Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular
16 Ocak 2014, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

“Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz”.
Hukukun genel ilkesi olarak suçsuzluk varsayımı, insan haklarının temel ilkeleri arasında ve dokunulamaz haklar blokunda yer alır. Bu blok, "insan haklarının sert çekirdeği" olarak da adlandırılır.  Anayasa madde 15, sıkıyönetim veya savaş durumunda bile dokunulamayacak  hakları sıralamakta. Suçsuzluk varsayımı, savaş halinde bile saygı gösterilen bir güvence olarak olağan hukuk düzeninde haydi haydi geçerli(md.38).
               Yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla haklarında işlem yapılan, aranılan, göz altına alınan ve tutuklanan kişiler, “suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar” suçlu sayılamaz.
Soru: 17 Aralık 2013 gününden bu yana, “rüşvet ve yolsuzluk” suçlaması ile haklarında işlem yapılanların suçsuzluk güvenceleri nasıl ihlâl edildi ve ediliyor?
- Arama ve gözaltına alma işlemi yapan kolluk güçleri, görevlerinden alındı. (Görevden alma, El Kaide ve İHH’ya operasyon düzenleyen Emniyet yöneticilerinin hemen görevden alınması ile sürmekte...)
- Aynı şekilde, savcılar görevlerinden alındı.
- Adli kolluk yönetmeliği değiştirilerek, kolluk güçleri emniyete bağlandı.
- Baba (yani çekişmeye taraf)  bakanlar, görevlerinden hemen ayrılmadı ve değinilen  işlemlerin kotarılmasına katkıda bulundu.
- Bunların sonucu olarak “rüşvet ve yolsuzluk” operasyon dalgasının ikinci halkası (25 Aralık) anında önlendi.
Her biri Anayasal suç oluşturan ve yaptırımı gerekli kılan bütün bu engellemelere karşın, dosyalar, kısmen de olsa, yargıya intikal etti. Yani, yargı süreci başladı… Bu süreci durdurmak zor olduğundan,  HSYK’nın lağvı için yasama faaliyeti başlatıldı. Çünkü, eğer HSYK yenilenir ve Adalet Bakanı, “HSYK hâkimi” haline gelirse, “yolsuzluk ve rüşvet” dosyalarına bakan yargıçlar da değiştirilebilecek…
Değinilen işlem ve çalışmalar,  “rüşvet ve yolsuzluk”la suçlananlar için “suçsuzluk karinesi” ilkesini ihlâl etmiş bulunuyor. Çünkü, onlar ya mahkeme önüne çıkarılmaktan alıkonulmuş ya çıkarıldıkları halde, “âdil yargılanma hakkı”ndan yoksun kılınmıştır. Daha doğru bir deyişle, suçlu olmayanların da “aklanma hakkı”  ellerinden alınmıştır.
Şüphelilerin suçsuzluk karinesini ihlâl eden Hükümet’in  yaptıkları ve yapmaya çalıştıkları, açılan  rüşvet  ve yolsuzluk dosyalarını kapat(tır)ma ve yenilerinin açılmasının önüne geçme çabası olarak da okunabilir.  Başka bir deyişle, Hükümet’in her adımı, kurtarmaya çalıştığı kişiler hakkında suçluluk şüphesini pekiştirmekte.
Öyle ki, AKP ve Hükümeti, gerçekten Gülen Cemaati tarafından kurulan “paralel/derin devlet”i, “yasa dışı siyasal-ticari” ağını muhafaza etmek amacıyla ortadan kaldırmaya çalıştığı izlenimini vermiyor değil. Neden? Çünkü eğer amaç, “derin devlet”ten kurtulmak olsaydı, öne çıkarılması gereken kavramlar, saydamlık, demokrasi ve hukuk devleti olmalıydı. Oysa tam tersi yapıldı ve bu kez Cemaat kanadı eksiltilen (ve muhtemelen İmam-Hatip kanadı öne çıkarılacak olan) bir “Parti devleti” inşasına ivme kazandırıldı.
Sadece, HSYK’nın yapısını değiştiren Yasa önerisini  kotarma şekli yeterli fikir verir.
- Üç yıl önce, “demokrasi”  adına yeniden yapılandırılan HSYK, şimdi Adalet Bakanı’na teslim edilecek…
- Adalet Komisyonu görüşmelerinden manzaralar,  “derin devlet” yerine kurulmak istenenin hukuk ve demokrasi olmadığını açıkça ortaya koymuş bulunuyor. Yumruklaşmalar ortamında, YARGISEN Başkanı Eminağaoğlu’nun konuşmasının engellenmesi ve AKP’li milletvekili Aslan tarafından atılan tekme karşısında takınılan tutum: Tekmeci, anında aklandı Başbakanca. Başbakan Yardımcısı, tekmeleme hareketini, Kamer Genç’i eleştirmeyenlere gönderme yaparak meşrulaştırdı. TBMM Başkanı ise, “her sivil  toplum örgüt temsilcisi konuşursa yasa çıkmaz” diyerek, yargı örgütlenmesini yok saydı. ( Böylece, “Tekme egemenliği”, AK Parti’nin çoğunlukçu demokrasi anlayışının simgesi haline gelmiş bulunuyor.)
- Cemaati yok etme bahanesiyle yola çıkan, ama meslekî cemiyeti bile dinleme tahammülü olmayan ve bir Kurul’un yetkisini bir kişiye kaydırma cüretini ortaya koyan  Parti, Türkiye’yi hızla  “hukuksuz bir devlete”, yani “çeteler Cumhuriyeti”ne doğru sürüklüyor. Üstelik, “üç yıl önce hata yaptık” pişkinliği ile. Oysa o zaman, hata yaptığınızı dile getirenleri linç etmeye yine siz kalkışmıştınız. Özel yetkili mahkemelerde görülen ve gizli tanıklarla yapay delillerin belirleyici olduğu büyük davalar görülürken, "hukuk bir gün size de gerekecek" denildiğinde, kulak tıkamıştınız. Neyse ki, şimdi “hata yapıyorsunuz” diyenlere karşı öyle bir gücünüz kalmadı. 2014 için “hukuk yolunda” umut ışığı yaratan da bu olsa gerek…

[Bu yazı 1771 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™