Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi?
27 Aralık 2013, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

17 Aralık sabahı “yolsuzluk operasyonu” ile büyüyen Cemaat-Hükûmet kavgası, sadece hukukun sefaletinin değil, demokrasinin dibe vuruşunun da bir eşiği olarak görülebilir. Doğrusu, “ak” parti Hükümeti’nin, hukuk ve demokrasi üzerine bu denli kalın ve geniş “kara” şal örteceği pek tahmin edilemezdi. Daha kaygı verici olan ise, Parti içinden bir-iki istisna dışında “sağduyu” sesinin çıkmaması…

Konumuz, Cemaat-Parti kavgası olmayıp, bu kavganın su yüzüne çıkardığı “yolsuzluklar ağı” karşısında takınılan tavır ve yapılan işlemlerin gözler önüne serdiği tablonun okunması ve bundan, demokrasi ve hukuk adına çıkış yolunun aranması. Bu çok zor bir süreç. Çünkü, demokrasi ve hukukun temel ilkelerini ihlâl, yürütme ve idare yetkilerinin kötüye kullanımı ile had safhaya çıkarıldı: Yönetici konumda bulunan kolluk görevlilerine yönelik, görevden alma ve görev yerlerini değiştirme şeklinde yaptırım dalgası, alelacele Adlî Kolluk Yönetmeliği'nin değiştirilmesi, basın mensuplarına emniyet kapılarının kapatılması, savcılara müdahale edilmesi…

Bu işlemler ve diğerleri, yasalara, Anayasa’ya, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere, demokrasinin asgari ilkelerine, âdil yargılanma hakkına, eşitlik ilkesine, demokratik toplumun asgari gereklerine aykırı. Bakan Babaların ise, görevlerini –dünkü iki çekilme dışında- sürdürmesi, çoğunlukçu demokrasinin bile ilksel gereklerine tamamen ters düşmekte.

Bu çürütülmüş sistem iyileştirilebilir mi? Bu sorunun yanıtı, uzun dönemde demokrasi açısından aranabilir. Burada, hukukî yanıt üzerinde durulacak.

    Adli kolluk: Bilindiği gibi adlî kolluk örgütü arayışı, 1970’li yıllara uzanır. AKP, buna yanaşmadığı gibi idarî kolluğun adlî işlerle görevli birimi de içişlerine bağladı. Bu iptal edilmeli. Aksi halde, bundan böyle, yönetici yakınları, yolsuzluk konusunda koğuşturma ve soruşturmadan bağışık tutulacak... (TÜBİTAK’tan MİT’e kadar, İhale Kanunu'ndan Sayıştay Yasası'na kadar, hukuku, politikalarının meşruluk aracına indirgemedi mi hep?).

    “Paralel devlet”: Başbakan, devlet içinde yayılan çetelerin “paralel” devlet haline geldiklerini sürekli vurguluyor. Bununla, “Anayasa’nın tanımına uygun bir yönetim var, o da biziz; ama bizim dışımızda, siyasal ve idarî aygıtları paylaşan Anayasa-dışı bir yapılanma var”, demek istiyor. Soru: Eğer böyle bir oluşum varsa, bunun ilk derece sorumlusu kendisi değil mi? Sonra, emniyet örgütünde devşirme ve yükseltme, liyakat yerine, başka özellikler dikkate alınarak mı yapıldı? Maiyetinizdeki siyasal ve idarî makamlar, “görev+yetki+sorumluluk” halkası dışında mı yönetiyor ülkeyi 12 yıldır?

    Meslekî örgütlere savaş: Kolluk görevlileri ve yargı mensupları, dernek ve sendika biçiminde örgütlenme hakkına sahip oldukları halde, bunları, idarî ve siyasal yollarla engellemeye, yıldırmaya ve dağıtmaya çalışan AKP Hükûmetleri, meslekî ve demokratik örgütlenme yerine, dinsel eğilim ve tarikatları sürekli beslemedi mi? Acaba paralel devlet, demokratik ve saydam meslek örgütlerinin varlığı ile mi oluşur, yoksa hukuk dışı hareket ve örgütlenmelerin kollanması ile mi?

Bu tartışmaların yerine, yolsuzluk dosyaları üzerinde işletilecek yargısal karar sürecinin önemine dikkat çekmek işlevsel olabilir.

TEK YOL: Demokrasi aktörü olmak

Çağdaş hukuk devletlerinde yargıç, üç önemli işleve sahip: Demokrasi faktörü, demokrasi antrenörü ve demokrasi aktörü.

Demokrasi aktörü olarak yargıç, siyaseti temizleme misyonu ile, siyaset-para ilişkisinde ortaya çıkan yolsuzlukları yargısal karar sürecinden geçirir. Böylece, siyasal aktörlerin etkinliklerini “temiz siyaset” çerçevesinde yürütmelerini sağlar. Malî saydamlık ve siyasal denetim ölçüsünde yargısal denetim etkili olur.

Yargıçları demokrasi sınavına tabi tutan yolsuzluk iddiaları, kendileri için tarihsel misyonları ile yüzleşme fırsatı da yaratmakta. Bu iddiaları gerçeklik testinden geçirebilecek tek anayasal organ yargıdır. Çünkü, yürütme organı, yolsuzluk iddialarının açıklığa kavuşmasını istemek bir yana, bunun üzerine hukuk ve demokrasi dışı şal örtmek için her yolu mubah görmekte. Yasama ise, AKP hakimiyeti altında denetim işlevini yerine getirme konumunda değil. Geriye kalan tek organ, yargı erki. Bunun da zaten varlık nedeni bu.

Eğer yargıçlar, âdil yargılama gerekleri çerçevesinde bağımsızlık statüsünü zorlayarak ve tarafsızlık erdemini göstererek, “ticaret-siyaset-para” ilişkisinde ortaya çıkan kirlenmeleri, yaptırıma bağlayabilirlerse, “insan haklarına dayanan demokratik hukuk devleti”nin oluşumuna tarihî bir katkı sağlayacak; aksi halde, kendileri de bu tür kirli işlerin parçası haline gelmekten kurtulamayacak.

[Bu yazı 1720 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™