Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Karı koca arasına girilmez
11 Ocak 2014, Metin ÇULHAOĞLU
, Metin ÇULHAOĞLU

Karı koca arasına girilmez

Metin Çulhaoğlu

Metin Feyzioğlu’nun hukuk bilgisine, Deniz Baykal’ın ise siyasi deneyimine kuşkuyla bakmayı gerektirecek bir neden yok gibi…

İki isim bu güvenle olsa gerek, son dönemde birtakım girişimlerde bulundu.

Feyzioğlu’nunki, sıkışan Erdoğan iktidarına “manevra alanı açtığı” gerekçesiyle eleştirildi. Bu arada Feyzioğlu, Hüseyin Çelik’in “kibirlilik” ve “bu adamı hiçbir şey kesmiyor” mealli salvolarından nasibini aldı. Deniz Baykal’ın nasibine ise Abdullah Gül’den aldığı nasihat düştü. Baykal, görüşmeden “umutsuz” ayrıldı.

Kim bilir, belki de “halktan kopuk” bir geleneğin ve zümrenin temsilcileri oldukları için bunca bilgi ve deneyimlerine rağmen bazı gerçekleri göremediler.

Oysa göremediklerinin çoğu halkın iyi bildiği şeylerdir; birkaçını sıralamaya çalışalım.

Karı-koca arasına girilmez. Abdullah Gül, kuvvetler ayrılığının bir başka ifadesi olarak ikide bir tekrarladığı “kontroller ve dengeler” (checks and balances) ilkesini gerçekten samimiyetle benimsemektedir!

Gelgelelim, Gül’ün kuvvetler ayrılığına yaklaşımı, Feyzioğlu’nun ve Baykal’ın kafasında olandan biraz farklıdır. Gül, bu ilkeyi klasik yasama, yürütme ve yargı ayaklarına oturtarak değil, şu anda iktidarda olan parti ile Cemaat arasındaki dengelerle ilgili bir mesele olarak görmektedir. Yani demektedir ki, “Elbette kuvvetler ayrılığı, ona ne şüphe! Ne iktidar ne de Cemaat tek başına güç tekeline sahip olsun, ikisinin birbirini kontrol edip dengelediği bir ortamda gül gibi geçinip gidelim…”

Neticede AKP de Cemaat de aynı ailenin fertleridir, aralarındaki kavgalara başkalarının müdahil olmaları doğru değildir.

Deniz Baykal, Gül’den bu nasihati almıştır.

Ne oldum delisi olandan korkacaksın. Gerçekten ezilmiş ve dışlanmış olanların belirli durumlardaki kibri bir yerde anlayışla karşılanabilir. Ama bir de bu olumsuzlukların hiçbirini yaşamadan, malı mülkü yerindeyken başına devlet kuşu (siyasal iktidar anlamında) konanlar vardır. İşte, böylelerinin kibri gerçekten çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir.

Salt Türkiye’ye özgü değildir: Sermaye sınıfının temsilcileri, siyasetçileri ve ideologları arasında yer alıp uzun süre devlet iktidarının kıyısında kalanlar, gücü ellerine geçirdiklerinde ne oldum delisi olurlar; kibir ve tahammülsüzlükleri sınır tanımaz.

Feyzioğlu gerçekten “kibirli” midir, bilemeyiz. Ama her ne dediyse, AKP bunu kendi kibrine “şirk koşulması” gibi görmüş olacak ki Hüseyin Çelik işin içine Feyzioğlu’nun dedesini de karıştıran laflar edebilmiştir.

Salt “psikoloji” değildir; aşağıdakiyle yakından ilişkilidir.

Sofu soğan yemez, bulunca sapını komaz. “Dünya malında fazla gözü olmayan, elindeki avucundakinin fazlasını hayır işlerine harcayan, harama el sürmeyen, mütevazı bir yaşam sürdüren dindar toplum kesimleri…”

“Hiç yoktur, olmamıştır” demiyoruz; ama köprülerin altından çok sular akmıştır. Üstelik bu sular salt son dönemin AKP iktidarıyla akmaya başlamış da değildir. En azından 1960’lara, Erbakan’ın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı olduğu döneme uzanan bir geçmişi vardır.
Türkiye’nin son 30-40 yılı, AKP iktidarında daha bir ivme kazanmak üzere, iyiden iyiye palazlanıp gözlerini sağa sola, çok daha yukarılara diken “partizan” sermaye kesimlerinin yükselişine tanıklık etmiştir. Aralarında çok fazla “sofu” vardır. Bu arada sofu soğanı sevmiş, cücüğünü geçtik sapını da kovalamaya başlamıştır.

İşte, henüz ortada soğan sapı kalmışken, rant-ihale vb savaşları iyice vahşileşmişken ve beraber yürünecek daha çok yol varken aile içi ilişkiler bozulmaya yüz tutmuş, bu yetmiyormuş gibi bir de dışarıdan gazel okumaya kalkanlar çıkmıştır.

* * *

Bu söylenenlerin ardından bir “özet” ya da “sonuç” gerekirse:

Evet, ortada ciddi bir gerilim vardır, sürecektir. Ancak, birbirlerine ne derlerse desinler, bu meseleyi aile içi bir kavga olarak görmektedirler. Ayrıca, aile içi her kavganın mutlaka barışla sonuçlanması gibi bir kural da yoktur.

Ama şöyle bir kural vardır: “Hepimiz aynı gemideyiz”, “yazık oluyor” gibi düşüncelerle “çözüm” için kendilerini ortaya atanlar en fazla ailenin çatışan taraflarından birinin aleti olabileceklerdir.

[Bu yazı 1089 kez okundu]
Metin ÇULHAOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [31]
[29 Eylül 2015] Analiz ve siyaset ... [30 Ağustos 2014] Başbakan Davutoğlu? ... [2 Ekim 2013] Paket ve 'ortam sürekliliği' ... [31 Ağustos 2013] Tanrı (ve ABD) yanındayken bile... ... [29 Ağustos 2013] Ramazan endişeleri ... [16 Temmuz 2013] Kuşak fırsatı ... [8 Haziran 2013] Kitlesel hareketlenme: İlk tespitler ... [23 Nisan 2013] Önce marazileşme sonra meczuplaşma ... [9 Nisan 2013] Âlemin keyfi yerinde yine maşallah ... [27 Mart 2013] 'Hassas dönem' için gözlemler ve saptamalar ... [25 Aralık 2012] Sosyalizm hacıyatmaz mı? ... [23 Eylül 2012] AKP: Yolun sonunda mı? ... [7 Eylül 2012] Madalyonun iki yüzü ... [31 Ağustos 2012] Üçüncü Dünya Savaşı ... [25 Ağustos 2012] Güle güle Metin ... [11 Ağustos 2012] Alışmamız gerekiyor! ... [4 Ağustos 2012] Çok da karmaşık olmayan bir denklem ... [14 Temmuz 2012] Yoğunlaştığı yer, inceldiği yerdir ... [16 Haziran 2012] Eşitsiz gelişme ... [8 Haziran 2012] Siyasette iki gündem bir strateji ... [1 Haziran 2012] Tarassut noktaları ... [24 Mart 2012] Osmanlı: Dönelim de hangi dönemine? ... [25 Şubat 2012] ABD strateji fukarası mı? ... [18 Şubat 2012] "Devletin tepesinde neler oluyor?" (*) ... [3 Aralık 2011] Bir kez daha: Süreklilik mi, kopuş mu? ... [3 Eylül 2011] Durum çok mu umutsuz? ... [27 Ağustos 2011] Türkiye solcusunun çilekeş bir insan olarak portresi ... [6 Ağustos 2011] Bir Ortadoğu Vizyonu ... [25 Haziran 2011] Kilitlenme ve "Yıldızın Parladığı Anlar" ... [23 Nisan 2011] Rota nereye? ... [21 Ocak 2011] Beş soruda AKP ve Liberaller ...
Metin ÇULHAOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™