Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
DURUŞMA SALONLARI BÜYÜDÜKÇE...
25 Aralık 2013, Av. Başar YALTI
, Av. Başar YALTI

Çağdaş Hukukçular Derneği yöneticisi avukatlar, tutuklandıktan sonra tam 11 ay yargıç karşısına çıkmayı beklediler. 24 Aralık tarihinde mahkeme önüne çıktıklarında, sanıklardan Selçuk Kozağaçlı, bunca zaman söz söyleme olanağı bulamadan bekliyor olmanın haksızlığına isyan olarak, “biz bu mikrofonun ne kadar değerli olduğunu biliyoruz” diyordu, savunmasına başlarken...

Tutuklu avukatlar; ciddiyeti olmayan, şişirme bir iddianameyle, aslında tüm avukatlara yönelik olarak yapılan suçlamaları, hayatın ve hukukun her alanından örnekler ve sağlam argümanlarla alt etme becerilerine güveniyorlardı. Onlar, yaşamlarını haksızlıklarla, hukuk cambazlıklarıyla savaşım ile geçirmişlerdi. Ucuz suçlamalar, fırsat verildiğinde, elbette en çarpıcı biçimde yanıtını bulacaktı. Erken ceza anlamındaki tutukluluk uzadıkça, adalet suskunlaşıyor, söylenecek sözün önemi artıyordu. Onlar, yaşadıkları haksızlığı, sözün dirilen gücüyle vuracaklardı. Mikrofona kavuşmak bunun için önem ve değer kazanıyordu.

Tutuklusunuz. 11 ay sonra, adalet sarayına ulaşmak, mikrofona kavuşmak, kendinizi savunmak için yola çıkıyorsunuz. Ama gide gide bir arpa boyu ancak yol alıyorsunuz. Çünkü gittiğiniz yer “cezaevi kompleksi” içerisinde başka bir yapı. Bir türlü cezaevi dışına çıkamıyorsunuz. Biliyoruz, adaletin gözü bağlıdır hep. Cezaevinde olduğunun farkına varmamış olabilir mi? Bu bir mesaj olmamalı diye düşünüyorsunuz...

Her yer jandarma. Yollar kesilmiş. Sadece bir yöne kanalize ediliyor avukatlar ve davayı izleyecekler. Sonunda “görkemli” duruşma salonuna ulaşıyorsunuz. Bu kez, her yer avukat! Türkiye’nin dört bir yanından 600 kadar avukat, arkadaşlarını savunmaya gelmiş. Otuzdan fazla barodan temsilciler var salonda. Türkiye Barolar Birliği orada. Yurtdışından çok sayıda gelen var. Yargı örgütü temsilcileri, milletvekilleri, sanık yakınları salonu doldurmuş.

Görenler bilir, avukatların yargılandığı salon, Türkiye’nin en büyük duruşma salonu. Modern bir görüntüsü var. Yüzlerce sanığın bir arada yargılanabilmesi için kısa süre önce yapımı tamamlanmış. Duruşma salonuna girer girmez, bu denli büyük bir yargılama salonu hangi ihtiyaç için düşünülmüş olabilir, acaba hangi tür ülkelerde böyle duruşma salonları olur, diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz. Üstelik yanıtını bile bile… Salonda savunma avukatları elbet unutulmamış. 500 avukat için yer ayrılmış. Yargılamanın bildiğimiz mizansenine uygun görünüyor her şey. Görüntü tastamam.

Duruşma salonu, uzak, sapa bir yerde. Türkiye’nin bir dönemine damgasını şimdiden vurmuş, “Silivri Cezaevi Kompleksi” içinde. Bu durum, duruşma salonuna yeterince ürkütücü bir hava katıyor. Salon ısıtılmış, ama insanın içi bir türlü ısınmıyor. Bir şeylerin eksikliğini hissediyorsunuz. Resmen üşüyorsunuz...

Salonda her yer mikrofon ve kamera. Kayıt altındasınız. Mahkeme yerini alıyor. Duruşma başlıyor. Yargıçlar anlayışlı gözüküyor. Biraz sonra başlayacak “savunmalardan etkilenmeye açık” bir yargıçlar kurulu var karşımızda, mı demeliyiz? Yoksa aksi mi? Çünkü burası Silivri. Yaşananlardan, deneyimlerimizden öğrendiğimiz bir sonuç var: siz savunmalarınızı nasıl yaparsanız yapın, biz bildiğimizi söyleriz. Ayrıca biliyoruz, Silivri avukattan hoşlanmaz! Acaba, dedirtiyor önceki yaşananlar...

Fark etmez diyor, savunmanın gür sesi: İki türlü din vardır. Zenginlerin dini, yoksulların dini. Herkesin tanrısı kendisine. Biz yoksulların tanrısına inanırız. 18 yıl avukatlık yaptım, bu ülkede kimin hapis yattığını, yatacağını bilirim!

Silivri’nin ne demek olduğunu toplum olarak çoktan öğrendik. Silivri: Cumhuriyetle yeni Türkiye’nin hesaplaşma arenası. Otoriterliğin simgesi. Yargının siyasallaştığı, hukukun araçsallaştığı yer. Avukatların kara mabedi...

Duruşma salonları gittikçe büyüyor. Cezaevleri çoğalıyor.

Hukuk küçülüyor...

Av. Başar YALTI

[Bu yazı 1782 kez okundu]
Av. Başar YALTI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [57]
[10 Nisan 2017] HALKOYLAMASI VE OYLAMANIN GÜVENLİĞİ ... [4 Mart 2017] PARADİGMA DEĞİŞİYOR! ... [19 Ocak 2017] CEHALETİN TAHAKKÜMÜ ... [24 Ekim 2016] BAROLAR VE AVUKATLAR NEDEN İLGİSİZLER? ... [11 Eylül 2016] 'HUKUK DEVLETİNİN SONU' ... [9 Mayıs 2016] TÜRBANLI YARGIÇ OLUR MU? ... [8 Şubat 2016] YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TOPLUMSAL BARIŞ ... [20 Ocak 2016] YUMURTAYI BALYOZLA KIRMAK! ... [23 Kasım 2015] CUMHURİYET ... [19 Ekim 2015] İKTİDAR VE HUKUK ... [19 Ağustos 2015] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [9 Temmuz 2015] ANAYASA MAHKEMESİ NEREYE? ... [1 Haziran 2015] SEÇİMLER VE GÜVENLİK ... [1 Mayıs 2015] YARGIÇLARIN TUTUKLANMASI ÜZERİNE ... [29 Nisan 2015] AVUKATLAR SINANAMAZ! ... [16 Mart 2015] BİLGİNİN DEMOKRATİKLEŞMESİ YA DA BİLGİYİ SİYASALLAŞTIRMAK ... [9 Şubat 2015] "AYDINLANMA" NEYE YARAR? ... [1 Ocak 2015] 2015 YILI BAŞLARKEN. ... [15 Aralık 2014] AVUKATLAR SEÇİMİNİ YAPTI ... [10 Kasım 2014] NASIL BİR CUMHURİYET ... [28 Ağustos 2014] DEVLET BENİM ... [6 Nisan 2014] AVUKAT ... [2 Mart 2014] POLİSLEŞEN YARGIÇ ANLAYIŞI ... [12 Ocak 2014] NE DEĞİŞECEK? ... [11 Kasım 2013] ATATÜRK YAŞIYOR! ... [13 Eylül 2013] Yeni adli yıl başlarken ... [16 Mayıs 2013] Desteklediğimiz adayın kazanması halinde biz ancak mutlu oluruz ... [12 Nisan 2013] BÜYÜK GREV YA DA BÜYÜK BARO! ... [2 Kasım 2012] BAROLAR SEÇİMİNİ YAPTI! ... [24 Eylül 2012] BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ! ... [31 Ağustos 2012] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [11 Temmuz 2012] BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF" ... [11 Haziran 2012] KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR ... [3 Haziran 2012] İSTANBUL BAROSU NE YAPMALI? ... [13 Mayıs 2012] YARGIYI, YARGIÇTAN KORUMAK! ... [4 Nisan 2012] 12 EYLÜL YARGILAMASI BİR ALDATMACADIR ... [14 Şubat 2012] YARGI VE MİT KAVGASININ NERESİNDEYİZ? ... [1 Şubat 2012] YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR? ... [13 Ocak 2012] YARGIÇ VE VİCDAN ... [30 Aralık 2011] 2012 YE GİRERKEN YARGI VE ADALET ... [29 Ağustos 2011] AVUKATIN ADI YOK ... [5 Ağustos 2011] TSK YANLIŞLARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR! ... [4 Temmuz 2011] SON SAHNE ... [20 Haziran 2011] YİNE BANA HÜSRAN, BANA YİNE HASRET VAR. ... [30 Mayıs 2011] YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI ... [20 Nisan 2011] AVUKAT * ... [21 Mart 2011] TANI BUNLARI TANI DA BÜYÜ! ... [5 Mart 2011] Yargının Özelleştirilmesi Ve Çok Hukukluluk ... [17 Şubat 2011] NEREYE KADAR? ... [2 Şubat 2011] SAYGINLIK ... [4 Kasım 2010] BAROLARIN İŞLEVİ ... [27 Mart 2010] DEMOKRATİK KURNAZLIK!.. ... [25 Şubat 2010] AVUKATIN DOSYA İNCELEME YETKİSİ ... [9 Şubat 2010] BAROLAR VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI ... [4 Aralık 2009] KÖRLÜK ... [18 Kasım 2009] İRTİCAYA GÜL BAHÇESİ ... [17 Kasım 2009] AÇILIMIN HUKUKA ETKİSİ ...
Av. Başar YALTI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™