Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı!
1 Nisan 2011, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ
Bilindiği gibi, ABD’ye ait gizli belgeleri açıklamasıyla tanınan “Wikileaks” isimli internet sitesinin 2010 yılının son aylarından itibaren başlattığı yayınlar dünyada büyük olay oldu. ABD diplomatlarının ve istihbarat görevlilerinin rapor ve yazışmalarına yer verilen bu yayınlar, Washington’un bütün çabalarına karşın önlenemedi. Wikileaks’in yayımladığı belgeler arasında Türkiye’deki “Ergenekon” ve “Balyoz” davalarına da ışık tutacak çok çarpıcı bilgiler yer alıyordu. Ayrıca bu belgeler, ABD’nin AKP’ye verdiği ve herkes tarafından bilinen siyasal desteği ve utanç verici işbirlikçiliği de hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde gözler önüne seriyordu.
Wikileaks’in yayımladığı belgeler arasında, dönemin ABD Ankara Büyükelçisi Robert Pearson’un 22 Mart 2003 tarihinde Washington’a çektiği 7 sayfalık kripto da (gizli ve şifreli yazışma) vardı. Bu kripto Türkiye’ye ilişkin belgelerin en çarpıcı bölümünü oluşturuyordu. Türkiye’nin yakın siyasal tarihinin önemli dökümanları içinde yer alacağı kesin olan bu belgede, daha sonra “Ergenekon” ve “Balyoz” davalarında tutuklanacak subaylar hakkında ilginç değerlendirmeler yapılıyordu. Bu değerlendirmeler, adı geçen subayların Kontrgerilla faaliyetleri ya da darbe hazırlıkları nedeniyle değil, ABD’nin bölge siyasetlerine ve AKP’ye karşı aldıkları tavır nedeniyle yargılandıklarını bütün açıklığıyla ortaya koyuyordu.
Yeni Gladyo’nun bülteninden sansür!
Söz konusu belgenin ortaya çıkış öyküsü de ilginçti. Bilindiği gibi, Wikileaks belgelerinin Türkiye’deki yayın hakkını Taraf gazetesi almıştı. Ancak Taraf gazetesi Wikileaks belgeleri arasından çıkan bu önemli kriptonun (telgrafın) bazı bölümlerini sansürleyerek yayımlayacaktı. Artık sakınmasız şekilde “Yeni Gladyo”nun yayın organı gibi davranan Taraf’ın insanın kanını donduran bu sansürünü günlük Aydınlık gazetesi ortaya çıkardı.
İşte, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson’un 22 Mart 2003 tarihinde Washington’a çektiği 7 sayfalık telgrafta Taraf gazetesinin sansürlediği, tarihi belge niteliğindeki çarpıcı bölüm:
“... (Türk generaller) AKP’den seçilmiş Tayyip Erdoğan’ın davranışlarından büyük rahatsızlık duymaktadır. Erdoğan güçlü bir müttefiğimizdir. Generallerin bu tutumu Amerikan menfaatlerinin korunması açısından engelleyicidir.
“Orgeneral Hilmi Özkök’ün sadakatli duruşu sahiplenilmelidir.? Muhalif orgeneraller, Orgeneral Hilmi Özkök’ün çizgisine itiraz etmektedirler... Erdoğan kendisine desteğin devamı halinde ABD’nin bir müttefiği olarak Ortadoğu ve Irak dahil olmak üzere Türk hava sahasını, kara ve demir yolları ile Mersin ve İskenderun limanlarını kullanımımıza açacağını taahhüt etmektedir...
“Ancak Türk ordusundaki üst rütbeli subaylar tarafından sürekli engellenmek istenmekteyiz.? Amerikan menfaatlerine karşı çıkan Org. Aytaç Yalman, Org. Şener Eruygur, Org. Çetin Doğan, Org. Hurşit Tolon, Org. Fevzi Türkeri, Org. Tuncer Kılıç, Org. Yaşar Büyükanıt Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün emir ve talimatlarına uymadıkları gibi her an muhtıra verebilirler. Bu bakımdan değerlendirildiğinde güçlü bir medya grubunun oluşturulmasına acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Bu konu Recep Tayyip Erdoğan ile paylaşılmış olup gereğinin değerlendirileceği hakkında olumlu değerlendirmelerin yapıldığı ve yapılacağı teyidi alınmıştır.” (Bkz. Aydınlık gazetesi, 24 Mart 2011 / Melih Aşık, Milliyet gazetesi, 25 Mart 2011)
ABD-AKP-Cemaat projesi
Yukarıda da işaret ettiğim gibi bu Wikileaks belgesi üç gerçeği bütün açıklğıyla ortaya koyuyor:
Birincisi; ABD, kirli bir pazarlık sonucu AKP iktidarına stratejik destek vermektedir. Ergenekon soruşturmasının bir ABD-AKP-Cemaat projesi olarak örtülü bir darbe süreci olduğu bu yazışma sonucu belgelenmektedir.
İkincisi; Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanan subaylar, darbe hazırlıkları ya da Kontrgerilla faaliyetleri nedeniyle değil, ABD’ye ve AKP siyasetlerine çeşitli konularda muhalefet ettikleri için soruşturma kapsamına alınmıştır. Belgede adı geçenlerin tek istisnası Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tır. Büyükanıt’ın soruşturma dışında kalmasının nedeni ise, hiç kuşkusuz Dolmabahçe Sarayı’nda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile 4 Mayıs 2007 tarihinde yaptıkları kapalı görüşmede sağlanan anlaşmadır. TSK komuta kademesi bu görüşmede AKP iktidarına teslim olmuştur. Bir NATO ordusunda, NATO karşıtı tutum ve görüşlere izin verilmemiştir.
Üçüncüsü; AKP ve ABD yanlısı “güçlü bir medya grubu” oluşturulması yönündeki taleptir. Belgede açıkça ifade edilen bu arzu, medyanın hızla değişen sermaye bileşimini, yandaş, muhafazakâr ve islami basın yayın organlarının kazandığı olağanüstü gücü, Doğan Grubu’nun rehin alınmasını, başta Sabah-ATV ve Uzan Grupları olmak üzere büyük medya gruplarının iktidar gücü kullanılarak ele geçirilişini ve dağıtılmasını açıklamaktadır. Belgede yer alan bu talebin, 2011 Türkiye’sinde medya ortamına bakıldığında büyük ölçüde gerçekleştirildiği görülecektir.
Yukarıda yeniden yayımladığım belge, Ergenekon ve Balyoz davalarına ilişkin gerçek durumu bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Bu davalarda yargılanan kişiler arasında, çok az sayıda olsa da Jitem ve Kontrgerilla’nın bazı eski mensuplarının bulunduğu bir gerçektir. Ancak bu kişiler asıl suçlarından dolayı yargılanmadıkları gibi sorgulanmamışlar da... sayıları birkaç kişiyi geçmeyen söz konusu isimlerin Ergenekon davalarına inandırıcılık kazandırmak için dahil edildikleri artık tartışmasız bir gerçektir.
Diğer taraftan, kamuoyunda oluşan havaya bakılırsa Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasının bir kırılma noktası oluşturduğu anlaşılmaktadır. Oysa daha önce de gazeteciler, yazarlar, akademisyenler gözaltına alınmış ya da tutuklanmıştı. O günlerde bu operasyonlara gerekli tepkiyi göstermeyenler, hatta bilimsel kuşku ilkesini bir yana bırakıp “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diyenler, bugün “bu kadar da olmaz” diye tepki gösteriyorlar. Oysa bu kişiler, olan biten karşısındaki tutumları, AKP-Cemaat operasyonlarına verdikleri aptalca destek nedeniyle bugün olan bitenlerin suç ortaklarıdırlar.
Çünkü ortada bir yanlışlık yoktur, Ergenekon soruşturması öngörüldüğü gibi “sonuna kadar” gitmektedir.
Yılmazer’den sonra Savcı Öz neden görevden alındı?
Polisteki Fethullahçı yapılanmanın önde gelen isimlerinden İstihbarattan sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer’in görevden alınmasından sonra, Ergenekon operasyonlarını hazırlayan Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz ve ekibinin terfi ettirilerek davadan çekilmesi ilginç bir gelişme olarak kaydedilmelidir. Bu soruşturma sırasında hukuku ve insan haklarını ağır şekilde ihlal eden ve çok yıpranan bu ekibin uygulamalarının Ergenekon davalarının “inandırıcılığını” sarstığı bir gerçektir. İslamcı-faşizan yeni rejimin, bir tür polis devletinin (buna İkinci Cumhuriyet de diyebiliriz) inşaasının bir aracı haline gelen Ergenekon davalarını yer yer Cemaatin intikam aracı haline getirmekten kaçınmayan bu ekibin kendilerine tanınan yetki alanlarını ihlal ettikleri anlaşılıyor.
Avrupa ülkeleri ve ABD’de, Türkiye’nin öngörülenden daha fazla islami bir renk kazandığına dair eleştirilerin giderek artmasının da söz konusu görevden almalarda etkili olduğu düşünülebilir. Hem de Arap devletlerinde rejimler birer birer değişirilirken “model” diye sunulan bir ülkenin ölçüyü kaçırması belli ki, bir rahatsızlık yaratmaktadır.
Metropol Araştırma Şirketi’nin bir anketine göre toplumda Ergenekon soruşturmasının gerçeklere dayandığına, adil ve hukuk kurallarına göre yürütüldüğüne inananların oranı yüzde 31 gibi bir orana düşmüş durumda. Ankete katılanların yüzde 46’sı ise Ergenekon davalarının gerçeklere dayanmadığına, adil bir yargılama yapılmadığına ve bu davalarda hukuk ilkelerinin çiğnendiğine inanıyor. Bu kesim, söz konusu davaların AKP-Cemaat iktidarının denetiminde yürütüldüğünü düşünüyor ve karşı çıkıyor. Geriye kalanlar ise kendilerini “kararsız” olarak tanımlıyorlar.
Metropol’ün araştırmasına göre, kendilerini “tarafsız” olarak nitelendiren yaklaşık yüzde 33’lük kesimin bu davaya ilişkin ciddi kuşkularının olduğu düşünülürse, Ergenekon soruşturmalarının ciddi bir toplumsal bir desteğinin kalmadığını belirtebiliriz. Tam tersine halkın büyük kesiminin bu davalardan rahatsız olduğunu saptamak sanırım yanlış olmayacaktır.
Emniyet Müdürü Ali Fuat Yılmazer’den sonra Savcı Zekeriya Öz ve ekibinin görevden alınmasında, itibarı yerlerde sürünen ve kitle desteğini yitiren Ergenekon davalarına yeniden inandırıcılık kazandırmak gibi bir tutumun etkili olduğunu söyleyebiliriz.

(SolHaber 01.04.2011)

[Bu yazı 2061 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™