Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİ ASKIDA
6 Şubat 2014

17 Aralık yolsuzluk soruşturması sonrasında, hükümet tarafından, adalet ve emniyet teşkilatları bünyesinde soruşturmaları yürüten ve sayısı binleri bulan görevlinin görev yerleri “görülen lüzum üzerine” değiştirilmeye başlandı. Bu gibi soruşturmaları sürdüren bazı savcıların talimatlarını, mahkeme kararlarını, ilgili kolluk görevlileri yerine getirmediler; soruşturmaya bir şekilde başlayan adli yetkililer de idari talimatla bundan alıkondular. İktidarın HSYK’nın yapısını değiştirme girişimi ise, gerek yurtiçinde gerek yurtdışında, Anayasa’ya açıkça aykırı hükümler içeren bir karaktere sahip olmakla eleştirildi ve en azından şimdilik donduruldu.

 

Bu tablo, Başbakan tarafından “Türkiye bir istiklal mücadelesi içindedir” şeklinde açıklandı ve meşru gösterilmeye çalışıldı. Aynı tarihlerde, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ise, Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138. Maddesinin “öldüğünü” ilan etti. Yürütme ve yasamanın üst düzeydeki yetkili ağızlarından yapılan bu açıklamalar, ülkede açık bir “olağanüstülük hali”nin varlığını ortaya koyuyor.

 

Oysa böyle bir “olağanüstülük hali” ne Anayasa’da ne de yasalarda tanımlanmıştır. Hukuki tanımlar ve karar alma süreçlerinin bu tanımlar dahilinde şeffaf biçimde gerçekleşmesi demokrasilerin tartışılmaz kuralıdır. Başbakan’ın dile getirdiği durum tanımsız bir “olağanüstülük hali” ya da kelimenin gerçek anlamıyla hukuka bağlılık ilkesinin askıya alındığını gösteren bir istisnailik karakteri taşımaktadır.

 

Bu politikanın, “üstün bir kamu menfaati”nin korunması amacıyla uygulandığı belirtiliyor. Hatta bunun bir “darbe girişimi” karşısında ortaya konulan politika olduğu söyleniyor. Ancak, bir darbe girişimi karşısında, bu tehdidin aktörleri olduğu söylenen kamu görevlilerinin sadece görev yerlerinin değiştirilmesiyle yetinmek mümkün müdür? Eğer öyleyse, neden bu girişimin sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi için bir girişimde bulunulmamıştır? Bundan kaçınılması, bu tehdide dair tanım ve iddiaların gerçekliğinin şeffaf bir biçimde takdiri konusunda da şüphe uyandırır.  Eğer kamusal menfaatlerin korunması bakımından o ölçüde hayati bir tehdit varsa, bunun açıklıkla kamuyla paylaşılması gerekir. Kanaat ve iddialara dayalı böylesi idari işlemler, hukuk ve demokrasi kurallarıyla bağdaşmaz, bir fiili durum yaratır.

 

Bu durumu “İstiklal mücadelesi” olarak betimlemek, zorunluluk karşısında hukukun işletilmesi gerekmez mesajı vermektedir. Bu zorunluluk halinin geçici olduğu ileri sürülebilir. Oysa tarih, zorunluluk diye adlandırılan “olağanüstülük hali”nin kendi kalıcı hukukunu, yani sürekli hukuksuzluk halini,  yarattığına dair sayısız örnekle doludur. Türkiye’deki örneklerden de biliyoruz ki, bu olağanüstülük hukuku “zaruret hali” gibi geçici zamanlarla sınırlı değil, tüm hayatımızı kalıcı olarak kuşatan bir yapıya dönüşebilmektedir.

 

Bir ay zarfında binlerce kamu görevlisiyle ilgili olarak yapılan işlemler ile yargıya ilişkin planlanan kaygı verici girişimler, hukuk güvenliği ilkesine gösterilecek saygıyı tahrip eden ve hukuk ile meşruiyet arasındaki bağları koparan bir sonuca yol açabilecek niteliktedir.

 

İktidar, siyaset bilimi ve hukukta hiçbir karşılığı olmayan bir  “paralel devlet” kavramı icat ederek ve tüm hukuk dışı uygulamaları kendi iktidarına ortak ettiği Gülen Cemaati’ne yıkarak sorumluluktan kurtulamaz.  Son yıllara damgasını vuran Ergenekon, Balyoz ve KCK gibi davalarda özel mahkemeler eliyle sistematik şekilde kanıtların çarpıtıldığı ya da üretildiği defalarca dile getirilmiştir. Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların,  çeşitli STK üyeleri, Kürt belediye başkanlarının, öğrencilerin, bu yöntemlerle suçlandıkları ve uzun tutukluluklarla fiilen cezalandırıldıkları ortadadır. Bu davalara konu olan delillerden bazıları yurtiçinde ve yurtdışında incelenmiş ve sonradan üretildiklerine dair bilimsel veriler ortaya çıkmıştır. O dönemde bu durumu meşru bulan hükümet, yolsuzluk soruşturmalarına kendisinin konu olacağını kavradığı noktada bu davaları gayrimeşru ilan etmiştir.

 

Bürokrasinin işleyişinde temel kural olan liyakat ilkesi yok olmuş ve/veya alternatif bir hiyerarşi devreye girmişse, bu durum hukuk devletinin şeffaf, önceden kamuya ilan edilmiş kurallara bağlı bir şekilde ve herkese eşit mesafede duran bir niteliğe erişme hedefinin çok ciddi bir darbe aldığının işaretidir. Bir ülkede sistematik şekilde adil yargılanma hakkını ihlal edenler ve iktidarın da iddia ettiği gibi devlet içinde dini hiyerarşiye bağlı gizli bir örgütlenme varsa, bu o ülke için çok ciddi bir sorundur. Bu iddialar derhal aydınlatılmalı, görev ve yetkilerini kötüye kullanan kolluk gücü ve yargı mensupları varsa, hukuk devleti gerekleri içinde hesap vermelidirler.

 

Bunun yerine bir cadı avı gibi toptan şekilde, sebep ve gerekçe gösterilmeksizin binlerce kişinin görev yerlerinin değiştirilmesi, duruma atfedilen suçlamayla uyuşmayan bir çözümdür ve yeni mağdurlar yaratmaya mahkûm bir hukuksuzluk örneğidir. Hiçbir siyasi iktidarın, bir yandan kendisine yönelik yolsuzluk soruşturmalarından ve bir yandan da devlet içi ortağından kurtulmak için tüm ülkeyi hukuki, siyasi ve ekonomik bir açmaza sürüklemeye hakkı yoktur.

 

İnanıyoruz ki hukukun üstünlüğü ilkesi, demokrasinin de, hak ve özgürlüklerin de, eşitlik ve adaletin de en önemli güvencesidir. Hukuk devleti ilkesinin askıya alınması ve üstelik kanunlara da dayanmayan bir “istisnailik durumunun” ilan edilmesi, yasama ve yargı kuvvetlerinin yürütme tarafından yutulduğu bir kuvvetler birliğine doğru hızlı bir gidişin tehlikesini barındırmaktadır.

 

Kamuoyunun bilgisine sunarız.

 

 

 

İlk imzacılar

 

Prof. Dr. Adalet B. Alada  Prof. Dr. Ahmet Koman  Prof. Dr. Ahmet Haşim Köse  Prof. Dr. Ahmet Öncü Prof. Dr. Ahmet Özer  Av. Ahmet Dindar  Av. Akın Atalay  Prof. Dr. Alan Duben  Prof. Dr. Alev Özkazanç  Prof. Dr. Ali Esat Karakaya  Prof. Dr. Alpar Sevgen  Prof. Dr. Aslı Tunç  Av. Aycan Topay  Prof. Dr. Aydan Gülerce  Prof. Dr. Aydın Uğur Prof. Dr. Ayhan Aktar  Prof. Dr. Ayhan Alkış   Prof. Dr. Ayhan Kaya  Prof. Dr. Ayla Zırh-Gürsoy  Prof. Dr. Ayşe Buğra Prof. Dr. Ayşe Durakbaşa Prof. Dr. Ayşe Erzan  Prof. Dr. Ayşe Öncü Doç. Dr. Ayşe Parla  Doç. Dr. Ayşen Candaş  Av. Bahri Bayram Belen  Prof. Dr. Baskın Oran  Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek  Prof. Dr. Billur Yaltı  Prof. Dr. Burhan Şenatalar  Prof. Dr. Büşra Ersanlı  Av. Canan Arın  Av. Ceren Cansu Akkaya  Prof. Dr. Cem Terzi  Prof. Dr. Cevza Sevgen  Av. Cevriye Aydın  Prof. Dr. Cumhur Ertekin  Prof. Dr. Çağlar Güven  Doç. Dr. Deniz Yükseker  Prof. Dr. Dilek Barlas  Prof. Dr. Dilek Doltaş Doç. Dr. Dilek Ünalan  Prof. Dr. Durmuş Ali Demir  Prof. Dr. Ege Yazgan  Av. Ergin Cinmen  Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu  Prof. Dr. Ertuğrul Ahmet Tonak  Prof. Dr. Ersan Demiralp  Doç. Dr. Esra Arsan  Prof. Dr. Fatma Şenyücel  Prof. Dr. Fatma Müge Göçek  Prof. Dr. Fatma Gök  Prof. Dr. Fatmagül Berktay · Prof. Dr. Feride Çiçekoğlu · Av. Fethiye Çetin · Prof. Dr. Ferhunde Özbay · Prof. Dr. Feza Deymeer · Prof. Dr. Fikret Adaman · Av. Fuat Topdemir · Doç. Dr. Galip Yalman · Prof. Dr. Gençay Gürsoy · Prof. Dr. Güler Fişek  · Prof. Dr. Gülhan Türkay · Prof. Dr. Hacer Ansal · Prof. Dr. Hakan Gürvit · Doç. Dr. Haldun Sural · Prof. Dr. Haldun Gülalp · Av. Haluk İnanıcı · Prof. Dr. Hale Bolak Boratav ·Prof. Dr. Hasan Kirmanoğlu · Prof. Dr. Hasan Yazıcı · Av. Haydar Topay · Prof. Dr. Huri Özdoğan  · Av. Hülya Gülbahar · Av. Hüsnü Öndül · Prof. Dr. İ. Ercan Alp · Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu · Prof. Dr. İlker Özkan · Av. Kamil Tekin Sürek · Prof. Dr. İlter Turan · Prof. Dr. İştar Savaşır  · Doç. Dr. İzak Atiyas · Prof. Dr. Jale Parla · Prof. Dr. Kuyaş Buğra · Prof. Dr. Lale Duruiz · Prof. Dr.  M. Ali Alpar · Prof. Dr. M. Hamit Fişek · Prof. Dr. Mahmut Mutman · Av. Mebuse Tekay · Prof. Dr. Mehmet Zaman Saçlıoğlu · Prof. Dr. Mehmet  Türkay · Prof. Dr. Melek Göregenli · Prof. Dr. Meryem Koray · Prof. Dr. Meyda Yeğenoğlu · Prof. Dr. Muhittin Mungan · Prof. Dr. Murat Özyüksel · Av. Mustafa Kemal Güngör · Prof. Dr. Nazan Aksoy · Prof. Dr. Nermin Abadan Unat · Prof. Dr. Nevra Necipoğlu · Prof. Dr. Nilgün Toker · Prof. Dr. Nihal İncioğlu · Prof. Dr. Nihal Saban · Doç. Dr. Nuray Mert · Prof. Dr. Nurhan Yentürk · Prof. Dr. Nüket Esen · Prof. Dr. Nükhet Sirman · Av. O. Meriç Eyüboğlu· Prof. Dr. Oktay Uygun · Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu · Doç. Dr. Ozan Erözden · Prof. Dr. Öget Öktem Tanör · Av. Ömer Güven · Av. Ömer Kavilli · Prof. Dr. Özdemir Aktan · Doç. Dr. Öznur Sevdiren · Prof. Dr. Raşit Kaya · Prof. Dr. Raşit Tükel · Prof. Dr. Rezzan Tuncay · Prof. Dr. Rona Serozan · Prof. Dr. Samim Akgönül · Av. Selim Baktıaya · Prof. Dr. Serkant Ali Çetin · Prof. Dr. Serpil Sancar · Prof. Dr. Sema Erder · Prof. Dr. Semih Bilgen · Doç. Dr. Serra Müderrisoğlu · Doç. Dr. Serhat Güvenç · Prof. Dr. Sevgin Akış Roney  · Prof. Dr. Sibel Irzık · Prof. Dr. Sibel İnceoğlu · Prof. Dr. Şahika Yüksel · Prof. Dr. Şevket Pamuk · Prof. Dr. Taha Parla · Prof. Dr. Tahsin Yeşildere  · Prof. Dr. Taner Gören · Prof. Dr. Taner Timur · Prof. Dr. Turgut Tarhanlı · Em. Hkm. Ümit Kardaş · Prof. Dr. Ünal Zenginobuz · Prof. Dr. Yaman Barlas · Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu  · Prof. Dr. Yavuz Akpınar · Prof. Dr. Yeşim Atamer · Av. Yıldız İmrek · Prof. Dr. Yıldız Sey · Prof. Dr. Yonca Aslanbay · Prof. Dr. Yücel Sayman · Prof. Dr. Zeynep Direk · Av. Ziynet Özçelik

[Bu yazı 939 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™