekim 2015] Kahraman ırkımın... ... [29 Temmuz 2015] Bir manyağa teslim mi oldu ülke? ... [30 Haziran 2015] Japon kale! ... [25 Haziran 2015] Bir kez daha meşruiyet ... [2 Haziran 2015] Dindarlar ve solculuk... ... [26 Mayıs 2015] Türkiye'nin Erdoğan sorunu ... [29 Nisan 2015] ABD'nin ittifak sistemi dağılırken... ... [15 Nisan 2015] Devrim nerede kaldı? ... [17 Şubat 2015] Kaç kere söyledik, zamanı değil diye! ... [9 Şubat 2015] Biz buraya ne için gelmiştik? ... [15 Ocak 2015] Rengarenk. ... [6 Ocak 2015] Tayyip bizim iyiliğimizi ister elbet. ... [30 Aralık 2014] Yılbaşı bedduası ... [23 Aralık 2014] Sizin özlemlerinizi seveyim ... [27 Kasım 2014] Emperyalizm çağında solculuk ... [16 Ekim 2014] Sorumluluk. ... [16 Eylül 2014] Kadrolaşma ve kitleselleşme ... [6 Eylül 2014] Cumhuriyet Halk Partisi'nin açmazı ... [30 Ağustos 2014] İslami Devlet'ten Davutoğlu'na. ... [20 Ağustos 2014] İstikrar yoksa. ... [18 Ağustos 2014] IŞİD yeni bir 11 Eylül'dür ... [7 Ağustos 2014] Umut hırsızları ... [3 Haziran 2014] Beyaz atlı prens ... [28 Mayıs 2014] Türkiye ... [23 Mayıs 2014] Erdoğan'ın kitlesi... ... [21 Mayıs 2014] İstifa çağrısı... ... [19 Mayıs 2014] Diktatörü ?ayakta tutan ne? ... [16 Mayıs 2014] Öteki Türkiye yok ... [12 Mayıs 2014] Dışa doğru örgütlenme... ... [9 Mayıs 2014] Kazananlar, kaybedenler ... [7 Mayıs 2014] ABD'ye karşı yeni cephe ... [5 Mayıs 2014] Sosyalizmin ?toplumsal ajanları ... [28 Nisan 2014] Sistem işliyor, halk. ... [5 Nisan 2014] Seçimler, Haziran ve sol ... [30 Mart 2014] Başlığı buraya yazın. ... [28 Mart 2014] Savaş, seçim, normalleşme. ... [27 Mart 2014] Oyları bölmek... ... [25 Mart 2014] Diktatör giderken aklımızı da götürmesin ... [24 Mart 2014] Provokatör diktatör ... [20 Mart 2014] Oyun bitti ... [19 Mart 2014] Aklı korumak, yarına hazırlanmak... ... [18 Mart 2014] Suçlu psikolojisi. ... [14 Mart 2014] Berkin'i uğurlarken... ... [11 Mart 2014] Ergenekon çökerken... ... [10 Mart 2014] Saldırılar ... [9 Mart 2014] Diktatör dönse! Mesela... ... [7 Mart 2014] Ne güzel uyuttuk sizi... ... [6 Mart 2014] Açık, ilkeli, ?dürüst siyaset... ... [4 Mart 2014] Ukrayna notları. ... [3 Mart 2014] Sokak... ... [1 Mart 2014] Erdoğan, 1980 ve 1997'nin çocuğudur ... [28 Şubat 2014] Dokunmayın, düşer, başa bela olur! ... [27 Şubat 2014] Aptal ... [26 Şubat 2014] Cemaat mi kazandı? ... [24 Şubat 2014] Küçükken mandolin çaldım, yetmez mi? ... [21 Şubat 2014] Ukrayna olmamak için... ... [17 Şubat 2014] İnsanlar ve partiler... ... [15 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: 'Yalan söyleme hakkım var' ... [12 Şubat 2014] İnsan ... [7 Şubat 2014] Bilgi de neymiş canım! ... [6 Şubat 2014] Vurun Habertürk'e! ... [5 Şubat 2014] Kılavuzu karga olanın... ... [29 Ocak 2014] Anmak ... [22 Ocak 2014] Çok özel bir halk düşmanı. ... [21 Ocak 2014] Seçimi kazanayım derken. ... [20 Ocak 2014] Yurtseverlere özgürlük! ... [18 Ocak 2014] Örgütsüz bir halkı bitik diktatör bile yener ... [17 Ocak 2014] Kısa yazı. Mağduriyetten! ... [15 Ocak 2014] İnsanlık testi ... [14 Ocak 2014] Teşekkürler Akşener! ... [11 Ocak 2014] Tayyip senin için ne diyorlar öyle? ... [10 Ocak 2014] Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor? ... [9 Ocak 2014] Kemal Okuyan yazdı: Erdoğan nasıl biridir? ... [8 Ocak 2014] Ceset ... [5 Ocak 2014] Normalleşme, çözüm, sulh... Keşke! ... [3 Ocak 2014] 1997-2014 ... [2 Ocak 2014] Bu şebeke dağılır ya da dağıtılır ... [30 Aralık 2013] Sesli düşünelim... ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™