Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Önce medeniyet sonra demokrasi
23 Mart 2011, Hasan PULUR
, Hasan PULUR

Demokrasi şuymuş, buymuş, insan haklarına dayalıymış, demokraside şiddet yokmuş...
Boş laf bunlar...
İki bomba, üç roket, dört füze, al sana demokrasi nasıl olurmuş gör...
Önce Afganistan, sonra Irak, şimdi Libya...
Bu memleketlerden üçü de “demokrat” filan değildi, kırk yıldan beri kimse de farkında değildi.
Birden farkına vardılar, bir de baktılar ki Irak halkı da, Libya halkı da zalimlerin pençesi altında inim inim inliyor...
Hiç bırakırlar mı, indiler tepelerine demokrasi neymiş, nasılmış görsünler.
* * *
Melih Cevdet Anday “Medeniyet” şiirinde bazılarına “medeniyet”i anlatır.
“Şu haline bak da utan
Ne okuma bilirsin ne sayı
Ne üstünde var ne başında
Ne midende ne kursağında
Bari gel de görgünü arttır
Medeniyet öğren ayı.
Yemek masası nedir, peçete nedir, bıçak nedir gör!
Giymek şart değil ya,
Ayakkabı gör, gömlek gör, kumaşı gör, naylon çorap gör,
Jartiyer bile görsen faydası var.
Tarak deyip de geçme
Saçını tara da gör
Kafan nasıl işlemeye başlar.
Kanalizasyon gördün mü sen hiç?
Gel de kanalizasyon gör,
Yemek şart değil ya,
Döner kebap gör, su böreği gör,
Ekmek gör be ekmek,
Ne görsen faydası var!”
* * *
Medeniyet böyle öğretilir de demokrasi nasıl öğretilir?
O da böyle!
Ne demiş Ziya Paşa...
“Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”
Hem de ne kötek, çoluk çocuk, sivil demeden...
* * *
Eğer maksat demokrasi ise, diktatörleri yaşatmamaksa, sanki tek başına kala kala Kaddafi kaldı.
Peki Suudiler ne oldu?
Onlar demokrat mı, Suudi Arabistan’da demokrasi var mı, kralı halk mı seçiyor?
Yooo, kurt kuzuyu yemeyi kafaya koymuş, suyun başında durur, aşağıda su içen kuzuya bağırır:
“Sen benim suyumu bulandırıyorsun!”
Hani ciltler dolusu kitaplar yazılır, demokrasinin fazileti anlatılır, demokrasi şudur, budur diye..
İşte budur!
* * *
Peki, Türkiye’nin durumu nedir?
“Van minut!” miladından sonra köprünün altından sular geçip gidiyordu da...
Başbakan önce esip savurdu:
“NATO Libya’ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu yahu? NATO’nun mensubu olan ülkelerden birine herhangi bir müdahale yapılması halinde böyle bir şeyi gündeme getirebilir. Bunun dışında Libya’ya nasıl müdahale edebilir? Bakın Türkiye olarak biz bunun karşısındayız, böyle bir şey konuşulamaz, böyle bir şey düşünülemez.”
* * *
Tamam, doğru ama birden işler karıştı, Fransa baktı ki Türkiye yüzünden NATO ile bu iş yürümeyecek, elde bir de Birleşmiş Milletler kararı var, Amerika destekli bir koalisyon kurdurdu, yağdırdılar bombayı, füzeyi Kaddafi’nin başına...
“NATO’nun ne işi var Libya’da?” diyen Sayın Başbakan bu defa müdahalenin NATO çatısı altında yapılmasını istedi, ancak bir iki şartı vardı?
Hani NATO’nun ne işi vardı Libya’da?
Yüksek politika ve diplomasi, herkes bunu anlayamaz.
* * *
Haa, “Bu iş nerden çıktı?” diyorsanız Ajda Pekkan’ın şarkısını söyleyin:
“Aman petrol, canım petrol!”

(Milliyet 23.03.2011)

[Bu yazı 1820 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™