Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
"Hamaney Kürdistan'da."
21 Kasım 2013, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

Önce şaşırdım, ama haber görsele dönüşünce durumu farkettim: dinî lider Ali Hamaney, başkanlık seçimlerine bir ay kala İran Kürdistanı’na gitmişti. Konuşması, dinsel içerikli olsa da, Ahmedinejat propagandasına yönelikti. Büyük salonu tıka basa dolduran kitle ise, terlerini silmeye çalışıyor ve gözlerini ayırmadıkları ruhanî liderlerini dikkatlice dinliyordu. Aslında, mekân olarak Kürdistan kullanımı, hem doğal hem de sembolikti. Azınlıklar anlamında, tam tersine Acemler, Azerî toplumuna bile göz açtırmıyordu. İOysa, İran Azerbaycanı, Azerîlere göre, Azerbaycan Cumhuriyeti’nden daha büyük ve kalabalıktı…

Diyarbakır’ın asıl kimliği Müslümanlık”

Gazetecilere, “Başkası söyleyince dikkate almayın!” diyen pişkin sözcü, iki gün önce mahallinde şunu söylemişti: “Diyarbakır’ın asıl kimliği Müslümanlık”. Aynı zâtın, İznik ve Trabzon’da Ayasofya kiliselerinin camiye çevrilmesinden aldığı haz, yüz hatlarına yansıyordu. Kolları, İstanbul’dakinin de camiye çevrilmesi için sıvamıştı. (Kimse, “hangi hakla?” sorusunu yöneltmiyordu).

TBMM’de grubu bulunan BDP temsilcileri ile görüşmeyen “sözcünün lideri”, çiçeği burnunda HÜDA-PAR genel başkanını birkaç hafta önce kabul etmişti. Mustazaf-Der’in partileşmiş biçimi. Bu ise, Hizbullahların dernekleşmiş biçimi idi…

Üçlünün Çankaya ayağı, Sivas Madımak katilleri avukatını –on yıl önce- İnsan Hakları Danışma Kurulu üyeliğine atamıştı.  Aynı davanın birçok avukatı, “sacayağı” tarafından TBMM’ye taşınmıştı…

Diyarbakır’da Müslümanlık adına mezhepçilik yapılırken, üçüncüsü, Gümüşhane-Erzincan yöresine geziye çıkmıştı. Halka dağıttığı gülücükler, Devlet Başkanlığı’nı, seçim adaylığına göre ikinci sırada bırakıyordu.

Öte yandan, Başbakan’ın Diyarbakır’daki “Dağdan inme-cezaevini boşaltma” söylemi kayda değer olmakla birlikte, “ yapay sınırlar” iması, anlaşılır gibi değildi. Ama asıl vurgu, eşitlik ve özgürlük kavramları üzerinde yapıldı ülkesel ölçekte.

Kimler eşit ve özgür?

Bu belli değildi: Kürtler ve diğer etnisiteler mi, Sünnîler ve Alevîler mi? Kürtler, yurttaşlık temelinde hangi grupla eşit sayılacaktı? Yüzde elli ile mi, yoksa, “ayyaş, marjinal ve çapulcu” yaftalarıyla sürekli “öteki”leştirilen diğer yarısıyla mı?

Daha önemlisi, Türkiye bütünü için, “insan haklarına dayanan demokratik rejim”i içselleştiremeyen bir iktidarın “Kürdistan” bölgesi için sarf ettiği olumlu cümlelerin inandırıcılık derecesinin ne kadar olduğu idi.  Ülke geneline siyasal aidiyet yönünden şal örtmeye çalışan bir siyasal çoğunluk, belli bir bölgesinde özgürlükler rejimini kurabilir miydi? Üstelik sınır ötesi mekânı ve halkları da kucaklama iddiasıyla. Kürtlerin sınır-ötesi uzantılarından söz edenler, İran Kürdistanı’nı çevreleyen Şii duvarının, Nusaybin’de örmeye çalıştığı sun’i duvara benzemediğini dikkate almıyor olsa gerek.

BDP ve HDP’yi marjinalleştirme…

Bütün bunları aşan bir başka ve büyük örtü var ki, aralanmaya çalışmaz ise, Diyarbakır’a yapılan üçlü çıkarma (Ankara-Erbil-İsveç), yerli yerine oturtulamaz. Nedir bu? Kısaca, “bölge realitesi”. Siyasallaşma yoğunluğunun had safhaya ulaştığını fark eden AK Parti, “barış süreci” yoluyla esen genel rüzgârı da yedeğine alarak, geriye dönülmez siyasallaşmanın meyvesini yalnız başına toplamak istiyor. Amaç, BDP ve HDP’yi, kendi deyimleriyle mümkün olduğunca marjinalleştirmek ve sürecin dışına itmek. Oysa, seçilmiş üyelerinin çoğunluğu hapishanede olan BDP yönetici ve mensupları, Kürt sorununun asıl neferleri. Belki de bu bilindiği için, “dağdan inme-cezaevi boşaltma” söylemi ile alanları dolduran kalabalıklara, “iktidar mumu” yakılmak istendi. Ama, Ankara’ya gelince sönüverdi…

Görev, Türkiye demokratlarının

Bu yanılsama nasıl kaldırılabilir? Kuşkusuz ilk görev BDP (ve HDP) yönetici ve üyelerine düşmekte: Eşit yurttaşlığın, demokrasi ve insan haklarını ülke bütününe genişletmeden mümkün olmayacağı. Yine bu çerçevede, din özgürlüğü güvencesinin (eşit yurttaşlık dâhil) lâiklik olduğunun gözden uzak tutulmaması gerekir. Bunun için, Türkiyeli bütün demokratların sahaya inmesi gerekir: Etnisite temelinde şovenizmi reddederek, “eşit ve kapsayıcı yurttaşlık/ laiklik ve adem-i merkeziyet” arasındaki sıkı bağı inşa etmek için. Bu değerler, sınır-ötesi toplulukları da esinleyeceğinden, sınırları değiştirmeden, bölgemize özgü, insan hakları temelinde siyasal çözümler neden bulunmasın?

Bu süreçte kaçınılması gereken, siyasete tahvil rüyası (M.L. King’inki değil) ile bezeli “mezhep/etnisite ve bölge” eksenine dayalı söylem. Aksi halde, koparılan fırtınanın anlamı, olsa olsa yazının başlığındaki kişi adının değiştirilmesi kadar olur.

[Bu yazı 1779 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™