Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Bu da Geçer Yahu!'
1 Aralık 2013, Can DÜNDAR
, Can DÜNDAR

Demirel, ‘Memleket nereye gidiyor’ sorusuna cevap verdi
‘Bu da Geçer Yahu!’
Güniz Sokak’ın tarihi konutu baştan aşağı yenilenmiş. Giriş, bir Cumhurbaşkanlığı konutuna girdiğiniz duygusunu veriyor.
Demirel’in çalışma odası alıştığımız dağınık görüntüsünden sıyrılmış, derlenip toparlanmış.
Duvarlarda hâlâ fötrlü, barajlı fotoğraflar var; ama kitaplar tazelenmiş.
Cumhurbaşkanı’nın konuklarını kabul ettiği kırmızı koltuğun hemen yanında, eşi Nazmiye Demirel’in bir fotoğrafı duruyor.
Bir vefa fotoğrafı...
Girişte konukların elleri dezenfekte ediliyor; el sıkışmak hâlâ yasak...
En yakın danışmanı, doktoru Aylin Hanım, her an yanında...
Cumhurbaşkanı, eskiye göre daha ağır hareket ediyor belki; ama zihni, tanıdığımız, alıştığımız hızda ve kıvraklıkta çalışıyor.
Epeydir suskundu Demirel...
Önceki akşamki ziyaretimde, Türkiye’nin gidişatına dair önemli mesajlar verdi. Eski bir politikacı gibi değil bir filozof gibi konuştu. Geniş zamanda kurduğu cümlelerle, şimdiki zamana dair dersler verdi.
Ben gidişattan yakındıkça, o, sabır telkin etti.

‘Yol bitmiş değil’
Bir yakınından duymuştum:
Erdoğan’ın seçimi kazandığı gece, Demirel’e “Şimdi 5 yıl bu iktidarla mı geçecek” diye sormuşlar.
Baba, “Kendinizi 15 yıla hazırlayın” öngörüsünde bulunmuş.
12. yılındayız.
Acaba bugün ne düşünüyor?
Türkiye, peşi peşine tarihi seçimlerin yaşanacağı önümüzdeki iki yılda rotasını değiştirecek mi?
Demirel diyor ki:
“Bugünkü seçmen, 1946’nın Aslanlı köyündeki köylünün cesaretine sahip değilse hiçbir yere gidemeyiz. Bu ülkeyi idare hakkı, idare edene değil, ona idare etme yetkisini verene, yani halka aittir. Türkiye bir yere gelmiştir. Artık idare edenler, elindeki gücü ters kullanarak, devlet imkânlarını alabildiğine dağıtarak seçim kazanamaz. Böyle bir durumda ‘Demokrasi yerleşmiştir’ diyemeyiz. Onu yerleşik hale getirmek lazım...
Türkiye’de pek çok şey iyi değil, halkın şikâyeti var; doğru. Ama şu da bir gerçek: Ülkede sıkıyönetim yok. Devletin kanunları işliyor. Demokrasinin getirdiği imkânlar mevcut. Yani yol bitmiş değil. Halk daha iyisine talip olmalı.”

Siyasetin hikâyesi budur
İyi de nasıl?
Partiler lider sultası altında. Yargı kuşatıldı. Medya, üniversite susturuldu. Her tür itiraz bastırılıyor. Bu koşullarda nasıl hak aranacak?
Demirel, hepsine hak veriyor ama iyimser konuşuyor:
“Hepsi doğru ama bunları aşmak için, hak arama yollarını yaratmalıyız.”
Verilecek mücadele için kendisini örnek gösteriyor:
“28 bin köye elektrik götürdüm. Edirne’den Hakkâri’ye yol, su götürdüm. Üniversiteler, fabrikalar yaptım bu memlekete... Sonra geldiler, beni şu senin oturduğun koltuğa oturttular,
‘10 sene yasaklısın’ dediler.
O 10 senenin 7’sinde orada oturdum.
8. senesinde muhalefet lideriydim.
11. senesinde başbakandım.
14. senesinde cumhurbaşkanıydım.
Siyasetin hikâyesi budur.”

Baskı karşısında büzülmeyin
“Hiçbir şey bedava değil. Gayret edeceksiniz, çalışacaksınız. Gereğinde ‘Bu olmadı’ deyip yenisini arayacaksınız. Memleket kötü idare ediliyorsa ‘Böyle idare olmaz’ diye peşlerine düşeceksiniz.
- Ama peşine düşenlerin başına olmadık işler geliyor?
- Onları inkâr etmiyorum. Sizler sıkıntıları dile getiriyorsunuz, bunlara da hak veriyorum. Hak vermediğim şey, bunların karşısında büzülmek. Büzülenlere hak vermiyorum.
- Yarım asrı aşkın süredir politikanın içindesiniz. Bugünkü parti sistemine, dış politikaya, Emniyet’e, askere, yargıya, medyaya, sermayenin iktidar karşısındaki haline benzer bir durum gördünüz mü hiç?
- Kötüleri mukayese etmek kolaydır. Siz kötüyü aramayın, ‘Filan devir daha iyiydi’ diye, daha iyiyi arayın. Bunların hepsini aşacak Türkiye... İyiliğe karşı kötülük yapılırsa ortadan kalkacak olan kötülüktür, ama sabır lazım... İnşallah her şey daha iyi olur. Hiç karamsarlığa kapılmayın. Türkiye büyük memlekettir. Bir imparatorluk bakiyesidir. Bu bir. İkincisi, büyük bir devrimi yapmış, bir orta dönem toplumunu çağın toplumu yapmıştır. Bunu kimse yapamamış, bir tek Mustafa Kemal Atatürk yapmıştır. O da en iyisini yapmıştır. Bugün aksamalar varsa, onun yaptığı şey tam anlaşılmadığındandır. Dine karışmış bir toplumu seküler bir toplum yapmak kolay şey değil. Çünkü seküler toplum açık konuşmayı gerektiriyor. Dine karışmış toplumlar açık konuşmayı kaldırmaz, korku hâkim olur. Türkiye bunları konuşabilse içinden çıkabilecek.
- Ama yine korku hâkim gibi görünüyor.
- Evet öyle...
- Toplumun yeniden dine karıştığı da görünüyor?
- Evet, ama Türkiye’ye laiklik çok şey getirmiştir. Getirdiklerini silmek kolay kolay mümkün değildir.
- Sandığı önemsiyorsunuz ama sandık tek başına çare mi? Sivil toplum, sendikalar, iş âlemi, toplumsal yaşam bu kadar kuşatılmışsa, seçim bir ülkeyi demokratik yapmaya yeter mi?
- Sistemin çalışması lazım. Sistemde sendika var, iş âlemi var, basın var, üniversite var. Bunları sistemin içinden çıkarırsanız sıkıntı oluyor. Sistem niye bozuldu? Biz 1965’te seçim kazandık. 73’te veya 75’te kaybedebilirdik. Müdahale olmasa da seçim kaybetseydik, sistem işlerdi. Bizim elimizden iktidarı zorla aldılar, verecek kimseyi de bulamadılar, 75’te yine bize geldi iş... Eğer hiç dokunmasalardı, sistem iyi kötü kendini düzeltirdi. Şimdi ne oldu? Siyasi sistemi yere vurduk, o sistemi kötüleyen askeri de şimdi kötüledik. ‘Kime inanacaksın’ noktasında açıkta kaldık. Soğuması için biraz zaman lazım.
- Seçimde insanlara ne yapmalarını tavsiye edersiniz?
- Komşusunu alıp ‘Hadi gel kardeşim’ deyip sandığa götürecek.

Bir Demirel fıkrası
Reçete çok da...
Geldik Güniz Sokak’ı kahkahalarla çınlatan bölüme...
Demirel, sürekli “sabır”dan söz edince, sabretmekte zorlanıyorum.
“Türkiye 10 senedir sabrediyor” diyorum.
Cevap veriyor:
“10 sene politikada uzun süre değil.”
“Ama bizim hayatımızda uzun süre...”
“Demek ki 10 sene yetmemiş, bir doz daha alacaksınız.”
“Aman efendim, aşırı dozdan gitmeyelim sonra...”
Kahkahalar üzerine ibretlik bir öykü anlatıyor:
“Yahudi çobanın koyunlarını kurt yiyormuş. Papaza gitmiş. ‘Bana bir reçete ver’ demiş. Yazmış papaz. ‘Şu reçeteyi al, uygula, bundan sonra olmaz’ demiş. Ertesi gün, ‘Ne oldu’ diye sormuş, ‘Kurt yine geldi, yedi’ demiş çoban... Bir reçete daha yazmış papaz... 3. gün yine aynı şikâyetle gelmiş çoban... Bunun üzerine papaz demiş ki:
‘Benim daha çok reçetem var da, acaba senin koyunlar dayanacak mı?”

Churchill’in İncil’de okuduğu satır
Haksızlık karşısında sabır telkin ediyor Demirel...
Ne söylesem, “Sabredeceksiniz. Sabredeceksiniz” diyor. sonra da yüzüme bakıp, “Sevmedin değil mi bu lafları” diye soruyor.
“Mücadele edeceksiniz’ deseniz daha iyiydi” diyorum.
Bir Winston Churchill hikâyesi anlatıyor.
Savaş yılları. Churchill İngiliz Bahriye Nazırı... Savaşta bir denizaltı batıyor. Yakın dostu olan İngiliz başbakanı kendisini çağırıp istifasını istiyor. Churchill odasına çıkıyor. Masasına oturuyor. İncil’i açıyor. Ve şu satırı okuyor:
“His will pass too...”
Yani?
“Bu da geçer yahu...”

Hiçbir halkı bunaltmaya devam edemezsiniz
“Bunlar da geçer canım” diyor Demirel gülümseyerek...
“Ama kendiliğinden geçmez herhalde” diyorum.
Ciddileşiyor:
“Kötüyü yaşatmak mümkün değildir. Bu, geçecektir. Zamanını bilemem ama varılacak netice budur. Çünkü hiçbir halkı bunaltmaya devam edemezsiniz. Ne kadar çok sıkıştırırsanız, karşıdan o kadar çok tepki alırsınız. Bütün hikâye, tepki gösterirken meşru düzenin dışına çıkmamak, şiddete müracaat etmemek...”
İyi de, Gezi’de şiddete başvuran, gençler değildi ki... Bir parkta barış içinde oturanlar şiddetle püskürtüldü, yaralandı, öldürüldü. Şiddeti devlet uygularsa ne diyeceğiz?
“Gençlere kötü muamelenin sonu yoktur. Ne dünyada ne de bizde başarılı olmuştur. Biz, ‘Bunlar devam eder’ demiyoruz, ‘Geçer’ diyoruz, ama ‘Demokratik ortamı muhafaza etmek lazım. Ortamı şiddete çevirmemek lazım’ diyoruz. Ne olursa olsun yine de gençlere ‘Siz şiddetten uzak durun’ diyeceğiz. Çünkü onu demediğimiz takdirde meydana gelecek durum daha da kötü.”

Berişa hatırası
Ve bir anısını anlatıyor Demirel:
Arnavutluk Başbakanı Berişa iyi bir doktordu. Benim de çok iyi dostumdu. Kaybetti başbakanlığı... Arnavutluk’a gittiğimde beni ziyarete geldi. Dedim ki, ‘Sakın sokağa inme. Sokakta başbakanlık arama. Sokağa inersen belki gelecek sene başbakan olursun ama öbür sene düşersin. Sokağa inmez de meşru yollardan gidersen gelecek sene başbakan olamazsın belki, ama 3 sene sonra başbakan olursun, 10 sene sonra yine başbakan kalırsın.’ Adam benim dediğimi yaptı, 3 sene sonra başbakan oldu, 10 sene sonra da başbakan kaldı.
Ne yapıp yapacaksınız, sabredeceksiniz, şiddetten kaçınacaksınız.”  

[Bu yazı 1205 kez okundu]
Can DÜNDAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [133]
[14 Şubat 2016] Aşk direnmektir ... [11 Şubat 2016] Atatürk'le tanıştı ve hiç unutmadı ... [11 Ekim 2015] Kansız bir gökyüzü için. ... [6 Ekim 2015] Hepsini divan üyesi yapın! ... [13 Eylül 2015] Devlet tahrik etmese, halk tahrik olmaz ... [31 Ağustos 2015] Savaşı bitirecek soru: 'Neden ölüyorum?' ... [29 Haziran 2015] MHP'deki Atatürk ... [23 Haziran 2015] Susarak kurtulamazsınız ... [9 Haziran 2015] Alnımızın akıyla ... [31 Mayıs 2015] Dünya asıl suçluyu gördü ... [30 Mart 2015] Film daha bitmedi ... [30 Eylül 2014] Apaydın ve Kapkara ... [26 Eylül 2014] Din Dersi Boykotuna! ... [23 Eylül 2014] Bunca suç o başörtüsüne sığmaz ... [22 Temmuz 2014] Deniz'leri Hatırlatmanın Vaktidir ... [21 Temmuz 2014] Çocukları Kurtaralım! ... [18 Temmuz 2014] Fezlekeleri Okumak Hakkımız ... [16 Temmuz 2014] Türkiye Birlikte Dans Edebilir mi? ... [15 Temmuz 2014] Susurluk Yaşıyor! ... [11 Temmuz 2014] Erdoğan Devlet. Karşısında Millet ... [8 Temmuz 2014] Garbın Fenni ... [4 Temmuz 2014] Erdoğanlaşma Tehlikesi ... [1 Temmuz 2014] Erdoğan'ın Yumuşak Karnı ... [27 Haziran 2014] Kadrolu Kedinin Burgazada Mesaisi ... [20 Haziran 2014] Beyaz Teslimiyet Bayrağı ... [13 Haziran 2014] Buyrun Cenaze Namazına! ... [10 Haziran 2014] Salona İndim, Hırsızım Orada ... [6 Haziran 2014] Başbakan'a Hakaret Etmemişim ... [30 Mayıs 2014] Yarın ... [27 Mayıs 2014] Bir Dönemin Kapanış Sahnesi ... [25 Mayıs 2014] Erdoğan'ın Vur Emri ... [23 Mayıs 2014] Mahcup Diktatör ... [20 Mayıs 2014] Kaderiniz Batsın! ... [16 Mayıs 2014] O Tokat Hepimize! ... [13 Mayıs 2014] Hangisi Seçilmiş, Hangisi Atanmış? ... [6 Mayıs 2014] Kürtler, İslamı Tartışmaya Açıyor ... [2 Mayıs 2014] Bu Ateş, Öfkeyle Sönmez ... [22 Nisan 2014] Meydan Korkusu ... [18 Nisan 2014] Erdoğan Yargılanacaktır! ... [11 Nisan 2014] 'Bay Öfke' Köşk'e çıkarsa... ... [4 Nisan 2014] Seçmen, Erdoğan'da Ne Buldu? ... [31 Mart 2014] AKP'li Seçmen Hırsızlığa İnanmadı ... [28 Mart 2014] Sonuna Geldik ... [7 Mart 2014] 'Hoca'nın Hiç mi Suçu Yok? ... [28 Şubat 2014] Başbakan İlk Kez Savunmaya Geçti ... [7 Şubat 2014] Köle Niye Efendisine Oy Verir? ... [31 Ocak 2014] Uçak Düşüşe Geçerken... ... [21 Ocak 2014] Nasıl Görmezsiniz? ... [17 Ocak 2014] Havada Darbe Kokusu Var ... [3 Ocak 2014] B. Erdoğan - El Kadı Fotoğrafı Neden Haberden Sayılmadı? ... [27 Aralık 2013] Hangisi Kazansa Türkiye Kaybeder ... [23 Aralık 2013] 'Durun Siz Kardeşsiniz!' ... [20 Aralık 2013] Hukuk Size de Lazım Oldu ... [8 Aralık 2013] Asıl Gizlemek İhanettir ... [29 Kasım 2013] Devlet Yine Kamyonda İş Üstünde Yakalandı ... [26 Kasım 2013] CHP, Gezi'nin Dilini Öğreniyor ... [24 Kasım 2013] Devlet, Barış'tan Niye Ürktü? ... [21 Kasım 2013] Diyarbakır Rönesansı 3 ... [20 Kasım 2013] Diyarbakır Rönesansı 2 ... [15 Kasım 2013] İnsan Kafası Keserken Acı Çektirmek Caiz midir? ... [8 Kasım 2013] Bu Ülke Sizin Değil Sayın Başbakan! ... [5 Kasım 2013] Amaç, Kadını Eve Hapsetmek ... [3 Kasım 2013] Çanak Çömlek Patladı ... [1 Kasım 2013] Meclis'teki Türban - Can Dündar ... [27 Ekim 2013] Cehenneme Hoş Geldin FEMEN! ... [25 Ekim 2013] Çıkan Kısmın Özeti ... [1 Eylül 2013] Eylülde gel ... [29 Ağustos 2013] Cenazede miyiz? ... [22 Ağustos 2013] Devlete yardım yataklık ... [8 Haziran 2013] Taksim: Özlediğimiz Türkiye'nin maketi ... [4 Mayıs 2013] Vali 4. paketi çöpe attı ... [20 Nisan 2013] Fazıl Say: 'Twitter'daki 150 bin takipçimin 150'si bile mahkemeye gelmedi' ... [9 Nisan 2013] Madem güçlüsünüz, bu korku niye? ... [16 Mart 2013] CHP için bölünme vakti mi? ... [12 Ocak 2013] Bekçi Kılıçdaroğlu sevilir mi? ... [22 Aralık 2012] Rektörler mahkemelere! ... [11 Aralık 2012] Neden Türkiye'den bir Einstein çıkmıyor? ... [13 Kasım 2012] Başbakan dün geceki filmi izlemiş midir? ... [10 Kasım 2012] 89 yıl sonra bulunan film ... [30 Ekim 2012] Cumhuriyet Bayramı'nda biber gazı yiyenlerin arasındaydım ... [23 Ekim 2012] Niye en çok izlenenler, en ahlaksız diziler? ... [4 Ekim 2012] Medya için sınav günleri ... [26 Eylül 2012] Son Abdal da gitti ... [15 Eylül 2012] O filmi seyrettim ... [6 Eylül 2012] Yoksul halk çocuklarının savaşı ... [4 Eylül 2012] Böyle olmaz! ... [30 Ağustos 2012] İki yenik ordu ... [28 Ağustos 2012] Acıyı bal eylemek ... [4 Ağustos 2012] Sivil vesayete de bir Özkök lazım ... [31 Temmuz 2012] Gül'ün masa altı hamlesi ... [28 Temmuz 2012] Bir Kontrgerilla belgesi ... [24 Temmuz 2012] Cesur gazeteciler yeter mi? ... [14 Temmuz 2012] Bir "Ergenekon tanığı"nın duruşma izlenimleri ... [12 Temmuz 2012] İşte Ergenekon bu! ... [7 Temmuz 2012] Suçlular ve güçlüler ... [5 Temmuz 2012] Kostüm Müslümanlığı ... [26 Haziran 2012] Doğunun dili ... [21 Haziran 2012] Dağlıca dersleri ... [19 Haziran 2012] "Model ülke"nin toplama kampları ... [9 Haziran 2012] Madonna'lı gece... ... [3 Haziran 2012] Diyarbakır'da hüsran ... [29 Mayıs 2012] Celladına âşık olmak ... [15 Mayıs 2012] Şiddeti ancak adalet bitirir ... [13 Mayıs 2012] Ana ile oğul ... [26 Nisan 2012] Amerika bu işin neresinde? ... [14 Nisan 2012] Çok harbeden cengâver, zamanla hasmına benzer ... [7 Nisan 2012] 12 Eylül'de kaç kişi "Hayır" demişti? ... [31 Mart 2012] Niye Ergenekon'u gizliyorsunuz? ... [24 Mart 2012] Muhatap ithalatı ... [20 Mart 2012] Balbay'dan Avrupa'ya mektup var ... [8 Mart 2012] Basın kartlı teröristler ... [1 Mart 2012] AKP'nin 28 Şubat'ı ... [21 Şubat 2012] Seçilmiş ile Atanmış Sevilmiş ile Atılmış ... [3 Şubat 2012] Deniz Feneri'nde ava giden avlanabilir ... [24 Ocak 2012] "Biz bu yalanla mutluyuz Behzat!" ... [19 Ocak 2012] Ne derini? Bildiğin devlet! ... [10 Ocak 2012] Ordunun boşluğu nasıl dolacak? ... [22 Aralık 2011] Memnun bey ile Memnune hanım ... [26 Ekim 2011] YETER! ... [5 Ekim 2011] Belgeler, komplo iddiasını yalanlıyor ... [20 Eylül 2011] Bir sistem meselesi ... [15 Eylül 2011] PKK ile müzakere kaseti niye sızdırıldı? ... [10 Eylül 2011] Hamas politikası da mezhep bağından mı? ... [11 Ağustos 2011] Bu da kara propaganda ... [31 Temmuz 2011] Geniş aile ... [10 Temmuz 2011] Çin malı bekâret ... [25 Haziran 2011] Şüpheniz batsın! ... [28 Mayıs 2011] Entelektüele övgü ... [10 Mayıs 2011] Darbecinin dili ... [5 Mayıs 2011] Yüksek Kurullar Cumhuriyeti ... [24 Nisan 2011] YSK krizinde kim kazandı, kim kaybetti? ... [14 Nisan 2011] İkinci Genç Osman faciası ... [5 Şubat 2011] Tahrir'de hak, Kızılay'da dayak ...
Can DÜNDAR
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™