Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hukuku Kurtarmak İçin
6 Ocak 2014, Mustafa BALBAY
, Mustafa BALBAY

Diyalektiğin, demokrasi yaşamının temel kurallarından biri şudur:
Bir konu, sorun olarak masaya konmuşsa çözüm başlamış demektir.
Türkiye’de hukukun öldüğünü yıllardır Silivri Cezaevi içindekiler duruşma salonlarında haykırdık. Sesimizi olabildiğince geniş kesimlere duyurmaya çalıştık. Ne var ki durum şuydu:
Bağır bağır, herkes sağır!
Özellikle Ankara’nın yüksek katları hukukun öldüğünü kabul etmek bir yana, yaşanan tabloyu ileri demokrasi olarak sunmayı icraat sayıyordu.
Gelinen noktada durumu TBMM Başkanı Cemil Çiçek dile getirdi. Anayasanın 138. maddesinin öldüğünü ilan etti.
Hukuk gerçekte yıllardır komadaydı, bitkisel hayata girmişti. Yönetim katlarından birinin bunu görüp ilan etmesi gerekiyordu. Cemil Çiçek bir anlamda fişi çekti ve beyin ölümünün gerçekleştiğini Türkiye’ye duyurdu.
Meclis Başkanı’nın öldü dediği anayasanın 138. maddesi bağlamında, hâkimlerin ve savcıların bağımsızlıklarını yitirdiği, verilen kararların vicdana dayanmadığı, yasama ile yargı ve yürütme arasındaki kuvvetler ayrılığının çöktüğü noktaya geldik.
İlan edilen bu gerçek artık çözüm aşamasının da başladığını göstermektedir. Konuya bu pencereden bakmak, çözümü özgürlükler temelinde kolaylaştırmak birincil sorumluluktur. Bu sorumluluk sadece bunun tartışıldığı çevrelerin değil, tüm devlet kurumları ve topluma aittir. Zira herkes gördü ki hukuk herkese lazımdır.

***

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sorunun daha açık bir şekilde tartışılmaya başlamasıyla birlikte yaptığı değerlendirmeler Çankaya Köşkü’nün süreci kolaylaştıracağını gösteriyor. Gül, sadece parlamentodaki değil iktidar koalisyonu içindeki dengeleri de dikkate alarak sürecin sağlıklı yürümesinden yana görünüyor. Anayasanın 104. maddesi, cumhurbaşkanının görevlerini sayarken devlet kurumları arasındaki dengeye özellikle vurgu yapıyor.
Meclis Başkanı’nın öldüğünü ilan ettiği madde de bu denge ile bağlantılı.
Konunun iki temel boyutu var: Birincisi, genel anlamda yargının çivisinin çıkması. İkincisi başta Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, KCK, Gezi olayları olmak üzere kamuoyunun vicdanında kabul görmemiş davalar nedeniyle tutuklu bulunanların bir an önce özgürlüğüne kavuşması. Bu davaların hukuksal zeminde sonuçlandırılması...
Özünde her iki konu birbiriyle bağlantılı. Ancak birinciliği özgürlüklere vermek gerekiyor. Tutuklulukların bir an önce sona ermesi, hapiste bulunan tek milletvekili Engin Alan’ın Meclis’te yemin ederek görevine başlaması güven verici bir başlangıç olacaktır.

***

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun girişiminin gerek toplum katında gerekse devlet kurumları arasında genel kabul görmesi artık herkesin bir an önce çözüm istediğini ortaya koymaktadır.
Yargının üç temel ayağı vardır. Bu üç eşit ayaktan biri savunmadır. Prof. Feyzioğlu’nun gündeme getirdiği özgürlük ve bağımsız yargı çözümü sadece cezaevlerindekilerin serbest kalmasını sağlamayacaktır. Hukukun da serbest bırakılmasını sağlayacaktır.
Zaten kaldırılmış olan özel yetkili mahkemelerin verdikleri son kararlar, Ankara’nın bütün katlarında ayrı ayrı yapılan değerlendirmelerle birlikte çökmüştür.
Türkiye Barolar Birliği’nin getirdiği önerilerin bu haftadan tezi yok Meclis zemininde tartışılarak yasalaşması her şeyden önce hukuku kurtaracaktır.  

[Bu yazı 764 kez okundu]
Mustafa BALBAY

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[13 Nisan 2015] Eyyy Erdoğan... ... [10 Aralık 2014] Osmanlı'yı AKP'den Kurtarmak Gerek! ... [7 Nisan 2014] Hukukçulara Çağrı... ... [13 Ocak 2014] Receptay! ... [19 Ekim 2013] Hukuk Güvensizliği! ... [7 Ekim 2013] Özakman'ın Kronolojisi ... [9 Eylül 2013] İlk Mektup ... [1 Eylül 2013] Tuncay Güney, Osman Yıldırım, AKP Davası! ... [8 Haziran 2013] Taksim'in Anafikri: Özgürlük ... [13 Mayıs 2013] Son Savunmalar... ... [19 Mart 2013] Bir hikaye ... [25 Şubat 2013] 'Mahkeme Dinlemiyor!' ... [16 Şubat 2013] 18 Şubat Dilekçesi... ... [28 Ocak 2013] Avukatlar Değil, Avukatlık Tutuklanıyor! ... [12 Ocak 2013] Hukuk Bütçesi... ... [29 Aralık 2012] Sanatçıların Meydana Gelişi! ... [25 Aralık 2012] Delil Hukuku ... [24 Aralık 2012] Türkiye'de Avukatlar Var! ... [8 Aralık 2012] Ergenekon Davası Kaçırılıyor! ... [1 Aralık 2012] Silivri Yargıtay'ı! ... [24 Kasım 2012] 6 Aylık Suçlamaya, 15 Dakikalık Yanıt! ... [10 Kasım 2012] Atatürk'ü Unutturamazsınız... ... [3 Kasım 2012] İstanbul Barosu'na Açık Çağrı ... [6 Ekim 2012] Mevzubahis İktidarsa Vatan Teferruattır! ... [23 Eylül 2012] Düşişleri Bakanı'nın Ulus Savaşı! ... [10 Eylül 2012] Komşularla Sıfırı da Tüketiyoruz! ... [26 Ağustos 2012] Başbakan'a Mektup-12 ... [14 Temmuz 2012] Meşru Özgürlük Beklentisi ... [7 Temmuz 2012] ÖYM'ler, Davalarına Mahkûm Edildi! ... [23 Haziran 2012] Cezaevinde Her İnsan Bir Eşyadır... ... [17 Haziran 2012] Baba Ufku... Çocuk Sonsuzluğu... ... [13 Mayıs 2012] Anne 'Baba Sevgisi' de Doğurur... ... [6 Mayıs 2012] Deniz'lerin İdamına Giden Yol ... [30 Nisan 2012] Avukatsız Savunma ya da Doktorsuz Ameliyat! ... [14 Nisan 2012] Deniz Feneri ve Silivri... ... [25 Mart 2012] Tek Kefeli Terazi! ... [18 Mart 2012] 'Sürpriz Tahliye!' ... [22 Ocak 2012] Denktaş'ın Doğumu... ... [26 Kasım 2011] Silahlı Kanat, Silahını Kuşandı! ... [17 Ekim 2011] İletişim Çağı ve Hukuk ... [4 Eylül 2011] Yalnızlık Ormanında ...
Mustafa BALBAY
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™