Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
". Din ile siyasetin bir arada yürümediği"
23 Ocak 2014, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

 

“Cemaatte çatlak nasıl gelişti, bilemem. Bildiğim tekşey, din ile siyasetin bir arada yürümediği. Siyasette kabul gören araçlar, dinde kabul edilemezler. Tevekkeli değil, adamlar yüzyıllar önce ayırmışlar. Laikliğin nasıl bir ihtiyacın sonucu doğduğunu yeni yeni anlıyoruz. Belki, hiç de hayırhah görünmeyen bu süreç bize bir şeyler öğretiyor” (Ayşe Böhürler Sordu Alev Alatlı cevapladı: “Hoca artık bilge değil”, Yeni Şafak, 20 Ocak).

Bu sözlerin önemi, sadece Alev Alatlı’ya ait olmasından değil, daha çok Yeni Şafak’ta yayınlanmış olmasından geliyor; yani, sansüre uğramadan.

“Bir musibet, bin nasihate evladır” denir. Hukukun yerini, çoğunluk partisinin keyfince yönetimine bıraktığı bir ülkede yurttaş, kendini tam bir “hukukî güvensizlik” ortamında hissediyor. Bu ortamın hukukçular açısından anlamı daha ağır: Utanç! Bu utanç, “lâik hukuk” düzenine değer kazandırabilir mi?

Cumhuriyet’in değerler yönünden en büyük kazanımı olan lâiklik, kurumsal ve normatif olmak üzere iki ana dayanakla işlevsellik kazandı: TBMM ve hukuk.

TBMM, hukuk kurallarını din değil, dünyevilik gereklerince koyar. Yürütme, kuralları aynı doğrultuda uygular. Bu bakımdan, sürekli eleştirilen 1982 Anayasası’nın, “dinin siyasete alet edilmesi”ni yasaklayan kuralı pek anlamlı: “Devletin… düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma… dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar” etmeme.

Aslında, Cumhuriyet’in niteliği olan lâiklik (md. 2), hiçbir dini resmen tanımama (olumsuz) ve hangi dine mensup olursa olsun, dine inananların ibadet özgürlüğünü ve inanmama özgürlüğünü güvence altına alma (olumlu) şeklindeki tanımıyla anayasal çerçeveye de sahip.

Ne var ki, üç yasama dönemine yayılan AK Parti çoğunluğu ve Hükûmetleri, anayasal fren ve denge mekanizmalarını en aza indirebildiği ölçüde, adı geçen Anayasa hükümlerini “askıya aldı”. Sürecin “resmî” sacayağı: Yasama (MHP desteği), yürütme (CB kolaylaştırıcılığı), yargı (AYM onayı).

Hal böyle olunca, bilgi ve liyakat temelinde eşitlik ilkesi gereğince objektif şekilde devşirilmesi gereken memurlar ve diğer kamu görevlileri için “Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü”lük hükmü de (md. 129) askıya alınmış oldu. Bunu, Başbakan ve Bakanları sürekli itiraf etmekte. Mahkemelerin bağımsızlığına ilişkin hükmün (md. 138) çöktüğünü de, zaten TBMM Başkanı ilân etti…

Anayasa’nın amir hükümleri ve bunlar doğrultusunda oluşturulan mevzuat yerine, “din ve mezhep bağları” belirleyici oldu. Millî görüş (ve İmam-Hatip formasyonu) ve Gülen Cemaati ekseni, “bilgi, uzmanlık ve liyakat”ın yerini aldı.

Anayasa hükümlerini askıya alanlar, Cumhuriyet’in kazanımlarını değersizleştirip Osmanlı mirasını yüceltirken, şu ikili çelişkiyi de ifşa etmiş oldu:

- Temelleri Tanzimat döneminde atılan lâiklik, 2. Meşrutiyet’te kök saldı. Cumhuriyet ise, onu genişletti ve derinleştirdi (bir).

- Milli görüş ve Cemaat ittifakının iktidar olmasına, “insan haklarına dayanan demokratik Cumhuriyet” olanak tanıdı (iki).

Ne var ki, her iki cephe, hem Osmanlı mirasını reddetti; hem de Cumhuriyet’in kazanımlarını yağmaladı; dine ve samimi dindarlara verdikleri zarar ise cabası…

“İktidar bozar; mutlak iktidar ise mutlaka bozar” (L. Acton): Evet, “güçlü koalisyon”, bozdu, çürüttü ve -C. Çiçek’in dediği gibi- anayasal sistemi çökertti. Koalisyonun sona ermesiyle günışığına çıkan rüşvet ve yolsuzluğu, demokratik yöntemle ve hukuk yoluyla giderme yerine, bunlara tamamen yabancı bir yola girildi.

Bir yandan, yolsuzluk dosyalarını kapatmak ve yenilerini açtırmamak; öte yandan, bunları açan ve açmak isteyenleri tasfiye için “çete yöntemi” kullanmaya başladı. Haliyle, yolsuzluğun hesabı sorulamayacak: Demokrasinin hesap sorulabilir rejim olduğu kabul edilmeyecek. Eğer gerçekten “darbe yapan” bir kolalisyon ortağı varsa, buna hukukî yaptırım uygulanamayacak…

AKP Hükümetleri, hep darbecileri yargılamakla övündü: 28 Şubat ve 12 Eylül, bunun tipik örnekleri… Ergenekon ve Balyoz davaları, “derin devlet”le hesaplaşma ve “darbe teşebbüsü”nü yargılama süreci değil mi? O halde, “çeteci Cemaat” mensuplarını yargılamaktan neden kaçınıyor? Bizzat yarattığı için yüzleşme korkusundan mı; yoksa, “inanca dayalı oluşum ve yapılanma”ya dünyevî hukuku uygulamak istemediğinden mi?

Sonuç; din ve siyaset bir arada yürümüyor, fakat ikisinin iç içe geçtiği dönemlerde bir şeyler "gayet iyi yürüyor": çete-çürümüşlük. Eğer bu kirlenme, lâikliğin anlam ve önemini gündeme çıkarabilirse ve dünyevî hukukun uygulanması için vesile oluşturabilirse, “musibet” hayırlı olabilir.

[Bu yazı 1366 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™