Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
1997-2014
3 Ocak 2014, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Susurluk sürecinde de sola alan açılmıştı. Faşist katiller, cinayetler, kontrgerilla, NATO bağlantısı… Hepsi bir bir ortaya döküldü.

Sol haklıydı, solun haklı olduğu her geçen gün daha geniş bir kesim tarafından kabul görüyordu. Milliyetçilik, düzenin başat ideolojik unsurlarından biri olarak önemli bir yara almış, “vatan için kurşun sıkanlar”ın kurşunları para için harcadığı açıkça görülmüştü. Onlar para basacak; solcular, devrimciler, emekçiler ezilecek, katledilecekti.

1996 Susurluk kazası, açıkça devletin içindeki bir çekişmenin ürünüydü, egemen blok dağılmamıştı belki ama ciddi kriz yaşıyordu ve sol için gerçekten de bir fırsat ortaya çıkmıştı.

Ardından bu krize yeni bir boyut eklendi. 28 Şubat, sistemin “dinci parti”nin yükselişinden kaynaklı iç gerilimlerinin de kontrolden çıktığının kanıtıydı. Sol yine haklıydı. Gericilik gerçek bir tehditti. Gericilikle mücadelenin toplumsal eşitsizlikler sürdükçe zorlaşıp imkansızlaştığı tezi de doğrulanıyordu. Burjuva laisizmi karaya oturmuştu.

28 Şubat 1997’de dinci ideoloji yara almadı belki ama meşruiyeti sorgulanır hale geldi, solun devreye girip miliyetçilikle beraber siyasal İslam ile hesaplaşmasının koşulları olgunlaştı. Sağ bir bütün olarak geriletilebilirdi.

Olmadı.

Olmadı, çünkü solda sağın bir başka ideolojisine, liberalizme sarılmak isteyenler geçici de olsa etkili oldu. Susurluk operasyonu sermaye düzenine değil de “devlet” olgusuna karşı sivil toplumcu bir karnavala evrildi.

Olmadı, çünkü siyasal İslam konusu devletle sivil toplum arasındaki mücadeleye yerleştirildi ve Türkiye toplumunu tehdit eden dinselleştirme karşısında liberal bir pozisyon alındı.

Sol adına…

Şimdilerde herkesin dalga geçtiği Abdurrahman Dilipak’ı o dönem kollarına takıp “demokrasi mücadelesi” verenlerin listesi o kadar kabarık ki!

1996 yılıydı… Emek, Barış, Özgürlük Bloku yola nasıl devam edecek sorusuna yanıt aranırken yapılan toplantılardan birine Mehmet Metiner geldiğinde “bu ne arıyor burada” diye masadan kalktığımda “senden daha devrimcidir” diyenler, bugün aynı kişinin “faşist” olduğundan dem vuruyorlar. Devrimciliğin de, faşistliğin de kriterlerini kafalarına göre belirlemekteler anlayacağınız.

Liberalizm 1996-97 uğrağını kirletti, bunu engelleyemedik.

Aradan süre geçti, liberalizm de kirlendi elbette. Bugün eski cazibesi yok ama soldaki hastalıklar sürüyor. Solda sömürü düzenini karşıya almayanların, buna cesareti olmayanların ya da buna hiç niyeti olmayanların yarattığı tahribat sürüyor.

Sistem ise 1997’den daha derin bir kriz yaşıyor. Bu kez milliyetçilik, İslamcılık, liberalizm hepsi birden aşındı, aşınıyor.

Egemen blok dağılıyor. Ve solun “bağımsız” bir tavır geliştirmesi gerektiğini söyleyenlere, emperyalizme, sömürüye, gericiliğe karşı açık tavır alanlara, “zamanı değil” deniyor.

Neden zamanı değil?

Çünkü tehlike büyük, önce onu savuşturacaklar!

Şimdi karar vermeye çalışıyorlar, en ama en büyük tehlikenin ne olduğuna! Cemaat mi? Erdoğan mı? ABD mi? Yazık.

Bir de “sol zayıf” demezler mi!

Buysa kaygı, deli gibi omuz verir insan, bir tuğla da kendisi koyar.

Ama ne yapıyorlar?

Ruhlarını hangi güce satacaklarını tartışıyor ve vicdanlarını rahatsız etmesin diye kimse dik durmasın, sermaye düzenine tavır almasın istiyorlar.

Sonra da çıkıp, “sol biziz” diyorlar ya, en güzeli bu!

 

habersol

[Bu yazı 1420 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [100]
[2 Mayıs 2016] Aydınlanma davası devrim davasıdır ... [14 Nisan 2016] Erdoğan, Erdogan, Erdovan. ... [21 Mart 2016] Bombalar neyi anlatıyor, Türkiye patlamalarla nereye gidiyor? ... [14 Mart 2016] Ankara'da patlama ve kaos planı ... [24 Şubat 2016] Ey Obama söyle bakalım Erdoğan ılımlı mı değil mi? ... [21 Şubat 2016] Gericilikle mücadele nereye bağlanacak? ... [18 Şubat 2016] Ankara patlaması. Kim yaptı ve sabır neden taşıyor? ... [3 Şubat 2016] Erdoğan neden yeni Anayasa diye tutturuyor? ... [1 Şubat 2016] Zalim, canavar Esed gitmeden olmaz. ... [27 Ocak 2016] Şamar oğlanına döndürülen diktatör ... [16 Ocak 2016] Davutoğlu 15 aylık bebeyken ve aydınımızın hâli. ... [11 Ocak 2016] Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi? ... [4 Ocak 2016] Kimlikleriniz batsın demiyorum, zaten batıyor! ... [7 Aralık 2015] Venezuela "devrimi"nin sonu mu? ... [3 Aralık 2015] Barış süreci olmadı size dünya savaşı verelim ... [1 Aralık 2015] Avrupa'ya vize yok: Davutoğlu niye sırıtıyor? ... [25 Kasım 2015] Uçağı düşürdüler, şimdi cevaplasınlar bakalım! ... [20 Kasım 2015] Kim kimi ıslıklıyor? ... [15 Kasım 2015] Paris fırsatçılarına izin vermeyelim ... [13 Kasım 2015] Milli irade... ... [2 Kasım 2015] Seçim gecesi notları. ... [3 Ekim 2015] Ayağa kalk. Otur. Rahat! ... [1 Ekim 2015] Kahraman ırkımın... ... [29 Temmuz 2015] Bir manyağa teslim mi oldu ülke? ... [30 Haziran 2015] Japon kale! ... [25 Haziran 2015] Bir kez daha meşruiyet ... [2 Haziran 2015] Dindarlar ve solculuk... ... [26 Mayıs 2015] Türkiye'nin Erdoğan sorunu ... [29 Nisan 2015] ABD'nin ittifak sistemi dağılırken... ... [15 Nisan 2015] Devrim nerede kaldı? ... [17 Şubat 2015] Kaç kere söyledik, zamanı değil diye! ... [9 Şubat 2015] Biz buraya ne için gelmiştik? ... [15 Ocak 2015] Rengarenk. ... [6 Ocak 2015] Tayyip bizim iyiliğimizi ister elbet. ... [30 Aralık 2014] Yılbaşı bedduası ... [23 Aralık 2014] Sizin özlemlerinizi seveyim ... [27 Kasım 2014] Emperyalizm çağında solculuk ... [16 Ekim 2014] Sorumluluk. ... [16 Eylül 2014] Kadrolaşma ve kitleselleşme ... [6 Eylül 2014] Cumhuriyet Halk Partisi'nin açmazı ... [30 Ağustos 2014] İslami Devlet'ten Davutoğlu'na. ... [20 Ağustos 2014] İstikrar yoksa. ... [18 Ağustos 2014] IŞİD yeni bir 11 Eylül'dür ... [7 Ağustos 2014] Umut hırsızları ... [3 Haziran 2014] Beyaz atlı prens ... [28 Mayıs 2014] Türkiye ... [23 Mayıs 2014] Erdoğan'ın kitlesi... ... [21 Mayıs 2014] İstifa çağrısı... ... [19 Mayıs 2014] Diktatörü ?ayakta tutan ne? ... [16 Mayıs 2014] Öteki Türkiye yok ... [12 Mayıs 2014] Dışa doğru örgütlenme... ... [9 Mayıs 2014] Kazananlar, kaybedenler ... [7 Mayıs 2014] ABD'ye karşı yeni cephe ... [5 Mayıs 2014] Sosyalizmin ?toplumsal ajanları ... [28 Nisan 2014] Sistem işliyor, halk. ... [5 Nisan 2014] Seçimler, Haziran ve sol ... [30 Mart 2014] Başlığı buraya yazın. ... [28 Mart 2014] Savaş, seçim, normalleşme. ... [27 Mart 2014] Oyları bölmek... ... [25 Mart 2014] Diktatör giderken aklımızı da götürmesin ... [24 Mart 2014] Provokatör diktatör ... [20 Mart 2014] Oyun bitti ... [19 Mart 2014] Aklı korumak, yarına hazırlanmak... ... [18 Mart 2014] Suçlu psikolojisi. ... [14 Mart 2014] Berkin'i uğurlarken... ... [11 Mart 2014] Ergenekon çökerken... ... [10 Mart 2014] Saldırılar ... [9 Mart 2014] Diktatör dönse! Mesela... ... [7 Mart 2014] Ne güzel uyuttuk sizi... ... [6 Mart 2014] Açık, ilkeli, ?dürüst siyaset... ... [4 Mart 2014] Ukrayna notları. ... [3 Mart 2014] Sokak... ... [1 Mart 2014] Erdoğan, 1980 ve 1997'nin çocuğudur ... [28 Şubat 2014] Dokunmayın, düşer, başa bela olur! ... [27 Şubat 2014] Aptal ... [26 Şubat 2014] Cemaat mi kazandı? ... [24 Şubat 2014] Küçükken mandolin çaldım, yetmez mi? ... [22 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: Siyaseti yok ediyorlar ... [21 Şubat 2014] Ukrayna olmamak için... ... [17 Şubat 2014] İnsanlar ve partiler... ... [15 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: 'Yalan söyleme hakkım var' ... [12 Şubat 2014] İnsan ... [7 Şubat 2014] Bilgi de neymiş canım! ... [6 Şubat 2014] Vurun Habertürk'e! ... [5 Şubat 2014] Kılavuzu karga olanın... ... [29 Ocak 2014] Anmak ... [22 Ocak 2014] Çok özel bir halk düşmanı. ... [21 Ocak 2014] Seçimi kazanayım derken. ... [20 Ocak 2014] Yurtseverlere özgürlük! ... [18 Ocak 2014] Örgütsüz bir halkı bitik diktatör bile yener ... [17 Ocak 2014] Kısa yazı. Mağduriyetten! ... [15 Ocak 2014] İnsanlık testi ... [14 Ocak 2014] Teşekkürler Akşener! ... [11 Ocak 2014] Tayyip senin için ne diyorlar öyle? ... [10 Ocak 2014] Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor? ... [9 Ocak 2014] Kemal Okuyan yazdı: Erdoğan nasıl biridir? ... [8 Ocak 2014] Ceset ... [5 Ocak 2014] Normalleşme, çözüm, sulh... Keşke! ... [2 Ocak 2014] Bu şebeke dağılır ya da dağıtılır ... [30 Aralık 2013] Sesli düşünelim... ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™