Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa!
7 Nisan 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT
Zekeriya Öz’ün, görevini devrederken yaptığı konuşmada ‘devlet adına yaptık’ cümlesi öne çıkarılmış.  Bunun nedenini anlamak zor değil. Bunca, ‘sivilleşme’, ‘demokratikleşme’ tartışmasına karşın ‘devlet adına’ yapılan iş hep daha ‘meşru’ sayılıyor, öne çıkarılıyor.
‘Normali bu değil mi, yapılan işler tabii ki devlet mekanizması içinde olmalı’ diyebilirsiniz. Doğrusu bu, devletin bütün organları bu nedenle var, hukuk sisteminin de bu çerçevede işlemesi gayet tabii. Ancak, sorun burada değil, sorun yapılan göndermenin ‘devletin meşru çerçevesi’nden bahisten ziyade ‘devlet için’ şeklini alması. Belki, Öz’ün vurgusu bu yönde değildi, ancak öne çıkan veya daha doğrusu ‘çıkarılan’ vurgu bu. Öyle olunca, sanki hukuki sürece ilişkin eleştirilere karşı da, ‘ne yaptıysak devlet için yaptık’ çağrışımı akla geliyor veya getiriliyor. Bu konuda fazlasıyla titizlenmesi gereken bir toplumuz. Düne kadar, faili meçhul cinayetler de bu mantıkla savunuluyordu, bu uğurda ‘kurşun atana da kurşun yiyene de’ sahip çıkılıyordu.

Kâbusa dönüşebiliyor
Hal böyle olunca, her söylenen söz kafa karıştırabiliyor, geçmişi hatırlatan kâbusa dönüşebiliyor. Tüm bunlara bir de, Ergenekon davasının geçmişle hesaplaşma iddiasına karşın, bu hesaplaşmayı çok kısıtlı bir çerçeveyle sınırladığının her gün daha fazla anlaşıldığı eklenirse, titizlenme ihtiyacı daha da artıyor.  Bu koşullar altında, Öz’ün, ne yaptıysak ‘hukukun tecellisi için yaptık’ gibi bir ifadesi daha teskin edici olurdu. Bu açıdan asıl mesele, Öz’ün yaptığı konuşma, kullandığı ifade değil. Asıl tartışmamız gereken, özellikle de seçim sürecinde, ‘demokratik değişim’ adına, Ergenekon davası başta olmak üzere, tüm yaşananlar ve söylenenler.
Türkiye’de ‘demokratik değişim’ adına, ‘kurunun yanında yaş da yanar’, ‘bazı durumlarda basın özgürlüğü kısıtlanabilir’ noktasına gelmiş bir ülkeyiz. Şimdi iktidar partisi, ‘demokratik değişim’ adına, Anayasayı tek başına değiştirebilecek çoğunluk istiyor, birçok değişimi seçim sonrasına ve bu koşula bağlı olarak erteliyor. Birçok ‘demokrat’ın aklı da bu ertelemeye ve koşula yatıyor. Bu uğurda, yine kredi sistemi uygulanıyor, kendine ‘demokrat’ diyen herkesin sorması gereken sorular sorulmuyor, eleştiri yapmak bir yana, yapanlar bin bir yolla itham ediliyor. Başbakan ‘askerle oynatmam’ diyor,  ‘polis demokrasinin ve milli iradenin güvencesidir’ diyor, Anayasa Komisyonu Başkanı, ‘İdamı her zaman savundum’ diyor, ‘sivillik ve demokratlık şampiyonlarından’ ses seda yok. 
Kişilerden bahsetmiyorum, vahim bir anlayıştan bahsediyorum; ‘daha fazla demokrasi’ adına askıya alınan özgürlükler, rafa kalkan haklar ve sineye çekilen bunca şey, ortada ‘demokrasi umudu’ bırakmıyor diyorum. Demokratikleşeceğiz diye diye, siyasal dil, giderek yine daha fazla ‘güvenlikçi’, ‘devletçi’, ‘yasakçı’ hale geldi, geliyor diyorum. 

Sorun sorgulanmaması
Muhafazakârların birçoğunun bu konuda sorunu yok, onlar için demokrasi, çoğunluğun dediğinin olması, onlar ‘eski devlet’ yapılanmasına, ‘eski güvenlik’ tanımına itiraz ediyorlardı. Devlet kendileri olduğu müddetçe ‘devletçi’, güvenlik tanımını kendileri yaptığı sürece ‘güvenlikçi’ anlayışla sorunları yok.  Ayrıca bu anlayışlarını gizlemiyorlar. Sorun, bu anlayışın kendine liberal veya sol demokrat diyen birçokları tarafından sorgulanmaması. Dahası, daha fazla demokrasi adına, demokrasiye aykırı gidişe,  teorik gerekçe, mazeret bulma çabasına düşmeleri. Aydınların ve demokratların çoğunun, bu zihniyette olduğu, bu yönde tavır aldığı bir toplumda demokrasi ve özgürlüklerin hiçbir güvencesi kalmamış demektir.

Daha fazla demokrasi
Seçime iki ay kala bu tabloyu sergileyen bir ülkede, seçimin sonucu ne olursa olsun daha fazla demokrasi ve daha ‘demokratik bir Anayasa’ hayal etmek mümkün değil. Seçim sürecinde, ne iktidar partisi, ne ana muhalefet partisi, Anayasa konusunda ciddi bir tartışmaya girmiyor, bu koşullar altında   ‘demokratlar’ın ‘Türkiye’nin önünü açacak’ diye bekledikleri yeni bir Anayasa nasıl yazılacak belli değil.  Kimse ‘demokratik meşruiyet’ sorununu aşmak için popülist çabaların işe yarayacağını sanmasın. Halkın Anayasası diye yollara düşenlerin yapmaya çalıştıkları bundan başka bir şey değil. Ama isterseniz, bu önemli konu ziyan olmasın, bir sonraki yazıda devam edelim.

(Milliyet 07.04.2011)

[Bu yazı 1955 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™