Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
NE DEĞİŞECEK?
12 Ocak 2014, Av. Başar YALTI
, Av. Başar YALTI

2013, Siyasal İktidarın iç yüzünü ortaya koyan bir yıl oldu.

17 Aralık yolsuzluk operasyonu ve devam eden olaylar sonucunda, sarsılmaz bir bütün olarak gözüken Siyasal iktidarın aslında bir koalisyon olduğu anlaşıldı.

Cemaat ve AKP, her an anlaşacaklarmış izlenimi veren, ölümcül bir kavgaya tutuştular.

Bu kavga sayesinde, on bir yıldan beri ülkenin geldiği yeri görmemizi kolaylaştıran ibretlik sonuçlar ortaya çıktı, çıkıyor. İktidar ortakları arasındaki çatışma, çok önemli sonuçlar yaratmaya gebe gözüküyor.

Ama bu kavgayı durup öylece izlemek; “dur bakalım ne olacak”, kim kazanacak bu kavgayı, edilgenliği içinde olmak ya da kendimize düşecek fırsatı beklemek mi gerekiyor?

Siyasal koordinatlarımızı sadece bu kavganın sonucuna göre mi seçmek gerekiyor?

Örneğin, kavganın sonunda, görünür bir meşruluğa sahip olduğu söylenen AKP kanadı kavgayı kazansa (ki öyle gözüküyor) ve iktidarın Cemaatsiz tek ortağı olarak hükümranlığını sürdürmeye devam etse…

NE DEĞİŞECEK?

Cumhuriyet İslamcı karakterinden mi kurtulacak? Devlet Sünni muhafazakârlıktan mı vazgeçecek? Cemaatler siyasetten mi çekilecek?

Türkiye, kamu malları satışından / talanından mı kurtulacak? Sırada olan otoyollar, barajlar vb. satılmayacak mı? Rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk mu ortadan kalkacak? Temiz toplum ideali mi gerçekleşecek?

Toplumsal korkular mı yok olacak? Zindanlar mı boşalacak? Silivri mi yıkılacak?

Yargıçlar özgürleşecekler mi?  Tarafsız ve bağımsız karar mı verecekler?

Adalet dağıtımı, kişiye göre, olaya göre olmaktan mı çıkacak?

Polis sabaha karşı ev basmaktan, insanların gözüne gaz sıkmaktan, hedef gözeterek ateş etmekten mi vaz geçecek?

Telefonlarımızın dinlendiği korkusundan mı kurtulacağız?

İşçilerin, çalışanların sendikası mı olacak?

Gelir dağılımındaki en düşük %20 lik gelir grubuyla en yüksek %20 lik grup arasındaki 8 kat fark mı azalacak? Asgari ücret mi yükselecek, toplum yoksulluktan mı kurtulacak?

Yeni zenginler türemeyecek mi?

Zihinlerimize çakılan bölünme mi ortadan kalkacak?

Diyanet İşleri Başkanlığı etkisini mi yitirecek, bütçesi, kadro sayısı mı azalacak?

Seçim sistemi mi düzelecek? %10 barajı mı kalkacak? Saydam, hesap verilebilir demokratik bir düzen mi kurulacak?

Lider sultası mı yıkılacak? RTE tek adam olmaktan mı vazgeçecek? Zeyit Aslan ve benzerleri artık milletvekili seçilmeyecek mi?

4+4+4 den mi vaz geçilecek?

YÖK, RTÜK vb. ne olacak? Kalkacak mı?

Basın, Üniversiteler, rektörler kişiliklerini mi bulacak, özgürce yazıp, konuşabilecekler mi?

Dolar mı düşecek, Kürt sorunu mu çözülecek, Suriye sınırı mı düzelecek, Dışişleri Bakanı yeni Osmanlıcı düşlerinden mi uyanacak?

Görgüsüzlük, sığlık, yalakalık, sorgusuz biat, çok şükür anlayışı toplumsal kültürümüzden mi çıkacak?

…..

Herkes kendi bakışına göre bu listeye daha pek çok ekleme yapabilir.

17 Aralıktan sonra ortalığa dökülen bunca yolsuzluk, kir ve hukuksuzluk eğer Türkiye’yi değiştirip dönüştüren bu iktidarın sonunu getirmez ise gerçekleşeceğinden emin olmamız gereken bir şey var:

TÜRKİYE OTORİTERLEŞECEKTİR.

Biliniyor ki, otoriterleşen bir ülkenin halkı daha çok yoksullaşır, daha fazla tutsaklaşır.

İnanın, başka hiçbir sonucu yok bu kavganın ve bu kavgadan yarar ummanın, taraf tutmanın.

Bu kavgayı, Cumhuriyeti yeniden kurmanın, çağdaş bir toplumsal düzenin inşası için bir imkan olarak kullanmak gerekir.

Öyle ise, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak ve demokratik ve laik bir hukuk devleti düzeninde özgürce yaşamak isteyenler, siyasal hayatın yozlaşmasına tahammülden vaz geçmelidirler. Yolsuzluğun üstünü örtmemelidirler. Siyasal görüşleri ne olursa olsun demokratik toplum düzeninin gerekleri ve kurumları konusunda mutabakat sağlayarak siyasal hayata el koymalıdırlar. Seçimler çok yakın, on bir yıldan beri rant, yozlaşma, adaletsizlik, gericilik, sığ bir toplumsal yapı ve bölücülükten başka yeni bir şey üretmeyen bu düzenin değişmesi için anlaşmalıdırlar.

Halka, yaşadığımız yalancı baharın sonunun geldiği; toplumun daha güzel, daha insanca, özgür ve adil bir düzeni hak ettiğini anlatmalıdırlar.

İktidar, kullandığı yöntem ve araçlarla toplumun zihnini kontrol etmeye devam ediyor.

Bu kavgadan özgürlük çıkmaz. Hak, hukuk, adalet çıkmaz.

Her şey kendi ellerimizde ve demokratik mücadele bilincimizde.

Geçici değil, kalıcı özgürlük için…

Av. Başar YALTI

 

[Bu yazı 1967 kez okundu]
Av. Başar YALTI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [58]
[18 Temmuz 2017] ADALET YÜRÜYÜŞÜ YENİ BİR UMUT DOĞURMUŞTUR. ... [10 Nisan 2017] HALKOYLAMASI VE OYLAMANIN GÜVENLİĞİ ... [4 Mart 2017] PARADİGMA DEĞİŞİYOR! ... [19 Ocak 2017] CEHALETİN TAHAKKÜMÜ ... [24 Ekim 2016] BAROLAR VE AVUKATLAR NEDEN İLGİSİZLER? ... [11 Eylül 2016] 'HUKUK DEVLETİNİN SONU' ... [9 Mayıs 2016] TÜRBANLI YARGIÇ OLUR MU? ... [8 Şubat 2016] YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TOPLUMSAL BARIŞ ... [20 Ocak 2016] YUMURTAYI BALYOZLA KIRMAK! ... [23 Kasım 2015] CUMHURİYET ... [19 Ekim 2015] İKTİDAR VE HUKUK ... [19 Ağustos 2015] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [9 Temmuz 2015] ANAYASA MAHKEMESİ NEREYE? ... [1 Haziran 2015] SEÇİMLER VE GÜVENLİK ... [1 Mayıs 2015] YARGIÇLARIN TUTUKLANMASI ÜZERİNE ... [29 Nisan 2015] AVUKATLAR SINANAMAZ! ... [16 Mart 2015] BİLGİNİN DEMOKRATİKLEŞMESİ YA DA BİLGİYİ SİYASALLAŞTIRMAK ... [9 Şubat 2015] "AYDINLANMA" NEYE YARAR? ... [1 Ocak 2015] 2015 YILI BAŞLARKEN. ... [15 Aralık 2014] AVUKATLAR SEÇİMİNİ YAPTI ... [10 Kasım 2014] NASIL BİR CUMHURİYET ... [28 Ağustos 2014] DEVLET BENİM ... [6 Nisan 2014] AVUKAT ... [2 Mart 2014] POLİSLEŞEN YARGIÇ ANLAYIŞI ... [25 Aralık 2013] DURUŞMA SALONLARI BÜYÜDÜKÇE... ... [11 Kasım 2013] ATATÜRK YAŞIYOR! ... [13 Eylül 2013] Yeni adli yıl başlarken ... [16 Mayıs 2013] Desteklediğimiz adayın kazanması halinde biz ancak mutlu oluruz ... [12 Nisan 2013] BÜYÜK GREV YA DA BÜYÜK BARO! ... [2 Kasım 2012] BAROLAR SEÇİMİNİ YAPTI! ... [24 Eylül 2012] BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ! ... [31 Ağustos 2012] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [11 Temmuz 2012] BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF" ... [11 Haziran 2012] KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR ... [3 Haziran 2012] İSTANBUL BAROSU NE YAPMALI? ... [13 Mayıs 2012] YARGIYI, YARGIÇTAN KORUMAK! ... [4 Nisan 2012] 12 EYLÜL YARGILAMASI BİR ALDATMACADIR ... [14 Şubat 2012] YARGI VE MİT KAVGASININ NERESİNDEYİZ? ... [1 Şubat 2012] YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR? ... [13 Ocak 2012] YARGIÇ VE VİCDAN ... [30 Aralık 2011] 2012 YE GİRERKEN YARGI VE ADALET ... [29 Ağustos 2011] AVUKATIN ADI YOK ... [5 Ağustos 2011] TSK YANLIŞLARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR! ... [4 Temmuz 2011] SON SAHNE ... [20 Haziran 2011] YİNE BANA HÜSRAN, BANA YİNE HASRET VAR. ... [30 Mayıs 2011] YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI ... [20 Nisan 2011] AVUKAT * ... [21 Mart 2011] TANI BUNLARI TANI DA BÜYÜ! ... [5 Mart 2011] Yargının Özelleştirilmesi Ve Çok Hukukluluk ... [17 Şubat 2011] NEREYE KADAR? ... [2 Şubat 2011] SAYGINLIK ... [4 Kasım 2010] BAROLARIN İŞLEVİ ... [27 Mart 2010] DEMOKRATİK KURNAZLIK!.. ... [25 Şubat 2010] AVUKATIN DOSYA İNCELEME YETKİSİ ... [9 Şubat 2010] BAROLAR VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI ... [4 Aralık 2009] KÖRLÜK ... [18 Kasım 2009] İRTİCAYA GÜL BAHÇESİ ... [17 Kasım 2009] AÇILIMIN HUKUKA ETKİSİ ...
Av. Başar YALTI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™