Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bayramda Barış Süreci
18 Ekim 2013, Nuray MERT
, Nuray MERT

Bayrama Kürt meselesi damgasını vurdu, zira, hafta başı, yeni bir BDP heyeti İmralı’ya gitti, Öcalan’dan yeni açıklama geldi, bu arada BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş heyet dışı kaldı, dahası iktidar ve BDP arası karşılıklı polemikler ile daha da gerildi. Bu arada bana en şaşırtıcı gelen, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın BDP’yi eleştirirken, ‘MİT’in görüştüğü kesimler’in ‘daha olgun, daha işi bilen ve makul yerde olduklarını’ söylemesi oldu.  Ben başından beri, Kürt siyasetinde BDP dışındaki temel aktörlerin ve bu arada PKK’nin muhatap alınması gerektiğini söyleyen biriyim. Ama, insanın ister istemez ‘hani biz marjinaldik’ diyesi geliyor.  ‘Fena mı işte şimdi devlet İmralı ve PKK’de dahil olmak üzere tüm aktörler ile görüşüyor’ denilebilir. İyi ama, bunu yaparken Kürt siyasetinin yasal demokratik zemindeki temsilcisi olan Partinin eleştirilip, diğer unsurların yani, yasal zeminde olmayan aktörlerin örnek göstermesinde bir tuhaflık yok mu? Atalay, ‘MiT, daha farklı kesimlerle’ görüşüyor, “Onlar bu konularda daha yetişmiş bu siyaset yapanlardan, daha olgun, bu işleri daha bilen ve daha makul yerdeler. Onu da burada bu vesile ile söylemek istiyorum. Bu işleri değerlendirirken biraz okuyarak, bilerek değerlendiriyorlar. Daha tutarlı, daha bilerek, Türkiye’yi ve Türkiye’de neyin olup olmayacağını süreç nasıl yürür, nasıl yürümez onu, onlar daha iyi biliyorlar” diyor.

Madem durum bu, o halde, süreci daha şeffaflaştırın, yok,  her şeyi döküp saçın demiyorum, sadece MİT’in görüştüğü, ‘daha makul’ aktörlerin ne dediğini daha iyi anlayalım, TMK’yı değiştirin ne dediklerini daha özgürce kamuoyu önünde tartışabilelim. Bu arada, BDP ile ‘onlar’ın söylediklerinin birbirinden farklı olup olmadığını da görelim. Herşeyden önce, ‘onlar’ın kim olduğunu açıkça bilelim. Daha doğrusu, Kürt meselesinin açıkça tartışılması önündeki engelleri kaldırın ve bu arada ‘terör suçlaması’ ile tutuklananları cezaevinden  çıkarın, kimin ve söylenenlerin hangisi makul, hangisi değil, demokratik zeminde görelim, tartışalım. Zaten asıl hedef de bu değil miydi? Peki, demokratik siyaset alanında söylenenler neden bu denli rahatsızlık uyandırıyor? Siyasi polemiklerin uslubu ayrı mesele, ama gerçekten BDP ve diğerleri ayrı telden mi çalıyor?

Diğer taraftan, devletin, ‘örgüt’ü  ‘parti’ye tercih edeceğini düşünmek zor olduğuna göre, insanın aklına bir de, yine Kürt siyasi hareketinin farklı unsurlarını ayrıştırmak çabası da gelmiyor değil. Hazır BDP içinde tartışma haberleri geliyorken, Parti’yi örgüte, örgütü Öcalan’a karşı konumlandırmaya çalışmak söz konusu olabilir mi? Daha önce defalarca Öcalan ve PKK ayrışması teması işlenmedi mi? Halen bir çokları bu konuyu işlemeye devam etmiyor mu?  Tüm bunlar ayrıştırma taktiği değilse,  söylenenlere gerçekten inanılıyorsa da durum çok vahim.  “Demirtaş ve Bayık gibi isimlerin beyanları Öcalan ile ters düştü. Başbakan oralı bile değil… Öcalan sağlama alınmışsa gerisi gelir…” düşüncesine bel bağlamak  Kürt meselesini hiç anlamamış olmak demektir, bu anlayışla çözüm olmaz. Ne olur artık bu kafayı değiştirelim, barışı tehlikeye atmayalım.  Hem ne demek, “Öcalan’ı sağlama almak”? Liderlerine, en hafif deyimle ‘adamımız’ muamalesi yaparak, Kürtler ile nasıl bir çözüme varmayı düşünüyorsunuz?

Bu arada, bir yandan da, iktidara yakın çevrelerden, Atalay’ın makul bulduğu kesimin barış sürecini bitirmek istediği, seçimlere silahla girmek istediği gibi uğursuz tahminler yapılıyor. Bunlar neyin nesi? Eğer bu söylenene inanılıyor ise, Kürt siyasetinin istikameti çok yanlış okunuyor demektir. Ben basından izlediğim açıklamalardan ve farklı çevrelerle yaptığım görüşmelerden, en önemlisi BDP tabanına ilişkin gözlemlerimden , hiç de bu türden bir izlenim almıyorum. Tabanın sürece ilişkin iktidara tepkisinin arttığı bir vakıa, ve bence BDP’yi sert söyleme zorlayan da bu tepkiler. Unutmayalım, BDP tabanına kulak vermek zorunda olan bir siyasi parti, o sesi vermezse demokratik meşruiyeti zedelenir. Diğer taraftan, ben BDP’nin de, diğer unsurlarında barış sürecinin devam etmesi konusunda mutabık ve sürecin devamı konusunda ısrarcı olduklarını gözlemek zor değil. BDP tabanının da, nihayetinde sürecin devamından hoşnut olduğunu,  sadece Kürtlerin sesinin daha fazla duyulmasını talep ettiklerini, BDP’nin de buna cevap verdiğini düşünüyorum.

Ben diyorum ki, hepimiz bu sürece çok ama çok özenelim, ama en çok sürecin ‘herkesin kazandığı yönde’ seyretmesine özenelim. İktidar partisi, BDP’nin sertleşmesini hedef haline getirmekten ziyade, bu gelişmenin nedenlerini anlamaya çalışmalı.  Unutmayalım, bu bir barış süreci, insanları, onların temsilcilerini azarlayarak, birini öbürüne karşı öne çıkararak yürütülen süreçten barış çıkmaz. Kürtler çatışmalı sürece dönmenin kendilerine kaybettireceğini biliyorlar, iktidar partisi de bunu biliyor, ama yanlış yorumluyor; ‘çatışma sürecine dönmek istemiyorlar, o halde istediğimiz şekilde köşeye sıkıştırabiliriz’ siyasetine, anlayışına savruluyor. Bunca bedel ödemiş bir halk, onurlu bir barış dışındaki seçenekleri teslimiyet olarak görüyor. İktidar olayı böyle görmüyorsa bile, siyasette karşı tarafın ‘algı’sının çok önemli olduğunu bilmek zorunda. Unutmayalım, bu sürece halel gelmesi herkese kaybettirir, kimse ‘ben güçlüyüm karşımdakinin kaybı benim kazancım’ diye düşünmesin, Kürt meselesi bu hesapla çözülecek bir mesele değil.

[Bu yazı 1077 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™