Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hukuk Güvensizliği!
19 Ekim 2013, Mustafa BALBAY
, Mustafa BALBAY

Türkiye, yaşamın her alanının güvensiz hale geldiği bir ülke oldu.
Eskiden güvenlik deyince akla can
ve mal güvenliğinden başka bir şey gelmezdi.

Bugün eğitim yaşamı güvensiz. Bir sabah mahallenizin okulunun tabela ve içerik değiştirdiğini görüyorsunuz. Durumun düzeltilmesi için başvurduğunuz makam, değişikliği yapan yer. Kimi kime şikâyet edeceksiniz?
Bir sabah, sürekli gittiğiniz sağlık kurumu, hasta kabul şartlarının değiştiğini, öncekinden birkaç kat daha fazla ödeme yapmanız gerektiğini söylüyor. Doktorların
“kul time” hizmete zorlandığı ortamda sizin doktor seçme hakkınıza olağanüstü bir lüks gözüyle bakılıyor.
Sağlık güvensiz.
Şekilciliğin, sembollerin her şeyin önüne geçtiği günümüzde özel yaşam tercihleriniz de güvenlik alanına giriyor. Ayrımcılığı ve karşıtlığı siyaset yapma biçimi olarak benimseyen iktidarın kıyafetinizden yapacağınız çocuk sayısına kadar özel hayatınızın her alanıyla ilgili, kural olarak dayattığı
“önerisi” var.
Özel yetkili iktidar karşısında, özel yaşamınız güvensiz.

 

***


Yukarıda aktardığımız, daha da genişletebileceğimiz yaşam güvenliği sorunlarının çözüm yeri hukuktur.
Ne yazık ki Türkiye’de artık ciddi bir hukuk güvenliği sorunu da var.
Başta özel yetkili mahkemeler olmak üzere yerel mahkemelerin demokrasi ve özgürlüklerle bağlantılı davalarda verdiği kararların çoğu tartışmalı. Toplum vicdanında karşılık bulmuyor.
Böylesi kararların deyim yerindeyse
“düzeltilme” yeri Yargıtay. Bu bağlamda yayın organlarında sık sık “Yargıtay’dan döndü” başlığı yer alırdı.
Balyoz kararı gösterdi ki, Yargıtay da yıllar içinde kendi oluşturduğu içtihada, hukukun evrensel kurallarına göre karar vermek yerine özel yetkili mahkemelerin paralelinde konumlandı.
Yargıtay 9 Ekim’de sadece bir davaya ilişkin karar vermedi. Önümüzdeki dönemde pek çok davayı etkileyecek, tartışmalı bir yol açtı.
Hukukun en temel kurallarından biri şudur:
Şüpheden sanık yararlanır.
Yargıtay’ın onayladığı kararla bu kural şöyle değişti:
Şüpheden hâkim yararlanır!
Hukukun alt dallarından biri de
“delil hukuku”dur.
Eğer bir delilin güvenliğinde şüphe varsa o delil
“sakatlanmış” demektir.
Yargıtay bu konuda standardı olmayan bir yaklaşım sergiledi.
Yine hukukun olmazsa olmazlarından biri
“tanık dinlenmesi”dir.
Silivri yargılamalarında bu konuda da çok tartışmalı
“usuller” oluşturuldu. Gizli tanık uygulaması da etkin şekilde devreye sokularak, “karara uygun ifade verecek kişiler” ayrıca kıymetlendirildi. Bunun yanında mahkemeden çağrılması istenen kimi tanıklar getirilmediği gibi, gelen tanıklar da dinlenmedi.
Pek çok davada yaşanan bu tartışmalı duruma Yargıtay’ın yaklaşımı şu oldu:
“O tanıklar dinlense de sonuç değişmezdi.”
Bu öylesine lastikli bir durum ki, şuraya kadar götürebilirsiniz:
“Mahkeme, hiç duruşma yapmasaydı da sonuç değişmezdi!”

 

***


Yerel mahkeme kararlarından sonra, hukuksuzluğun fazla tartışılmamasını, kamuoyunda soruların yükselmemesini isteyenlerin klasik cümlesi şu oluyor:
“Daha Yargıtay aşaması var.”
Aynı kesimler Yargıtay kararından sonra da şunu öne çıkardılar:
“Daha Anayasa Mahkemesi aşaması var.”
Anayasa Mahkemesi başkanı olası ihsas-ı rey eleştirilerini de göze alarak “Bize güvenmeyin” dedi. Devamında da kararı veren hâkimleri övdü.
En yüksek mahkeme de bunu yaparsa geriye söyleyecek bir şey kalmıyor.
Hukuk o kadar üstün bir yerde ki...
Ulaşmak imkânsız!

19 Ekim 2013 - Cumhuriyet

[Bu yazı 835 kez okundu]
Mustafa BALBAY

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[13 Nisan 2015] Eyyy Erdoğan... ... [10 Aralık 2014] Osmanlı'yı AKP'den Kurtarmak Gerek! ... [7 Nisan 2014] Hukukçulara Çağrı... ... [13 Ocak 2014] Receptay! ... [6 Ocak 2014] Hukuku Kurtarmak İçin ... [7 Ekim 2013] Özakman'ın Kronolojisi ... [9 Eylül 2013] İlk Mektup ... [1 Eylül 2013] Tuncay Güney, Osman Yıldırım, AKP Davası! ... [8 Haziran 2013] Taksim'in Anafikri: Özgürlük ... [13 Mayıs 2013] Son Savunmalar... ... [19 Mart 2013] Bir hikaye ... [25 Şubat 2013] 'Mahkeme Dinlemiyor!' ... [16 Şubat 2013] 18 Şubat Dilekçesi... ... [28 Ocak 2013] Avukatlar Değil, Avukatlık Tutuklanıyor! ... [12 Ocak 2013] Hukuk Bütçesi... ... [29 Aralık 2012] Sanatçıların Meydana Gelişi! ... [25 Aralık 2012] Delil Hukuku ... [24 Aralık 2012] Türkiye'de Avukatlar Var! ... [8 Aralık 2012] Ergenekon Davası Kaçırılıyor! ... [1 Aralık 2012] Silivri Yargıtay'ı! ... [24 Kasım 2012] 6 Aylık Suçlamaya, 15 Dakikalık Yanıt! ... [10 Kasım 2012] Atatürk'ü Unutturamazsınız... ... [3 Kasım 2012] İstanbul Barosu'na Açık Çağrı ... [6 Ekim 2012] Mevzubahis İktidarsa Vatan Teferruattır! ... [23 Eylül 2012] Düşişleri Bakanı'nın Ulus Savaşı! ... [10 Eylül 2012] Komşularla Sıfırı da Tüketiyoruz! ... [26 Ağustos 2012] Başbakan'a Mektup-12 ... [14 Temmuz 2012] Meşru Özgürlük Beklentisi ... [7 Temmuz 2012] ÖYM'ler, Davalarına Mahkûm Edildi! ... [23 Haziran 2012] Cezaevinde Her İnsan Bir Eşyadır... ... [17 Haziran 2012] Baba Ufku... Çocuk Sonsuzluğu... ... [13 Mayıs 2012] Anne 'Baba Sevgisi' de Doğurur... ... [6 Mayıs 2012] Deniz'lerin İdamına Giden Yol ... [30 Nisan 2012] Avukatsız Savunma ya da Doktorsuz Ameliyat! ... [14 Nisan 2012] Deniz Feneri ve Silivri... ... [25 Mart 2012] Tek Kefeli Terazi! ... [18 Mart 2012] 'Sürpriz Tahliye!' ... [22 Ocak 2012] Denktaş'ın Doğumu... ... [26 Kasım 2011] Silahlı Kanat, Silahını Kuşandı! ... [17 Ekim 2011] İletişim Çağı ve Hukuk ... [4 Eylül 2011] Yalnızlık Ormanında ...
Mustafa BALBAY
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™