Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bu şebeke dağılır ya da dağıtılır
2 Ocak 2014, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Tarih, 9 Aralık 2012. soL Gazetesi’nde manşet, “Antalya’da Genelkurmay Rezaleti”. Habere göre, Rixos Otel’de Özgür Suriye Ordusu’nun silahlı militanları bir araya gelmiş ve kendilerince bir Genelkurmay Başkanı seçmişti. Otel çalışanları, toplantıya MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da katıldığını ve masrafların Katar Büyükelçiliği tarafından ödendiğini ileri sürmekteydi. Yetmezmiş gibi, bu rezalete bir de skandal eklenmiş ve toplantı için ayarlanan ilk otelin sahibi, “müşterilerin” kim olduğunu görünce bütün ekibi kapı dışarı etmişti.

Bu haberde ne var?

Devlet terörü var. Komşu bir ülkeye dönük silahlı faaliyeti bizzat organize ediyorsunuz çünkü.

Aymazlık var. Antalya’da lüks bir otelde, TC vatandaşı olmayan silahlı kişilerin toplantı yapmasına ön ayak oluyorsunuz çünkü.

Kalitesizlik var. Başıbozuklardan ve toplama paralı askerlerden oluşan bir silahlı gruba “Genelkurmay Başkanı” seçiyorsunuz çünkü.

Beceriksizlik var. Eğer iddia doğruysa, böyle bir toplantıya üst düzey bir bürokratın katılmasına göz yumuyorsunuz çünkü.

Bu olayda 11 yıllık iktidarı karakterize eden her şeyi bulabilirsiniz.

Şimdi Bilal’in Yasin el Kadı ile fotoğraflarına bakakalıyoruz. Yine lüks bir otelin lobisinde iş çeviriyorlar!

Yasin el Kadı’nın kim olduğu açık. Yıllardır adı El Kaide ve Müsşüman Kardeşler ile birlikte anılmış, ABD ve diğer ülkelerde hakkında soruşturma açılmış, “terörist listesi”ne konulmuş, sonra yine ABD tarafından “faydalı” görülünce aklanmış bir Suudi işadamı. Tayyip Erdoğan’ın “kefilim” dediği ilginç bir şahsiyet.

Bilal Erdoğan’ın kim olduğunu biliyoruz. Ailenin gemicikli Bilal oğlanı. Bu ikisi arasındaki ticari ilişkilerin içeriği soL ve diğer yayın organlarında işlendi, işleniyor. AKP iktidarının ne menem bir şey olduğunu bu olay da açıkça gösteriyor.

Şimdi…

Ortada kamu kaynaklarını yağmalayan, yasaları takmayan, sıkışırsa yasaları kafasına göre değiştiren, emperyalist ülkelere birinci sınıf hizmette bulunurken cebini, kasasını, ayakkabı kutusunu dolduran bir şebeke vardı.

Karşı-devrimci bir şebeke. Gözükara bir şebeke. Açgözlü bir şebeke. Kalitesiz bir şebeke.

Türkiye’de toplum bu şebekenin gemisini daha rahat yürütmek için uyguladığı karartmayı reddetti.

Şebekenin içinde pasta kavgası ayyuka çıktı, ortalık karıştı.

Emperyalist merkezler, şebekenin açgözlülüğü ve kalitesizliği ve de beceriksizliği karşısında şaşkınlığa düştü.

Cemaat ve AKP arasındaki gerilim deniyor. Yakında bu gerilim ayrıntıya dönüşebilir. Ayrıntıya dönüşebilir çünkü Türkiye kapitalizmi bu şebekeyle devam edemez. Soygun ve sömürü düzenine çeki düzen verilmesi gerekir, acilen.

Burada savcılarla istedikleri gibi oynuyorlar ama yakın gelecekte en az üç başlıkta şebekenin uluslararası platformda yargı süreçleriyle baş başa kalması mümkün. Hiç acımazlar, emperyalist hiyerarşide bu kadar hata yapanın, isterse dünyanın en sadık hizmetkarı olsun, ipini çekiverirler.
Şam yönetiminin Birleşmiş Milletler nezdindeki “Türkiye hakkında soruşturma başlatılsın” başvurusunun hangi kanıtlarla destekleneceği şimdilik bilinmiyor. Suriye’nin BM’ye sunduğu 108 kişilik yabancı terörist listesinde TC vatandaşı yok. Ama “kınama” filan değil, doğrudan “soruşturma” talebinin gerisinin geleceği ve Suriye Konferansı sırasında bir dizi dosyanın masaya konacağı belli.

Yasin el Kadı meselesi ise illa son yolsuzluk skandalıyla bağlantılı bir biçimde gündeme gelecek ve terörist faaliyetlerin finansmanıyla ilgili dertler açılacak şebekenin başına.

Deniz Feneri’nin yeniden pişirileceği de konuşulanlar arasında. “İç hukuk”ta iç edilmişti bu soruşturma, hatırlayın. Dış hukuku bilemeyiz!
ABD ve diğer emperyalist ülkeler, kendi kontrollerindeki devasa şebekenin bazı noktalarını zamanla kesip, ellerindeki kan ve kiri silmekte kullanıyor, biliyoruz.

Sıra bizimkilere geldi, geliyor…

Bunlar çok yolculuk yapıyorlar ama bir süre sonra dışarıya çıkmak istemeyebilirler!

 

Kaynak: solhaber

 

[Bu yazı 1591 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [100]
[2 Mayıs 2016] Aydınlanma davası devrim davasıdır ... [14 Nisan 2016] Erdoğan, Erdogan, Erdovan. ... [21 Mart 2016] Bombalar neyi anlatıyor, Türkiye patlamalarla nereye gidiyor? ... [14 Mart 2016] Ankara'da patlama ve kaos planı ... [24 Şubat 2016] Ey Obama söyle bakalım Erdoğan ılımlı mı değil mi? ... [21 Şubat 2016] Gericilikle mücadele nereye bağlanacak? ... [18 Şubat 2016] Ankara patlaması. Kim yaptı ve sabır neden taşıyor? ... [3 Şubat 2016] Erdoğan neden yeni Anayasa diye tutturuyor? ... [1 Şubat 2016] Zalim, canavar Esed gitmeden olmaz. ... [27 Ocak 2016] Şamar oğlanına döndürülen diktatör ... [16 Ocak 2016] Davutoğlu 15 aylık bebeyken ve aydınımızın hâli. ... [11 Ocak 2016] Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi? ... [4 Ocak 2016] Kimlikleriniz batsın demiyorum, zaten batıyor! ... [7 Aralık 2015] Venezuela "devrimi"nin sonu mu? ... [3 Aralık 2015] Barış süreci olmadı size dünya savaşı verelim ... [1 Aralık 2015] Avrupa'ya vize yok: Davutoğlu niye sırıtıyor? ... [25 Kasım 2015] Uçağı düşürdüler, şimdi cevaplasınlar bakalım! ... [20 Kasım 2015] Kim kimi ıslıklıyor? ... [15 Kasım 2015] Paris fırsatçılarına izin vermeyelim ... [13 Kasım 2015] Milli irade... ... [2 Kasım 2015] Seçim gecesi notları. ... [3 Ekim 2015] Ayağa kalk. Otur. Rahat! ... [1 Ekim 2015] Kahraman ırkımın... ... [29 Temmuz 2015] Bir manyağa teslim mi oldu ülke? ... [30 Haziran 2015] Japon kale! ... [25 Haziran 2015] Bir kez daha meşruiyet ... [2 Haziran 2015] Dindarlar ve solculuk... ... [26 Mayıs 2015] Türkiye'nin Erdoğan sorunu ... [29 Nisan 2015] ABD'nin ittifak sistemi dağılırken... ... [15 Nisan 2015] Devrim nerede kaldı? ... [17 Şubat 2015] Kaç kere söyledik, zamanı değil diye! ... [9 Şubat 2015] Biz buraya ne için gelmiştik? ... [15 Ocak 2015] Rengarenk. ... [6 Ocak 2015] Tayyip bizim iyiliğimizi ister elbet. ... [30 Aralık 2014] Yılbaşı bedduası ... [23 Aralık 2014] Sizin özlemlerinizi seveyim ... [27 Kasım 2014] Emperyalizm çağında solculuk ... [16 Ekim 2014] Sorumluluk. ... [16 Eylül 2014] Kadrolaşma ve kitleselleşme ... [6 Eylül 2014] Cumhuriyet Halk Partisi'nin açmazı ... [30 Ağustos 2014] İslami Devlet'ten Davutoğlu'na. ... [20 Ağustos 2014] İstikrar yoksa. ... [18 Ağustos 2014] IŞİD yeni bir 11 Eylül'dür ... [7 Ağustos 2014] Umut hırsızları ... [3 Haziran 2014] Beyaz atlı prens ... [28 Mayıs 2014] Türkiye ... [23 Mayıs 2014] Erdoğan'ın kitlesi... ... [21 Mayıs 2014] İstifa çağrısı... ... [19 Mayıs 2014] Diktatörü ?ayakta tutan ne? ... [16 Mayıs 2014] Öteki Türkiye yok ... [12 Mayıs 2014] Dışa doğru örgütlenme... ... [9 Mayıs 2014] Kazananlar, kaybedenler ... [7 Mayıs 2014] ABD'ye karşı yeni cephe ... [5 Mayıs 2014] Sosyalizmin ?toplumsal ajanları ... [28 Nisan 2014] Sistem işliyor, halk. ... [5 Nisan 2014] Seçimler, Haziran ve sol ... [30 Mart 2014] Başlığı buraya yazın. ... [28 Mart 2014] Savaş, seçim, normalleşme. ... [27 Mart 2014] Oyları bölmek... ... [25 Mart 2014] Diktatör giderken aklımızı da götürmesin ... [24 Mart 2014] Provokatör diktatör ... [20 Mart 2014] Oyun bitti ... [19 Mart 2014] Aklı korumak, yarına hazırlanmak... ... [18 Mart 2014] Suçlu psikolojisi. ... [14 Mart 2014] Berkin'i uğurlarken... ... [11 Mart 2014] Ergenekon çökerken... ... [10 Mart 2014] Saldırılar ... [9 Mart 2014] Diktatör dönse! Mesela... ... [7 Mart 2014] Ne güzel uyuttuk sizi... ... [6 Mart 2014] Açık, ilkeli, ?dürüst siyaset... ... [4 Mart 2014] Ukrayna notları. ... [3 Mart 2014] Sokak... ... [1 Mart 2014] Erdoğan, 1980 ve 1997'nin çocuğudur ... [28 Şubat 2014] Dokunmayın, düşer, başa bela olur! ... [27 Şubat 2014] Aptal ... [26 Şubat 2014] Cemaat mi kazandı? ... [24 Şubat 2014] Küçükken mandolin çaldım, yetmez mi? ... [22 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: Siyaseti yok ediyorlar ... [21 Şubat 2014] Ukrayna olmamak için... ... [17 Şubat 2014] İnsanlar ve partiler... ... [15 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: 'Yalan söyleme hakkım var' ... [12 Şubat 2014] İnsan ... [7 Şubat 2014] Bilgi de neymiş canım! ... [6 Şubat 2014] Vurun Habertürk'e! ... [5 Şubat 2014] Kılavuzu karga olanın... ... [29 Ocak 2014] Anmak ... [22 Ocak 2014] Çok özel bir halk düşmanı. ... [21 Ocak 2014] Seçimi kazanayım derken. ... [20 Ocak 2014] Yurtseverlere özgürlük! ... [18 Ocak 2014] Örgütsüz bir halkı bitik diktatör bile yener ... [17 Ocak 2014] Kısa yazı. Mağduriyetten! ... [15 Ocak 2014] İnsanlık testi ... [14 Ocak 2014] Teşekkürler Akşener! ... [11 Ocak 2014] Tayyip senin için ne diyorlar öyle? ... [10 Ocak 2014] Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor? ... [9 Ocak 2014] Kemal Okuyan yazdı: Erdoğan nasıl biridir? ... [8 Ocak 2014] Ceset ... [5 Ocak 2014] Normalleşme, çözüm, sulh... Keşke! ... [3 Ocak 2014] 1997-2014 ... [30 Aralık 2013] Sesli düşünelim... ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™