Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Sehven insan!
6 Şubat 2014, İlhan CİHANER
, İlhan CİHANER

Bugüne kadar bürokrasinin ciddiyetsiz, özensiz yazışmaları için kullanılırdı. Bilgisayarın yaygın kullanımı ve “kopyala-yapıştır” tembelliğinin icadıyla sık yaşanır oldu yazışmalarda. Ama bilinçli yapılan, ya da bilinçli yapılması gereken eylemlerle ilgili olarak kullanılmaya başlandı. Hatta belli süreçlerden ve karar aşamalarından geçerek yapılan eylemler için kullanılmaya başlandı.
Dil Derneği sözlüğü, “yanlışlık” olarak karşılamış.

Evet AKP rejiminin sihirli kavramlarından birisi olan “sehven” sözcüğünden bahsediyorum.

En son, CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın kişisel web sitesinde yayınladığı soru önergesi nedeniyle gündeme geldi “sihirli” kavramlardan olan “sehven”. Anayasanın 83. Maddesi milletvekillerinin meclis çalışmalarındaki sözlerini meclis dışında tekrarlamalarını mutlak dokunulmazlık alanında değerlendirir. Bu hükme rağmen TİB, ATV-SABAH satışı ile ilgili “kallavi soruları” içeren “soru önergesi” metnini kişisel web sitesinden kaldırması için Umut Oran’a tebligat gönderdi. Ancak eleştiriler üzerine açıklama yaptı: “İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/55 ve 2014/66 sayılı kararları çerçevesinde, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından yapılan bildirimlerde, sehven haber niteliği taşıyan içerikleri barındıran internet sitelerine de uyarı mesajı gönderilmiştir. Konu ile ilgili inceleme yürütülmektedir.” Oysa soL Portal, Vagus Tv, T24 gibi haber sitelerine bu tebligat daha önce yapılmıştı ama, ne “sehven” demişlerdi, ne de özür dilemişlerdi.

Şimdi birkaç “sehven” olayını hatırlayalım. En meşhuru Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna yapılan yükleme. Yargımız (ya da paralel olanı) her biri farklı zihinsel faaliyete, karar mekanizmasına ve eyleme dayanan bir sürü işlemi sehven kabul etti.

İzmir, Gaziemir’de ortaya çıkan radyoaktif kirlenme skandalında açıklama yaptı TAEK: “ergitme potalarında ve fırınlarında radyoaktif maddelerin sehven eritildiği anlaşıldığından!” Hem de “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” ve “çevrenin kasten kirletilmesi” suçlarından dolayı bir soruşturma yapılmadan.

TOKİ’de açığa çıkan yaklaşık 100 milyonluk yolsuzluk sonrası TOKİ Bakanı: “Bu vatan bizim. 40 katrilyonluk işte bir terbiyesiz affedersiniz bir yanlışlık yapmış ve onu biz bulmuşuz. Onu yaptığı için de üzülmüşüz. Alacağı alıyoruz. O haber gazetelerde bugün hiç yok. Alacak tespit edilmiş. Teftiş raporlarıyla, Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu raporuyla tespit edilmiş”. İhale süreçleri, devasa denetleme karar mekanizmaları, bu iş için örgütlenmiş onca yapı. Sonuç: yolsuzluk! Sorumluluk: “sehven”! Gerçi aynı kişi, başbakanın: “Oradaki kullanmış olduğu yanlış ifadeyi düzeltmek onun görevidir.” şeklindeki ayarın/barışma teklifinin üzerine atladı. Belki de söylediği tek doğru olan “ne yaptıysam başbakanın emriyle yaptım” açıklamasının “yanlışlıkla” olduğunu söyleyip af diledi. Yakışır!

TBMM’de sıkıştıkça “sehven”e sığınıyor. HSYK Kanunu tartışmalarında Başkan Vekili “yanlışlığı” açıklıyor: “Teklif kapağı ve ilk sayfasında Tunç ve arkadaşlarının teklifi olarak bastırılmış, ilk sayfa başlığı da aynı şekilde yazılmıştır. Ancak teklifin maddelerinin yer aldığı sayfalarda ‘Hükümet’in teklif ettiği metin’ diye sehven basılmıştır.”

Bakmayın takipsizlik kararındaki laf ve kavram kargaşasına Roboski katliamını da “sehven’e bağladılar”.

Bunlar ilk aklıma gelenler. Daha neler, neler. Sehven açılan davalar, sehven aramalar, sehven yazılan iddianameler, sehven yolsuzluklar, sehven verilen haberler, sehven yasaklar, sehven yazışmalar...

Adeta “sehven cumhuriyetinde” yaşıyoruz. Alın “sehven”i ellerinden sudan çıkmış balığa dönerler.

Aslında sehven olan yaptıkları değil. Kazara yaptıkları doğrular asıl sehven olan. İşte TOKİ bakanı; “başbakan’ın emriyle yaptım o da istifa etsin” sözünü yanlışlıkla söylemiş!. Bakan olmaları sehven, hatta doğrudan doğruya insan olarak “varlıkları” sehven.

Yoksa Ali İsmail Korkmaz’ın katledilmesiyle ilgili soruya, nasıl bir “şey” bu cevabı verir; “Yargı sürecine dair söyleyecek bir şeyimiz yok!”

[Bu yazı 890 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™