Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Suriye ve İran
19 Ekim 2013, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Uzlaşmaya açık olmayan tek çelişki emek-sermaye çelişkisidir. Emek ile sermayenin uzlaşması, emeğin sermaye egemenliğini kabullenmesi anlamına gelir ancak. Bunun haklı gerekçeleri olabilir ama uzlaşma geçici ve istisnaidir.

Bunun dışındaki çelişkilerin alacağı biçimler kimseyi şaşırtmamalıdır.

Örneğin bugün Rusya ile ABD, Suriye ile ABD, İran ile ABD arasında yaşanan mücadele asla ve asla mutlaklaştırılmamalıdır. Evet, emperyalist ABD’nin dünya sistemindeki hegemonyasını sürdürmek için hem rakiplerini alt etmesi hem de sistemdeki bazı delikleri kapatması gerekmektedir. Bu anlamda ABD’nin Rusya’yı kuşatmak istemesi, Suriye ve İran’da rejim değişikliğini ya da daha iyisi harita değişikliğini hedeflemesi anlaşılır bir durumdur.

Ancak, son tahlilde, bu dört ülkede de aynı sınıf iktidardadır. Burjuvazinin dostluğu da, düşmanlığı da arızalıdır. Onların dünyasında dostluklar güvenilmez ve hakikatsiz olduğundan, kısa sürede düşmanlığa dönüşebilir. Bu şu anlama da gelir: Dün düşman olanlar, yarın “dost” da gözükebilir.

Bizim buralardan Saddam’ı hatırlayalım. ABD’nin onu nasıl kullandığını, nasıl cesaretlendirdiğini biliyoruz. Ölümü de ABD’den geldi ama…

Ve bizim Saddam ve onun takipçileri ABD işgaline direnirken, Irak Baas’ının liderinin kara kaşı için desteklemiyorduk bu direnişi, Saddam sevdalısı da değildik. Emperyalist alçaklığa karşı boyun eğmeyenlerin safındaydık, Saddam da ister istemez o safa itilmişti.

Şimdi…

İran’da mollalar ABD ile pazarlık yapıyor, kontrollü yakınlaşmada yol alıyorlar. Dünya sistemini ABD ve diğerleri diye açıklamaya kalkanlar için üzücü haber! İran ABD’ye kendini kabul ettirmede başarılı oldu. Büyük olasılıkla ABD İran’ı tecrit ve tehdit etmenin olumsuz sonuçlarını fark etti ve yeni bir İran politikası geliştirmeye çalışıyor. Bu İran, kendi hareket özgürlüğünü koruyarak, ideolojik renklerini öne çıkararak dünya piyasalarına eklemlenmek isteyen İran’dır.

Mollalar bunu yapabilir. Yapabileceklerini Afganistan’da gösterdiler. ABD işgali sırasında İran’ın ABD’ye bayağı kolaylık sağladığı şimdilerde ortaya çıkıyor. Irak işgaline de Tahran yönetimi bayağı pragmatik bir biçimde yaklaşmıştı.

Bunları yapan, daha fazlasını da yapabilir.

Çünkü İran’ın kendine özgü kapitalist sınıfı açısından da yolun sonuna gelindi. Ahmedinejad’ı kısa sürede kenara öteleyip önemsizleştiren, Ruhani’yi öne çıkaran da İran’ın ruhban sınıfı ile iç içe geçen sermayedarlarıdır.

Bu süreç işler mi, işlemez mi, bunu kestirmek çok zor. Ama İran, ABD ile “yumuşak” bir döneme geçerse kimse şaşırmasın! İran’da ABD ile, daha doğrusu ABD emperyalizmiyle kalıcı düşmanlığı ancak İran’ın emekçi kitleleri sürdürebilir.

Benzer bir durum Suriye’de de yaşanabilir. Esad, dış müdahale tehdidini bertaraf ettikten sonra, ikinci dalga liberal uygulamalara yönelebilir, ABD ve diğer emperyalist ülkeler buna kanal açabilir.

Bakın daha şimdiden El Kaide’ye karşı savaşta ortaklaşmak üzere Türkiye, ABD, Suriye… İkiyüzlülüğün daniskası!

Zaman alır, kesintiye uğrayabilir, tersine dönebilir ama dediğim gibi bize düşen şaşırmamak ve her defasında sağlıklı bir konumlanış içine girmektir.

Sol için siyaset bu nedenle sınıf ekseninde yapılmalıdır. Dost, düşman tarif ederken, o eksen merkeze konmalıdır. Öbür türlü burnunuz beladan hiç kurtulmaz, hep hayal kırıklığına uğrar ve kullanılırsınız.

Sınıf ekseni, dünyada olup bitenlere kayıtsız kalmak, taraf olmamak anlamına gelmez. İşte bunun kanıtı Suriye!

Suriye’de emperyalist saldırganlığa karşı, gerici teröristlere karşı, “Esadçı bunlar” suçlamasını zerre iplemeksizin, durabildik. Suriye’nin emekçi halkının çıkarları, geleceği için; bütün bölge halkları için… Yarın Suriye’de rejim “normal”e dönüp sınıf kimliğine uygun politikalarla karşımıza çıktığında işin rengi elbette değişecek.

Sol, sermaye sınıfıyla, o cepheyle dost olamaz çünkü… Hayat bazen yakınlaştırır, o kadar!

[Bu yazı 854 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [52]
[27 Aralık 2013] Kemal Okuyan: Kirli ittifak AKP'yi neden bitirmiyor? ... [23 Aralık 2013] Amerikan zaferi. ... [23 Aralık 2013] Kemal Okuyan yazdı: Yolsuzluk patladı ya solsuzluk! ... [20 Aralık 2013] Laik ve bağımsız Türkiye! ... [16 Aralık 2013] Sağcılaşmak üzerine... ... [13 Aralık 2013] Kentsoyluları ne yapmalı? ... [8 Aralık 2013] Kemal Okuyan yazdı: Kavgaya devam! ... [5 Aralık 2013] Sol sağa mahkum olmaz ... [3 Aralık 2013] Çıldırtan diyaloglar... ... [30 Kasım 2013] Kaçın, bir an önce kaçın! ... [28 Kasım 2013] AKP'li olmayan AKP'ciler ne alemde? ... [26 Kasım 2013] Cemaat mi hükümet mi? ... [21 Kasım 2013] Hukukun üstünlüğü... ... [19 Kasım 2013] Ulus... ... [13 Kasım 2013] Kadrolaşma AKP'nin sonunu hızlandırıyor ... [7 Kasım 2013] Kadınlı-erkekli devrim yaptılar ... [1 Kasım 2013] Türbanla örtülen operasyon* ... [27 Ekim 2013] Sosyalizmin Cumhuriyet'te hakkı var ... [27 Ekim 2013] Cumhuriyet tartışılırken 'sol'dan marksizm manzaraları. ... [24 Ekim 2013] Kemalizm ... [22 Ekim 2013] Bir varmış, bir yokmuş... ... [16 Ekim 2013] Yaşanası kentler, eve tıkılmayan insanlar... ... [12 Ekim 2013] Seçilmişler, atanmışlar... ... [9 Ekim 2013] Mutlu rüyalar ... [3 Ekim 2013] Erdoğan'ın Kürt hamlesi ... [30 Eylül 2013] Paket çeşitlemeleri ... [26 Eylül 2013] Kemal Okuyan yazdı: 'Din düşmanı...' ... [26 Eylül 2013] ABD ve Rusya ... [24 Eylül 2013] Kemal Okuyan yazdı: Beşiktaş komplosu ... [22 Eylül 2013] Bitti ... [17 Eylül 2013] Ölüyü diriltmek ... [15 Eylül 2013] Yalan, sol, medya, hükümet... ... [11 Eylül 2013] Düşmüş ... [7 Eylül 2013] Obama fena sıkıştı ... [26 Ağustos 2013] Bilim bu işe ne diyor acep? ... [23 Ağustos 2013] Büyük tehlike ... [22 Ağustos 2013] Empati ... [6 Ağustos 2013] Polis Partisi ... [2 Temmuz 2013] 2 Temmuz'da... ... [21 Haziran 2013] Halkı iktidarsızlaştırmak... ... [30 Mart 2013] Hoş geldin liberal sol ... [3 Nisan 2012] 12 Eylül davası bir kutlamadır, uzak durunuz! ... [13 Mart 2012] Tahliyeler: Normalleşme başladı mı? ... [14 Şubat 2012] Ne oluyor? ... [7 Temmuz 2011] Yurtseverlik öldü mü? ... [8 Nisan 2011] Ahmet Şık meselesi AKP iktidarına zarar verdi mi? ... [20 Mart 2011] Devrim zirve noktasına ulaştı ... [11 Mart 2011] Meğer bu ülkede "özgürlükçü" hiç yokmuş! ... [31 Ocak 2011] İslamcılardan liberal elitistlere nanik! ... [10 Ocak 2011] Bir Cumhuriyet yazarının özgür Türkiyesi! ... [23 Ekim 2010] Yargıtay Başsavcısı konuşabilir mi, konuşamaz mı? ... [10 Ekim 2010] Küba teslim mi oluyor? ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™