Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
BİLMEMENİN DAYANILMAZ ÇEKİCİLİĞİ
5 Şubat 2014, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU
, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU

“Bilgi sonsuza dek cehaleti yönetecektir.”

James Madison

 

İnsanlık tarihinin her döneminde bilgiye büyük değer yüklenmiştir. Bilgi kutsanmıştır hatta. Sokrates; “Bilmediğimi biliyorum.” diyerek, Kuran da; “Bilenle bilmeyen bir olmaz.” sözüyle bilginin değerine vurgu yapmışlardır.

Ama değerinin bilinmesinden olsa gerek, bilgi bir o kadar da halktan gizlenmiştir, tarih boyunca…

Evde çocuktan, okulda öğrenciden, fabrikada işçiden, tarlada çiftçiden, cephede askerden, camide cemaatten, mahkemede sanıktan, mecliste milletvekilinden, bakanlardan ve hatta başbakanlardan saklanır bilgi. Çünkü o yönetme aracıdır bir bakıma. Cahilleri yönetme aracı…

“İmamın yaptığını değil söylediğini yap.” diye bir söz vardır bizde… “İmamın yaptığının bir hikmeti vardır. Sen onu bilemezsin. O yüzden sana söyleneni yap ta sorumluluktan kurtul.” anlamı taşıyan bu deyim, sorgulayan akla yasak koyar ve sorgulayanı tehdit eder açıkça…   

Emre itaat eder, kaderine razı gelirsen rahat edersin. Yoksa sürünmen kaçınılmazdır.

***

Yalnız bizim toplumumuza özgü bir durum da değildir, yönetenlerin bilgiyi halktan gizlemesi… Tüm dünyada egemenler bilgiyi halktan saklarlar. Çünkü yönetenler şeffaflıktan hoşlanmazlar. Dahası şeffaflık onların iktidarlarının sonu demektir. O nedenledir ki, tüm yöneticiler halka yalan söylerler. Aksi halde bu harami düzeninin sürmesi olanaksızdır.

Bu harami düzeninin devamını sağlayan da aslında bu bilgi tekelidir.

Zaman zaman ortaya saçılan ufak tefek bilgi kırıntıları da, güçlü demagoglar tarafından halka başka türlü yutturulur. Olur biter.

***

İçinde bulunduğumuz toplumsal süreçte, bizi yönetenlerin halkın bilgisizliğinden nasıl yararlandığını, birkaç demagoji ve yalan örneğiyle açıklamak olası.

“Özel Görevli Mahkemeleri kaldıracağız.”

Demagoji. Daha önce kaldırılmışlardı.

O gün için sopa olarak kullandıkları bu mahkemelerin ellerindeki işleri tamamlamaları için ara formül üretenler bu demagojiyi yapanların bizzat kendileri. Halkın yeterince bilgi sahibi olmamasından yararlanarak, aslında yeni bir ortaklaşma pazarlığının sermayesi olarak atılan bu adımın, halka bir lütuf gibi sunulması amaçlanıyor.

“Yolsuzluk olsa bu kadar iş yapılır mıydı?”

Demagoji. Geçeği mantıkla çürütmeye çalışıyor.

Suçluların, muhataplarının aklını karıştırmak ve onları olayla ilgili şüpheye düşürmek amacıyla sıkça başvurdukları bir yol. Olgular ve kanıtlar karşısında pek işe yaramasa da bilgisiz halk yığınlarına karşı işe yarayabilir. Her gittiği yerde, halkı yolsuzluk olamadığına inandırmak için RTE’nin kullandığı bir argüman, yukarıdaki soru. Görünen köy kılavuz istemeyince, kılavuzun görünenin köy olamayacağına yolcuyu inandırma çabası…

Oysa iş yapılmayan yerde yolsuzluk olması zaten düşünülemez. Bir zamanlar İstanbul Belediye Başkanı olan bir zat için de; “Yiyor ama iş yapıyor adam. Ötekiler yemiyor da iş te yapmıyorlar.” gibi bir laf edilirdi. Unutulmuştur ama bu topraklarda çok kanıksanmış bir durumdur, bal tutanın parmak yalaması…

Yürüme, yürütme, yol ve yolsuzluk üzerine çokça söylenmiş yalanlardan iki örnekle bitirelim.

“Beraber yürüdük biz bu yollarda.”

Yalan. Çünkü, kendisi başka yollarda yürürken, halk onun hologram görüntüsüyle yürümüş, yağmurda çamurda. “Biz” derken halkı kastediyorsa elbette...

“Bu hükümet (yürütme) yolsuzlukla mücadele için vardır.”

Büyük, ama kabul etmeliyim ki başarılı bir yalan.

Bu yalanı nasıl anlamalıyım diye düşününce, oldukça tatmin edici bir açıklama buldum ve bundan böyle ustaya hürmette kusur edilmemesi gerektiğine karar verdim!

Usta aslında,“Yolsuz köy, bölünmüş yolsuz kent bırakmadık. TIR’lar yürüttük Toroslar’da…” demek istemiş.

Münafıklığın lüzumu yok.

 

 

 

 

 

[Bu yazı 1286 kez okundu]
Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [66]
[7 Temmuz 2017] KOCA KOCA LAFLAR ETMEDEN ÖNCE. ... [6 Eylül 2016] SON KALENİN SEVİMLİ DİKTATÖRÜ ... [29 Mart 2016] KAHROLSUN TERÖRİSTLER ! ... [17 Ocak 2016] SUÇA ORTAK OLUYORUM ... [2 Kasım 2015] EĞİL EY KAFİR! ... [29 Ekim 2015] AKP'NİN ABSÜRT SEÇİM TAKTİKLERİ ... [22 Ekim 2015] İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ... [12 Ekim 2015] OSMANLIYA RAHMET OKUTAN YENİ OSMANLILAR ... [21 Eylül 2015] TANRI TÜRKÜ KORUSUN ... [14 Ağustos 2015] SARAY MİLLİ İRADEYİ TEHDİT EDİYOR ... [6 Haziran 2015] BÜYÜK PATLAMADAN KARAFATMAYA (*) ... [18 Mayıs 2015] TBB Genel Kurulunda Yapamadığım Konuşma ... [9 Nisan 2015] BESLEME, BESLEDİKÇE. ... [7 Mart 2015] KİM KORKAR BÖLÜNMEDEN ... [19 Mayıs 2014] "301" İÇİN YARDIM KAMPANYASI MI, HERKES İÇİN SOSYAL DEVLET Mİ? ... [12 Mayıs 2014] MAKBUL CÜBBE ... [22 Nisan 2014] DEVLETİN PARTİSİNDEN PARTİNİN DEVLETİNE ... [29 Mart 2014] İYİ ŞEYLER OLUYOR ... [24 Mart 2014] İKTİDAR GAYRİMEŞRUDUR ... [28 Şubat 2014] ŞEYHİ DÜŞÜREN MÜRİTLER ... [20 Ocak 2014] "Milli irade", güçler ayrılığı ve HSYK ... [13 Ocak 2014] BOYALARI DÖKÜLÜRKEN ... [6 Ocak 2014] SUÇ ÖRGÜTÜ ... [20 Aralık 2013] ORTADA HIRSIZLIK VAR YANDAN GEÇ ... [13 Aralık 2013] KONUŞURSAM YER YERİNDEN OYNAR ... [27 Ekim 2013] Atatürk Orman'ı ODTÜ Orman'ı olmasın ... [23 Eylül 2013] PROVOKASYONU GÖRDÜM ... [17 Eylül 2013] İDDİALARA YANIT VERMEYECEĞİZ ... [5 Eylül 2013] ADALET BAKANLARI HUKUKÇU OLMALI ! ... [16 Ağustos 2013] AZALMAK ... [26 Temmuz 2013] ÇAPULCU İLE BEZİRGAN ... [15 Temmuz 2013] TERMAL HAFIZA ... [7 Haziran 2013] TENCERENİN DÜDÜĞÜ... ... [15 Nisan 2013] Gelişmemiş Demokrasilerin Boğulma Noktası: %51 ... [11 Şubat 2013] DEVLETİN SAVCISINA YARDIMCI OLALIM ! ... [30 Ekim 2012] BUNLAR DA GİDER ... [14 Eylül 2012] BİLMEK ACI VERİYOR ... [3 Nisan 2012] HER ÇOCUKTAN BİR YIL ... [24 Şubat 2012] DİNDAR, KİNDAR VE TİNERCİ ... [23 Şubat 2012] KÖŞE YAZARARINA SAHİP ÇIK. YOKSA... SON HALKA: NURAY MERT ... [15 Şubat 2012] ANAYASA KİMİN İRADESİ ... [2 Şubat 2012] YÜRÜYÜŞ... ... [6 Ocak 2012] İNSANSIZ... ... [23 Aralık 2011] YALANLAR ... [15 Kasım 2011] KURBANLAR GÜLÜMSEDİKÇE... ... [18 Ekim 2011] KUŞ ARAYAN KAFESLER! ... [9 Eylül 2011] Bir Ustalık Hikayesi: Torbacılıktan Köprücülüğe! ... [29 Temmuz 2011] NE SAĞCIYIM NE SOLCU. ... [15 Temmuz 2011] BİR EMPATİ DENEMESİ: "BEN OLSAYDIM..." ... [24 Haziran 2011] ESKİ OYUNUN YENİ OYUNCULARI ... [1 Haziran 2011] SOLCU OLMAK ... [6 Mayıs 2011] MEYDANDAKİ ÖLÜLER ... [18 Nisan 2011] BÜYÜK PATLAMADAN KARAFATMAYA ... [30 Mart 2011] HOMO SAPİENS ÇAĞI SONA ERİYOR ... [18 Mart 2011] HERKES MERSİN'DEN DÖNERKEN... ... [10 Mart 2011] SUÇLULUK KARİNESİ ... [4 Mart 2011] 500 Milyar Dolarlık Pazar ve Sahibinin Sesi Liberaller ... [18 Ocak 2011] Allahın Kuruşları ... [3 Ocak 2011] Öyle Bir Geçti Ki Zaman. ... [10 Aralık 2010] VURUN KAHPEYE ! ... [8 Aralık 2010] İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-3 ... [25 Kasım 2010] İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-2 ... [17 Kasım 2010] İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-1 ... [19 Nisan 2010] NİSAN TATİL OLMALI ... [12 Haziran 2009] Durduğumuz Yerden. ... [11 Haziran 2009] Barolar Birliği ve Birliği Savunmak ...
Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™