Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yaşanası kentler, eve tıkılmayan insanlar...
16 Ekim 2013, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Sosyalizme dair güncel sohbetler (4)

“Bunlar hiçbir şey istemezler… Köprüye, otoyola, hızlı trene hayır derler…”

Bu lafları çok duyacağız önümüzdeki günlerde. Yerel seçimler öncesi açılış furyası başlıyor çünkü! Başbakan Marmaray’ı, birkaç şehirlerarası yolu, İzmir-Konak tünelini, havaalanını hizmete açarken mübarek ağzını da açacak ve “komünist kafası”ndan bahsederken “onlar bunları hayal bile edemez” filan diyecek.

“Biraz haklı” mı dedin? Hiçbir şeyi beğenmiyor baraja, gökdelene itiraz mı ediyoruz?

Tamam gökdelenlerden, konutlardan başlayalım, sonra nasılsa ulaşım konusuna geliriz.

“Hayal bile edemezsiniz” diyordu değil mi!

Kendi hayal dünyasının sonuçlarına bakalım. Büyük ustaya hakaret etmek için olsa gerek, Mimar Sinan’ın adını verdikleri camiyi merkez alalım ve onun etrafındaki bir kilometre çapındaki bir alanda son son birkaç yılda dikilen gökdelenlerin yarattığı “mucize”yi alıcı gözle seyredelim.

Alıcı değil de, yıkıcı!

Çünkü sağlıklı bir toplum, işin maliyetini filan da hesap ederek, tarihi kenti alabildiğine çirkinleştiren bu rezaleti eninde sonunda yıkar geçer. E, sosyalizm de sağlıklı, insani bir toplum sonuçta… Evet, büyük olasılık sosyalizmin mimarları, kent planlamacıları, “kapsamlı bir temizlik” talep edecek, üniversiteler, sendikalar, kitle örgütleri bu öneriyi hararetle destekleyecektir.

“Yıkmak kolay” diyeceksin, sen demeden ben yanıtını vereyim: Bazen iyi şeyler için eskisini söküp atmak gerekebilir.

Lakin o kadar kirletildi ki büyük kentler, binalarda bir ayıklamanın hangi kriterlerle yapılacağını bugünden kestirmek çok güç. Öncelik, elbette herkesin dayanıklı ve sağlıklı konutlara sahip olması. Sonra toplumun gereksindiği eğitsel, kültürel, sportif, ekonomik etkinlikleri karşılayacak bir kent mimarisinin yaratılması gerekecek. Güzeli kollayarak, çirkini kovarak. Güzellik anlayışından görgüsüzlüğü, ısrafı, imaj manyaklığını eksilterek…

Bu söylediklerimle gökdelene de mi karşı çıkmış oluyorum?

Ne münasebet! Sosyalizm en dayanıklı ve işlevli köprüleri, en verimli barajları, en hızlı uçakları yapabileceği gibi en güzel gökdelenleri de inşa edecektir. Ama sosyalizm piyasa denen illetten kurtulmak anlamına geldiği için güzelim bir kentin içine 50 farklı mimari anlayışla etmeyecektir. O kentin tarihine, kültürel yapısına, toplumsal yaşamına en uygun mimari anlayışı belirleyen, bina stoğunu bu gözle denetleyen bilimsel-sanatsal kurullar görev yapacaktır. Bireysel çıkarlar birbiriyle yarışmadığı, mimarlar piyasa aktörü olmaya zorlanmadığı için kakafoni değil, uyum öne çıkacak, bir de inşaat tekelleri tasfiye edileceği için binaların sağına soluna koca koca “Görmemişinoğlu”, “Haltyedigiller” gibi yazılar kondurulmayacaktır.

Çok mu sıkıcı? Nasıl yani, bu mimari kaos sona erdiğinde her şeyin tekdüzeleşeceğinden mi kaygılanıyorsun? Yok yok merak etme, sosyalizmde parasız ve gelişkin sağlık hizmeti verileceğinden kapitalizmin yaraladığı, örselediği, davranış bozukluğu gösteren kişilerin tedavisi için her şey yapılacak!

Tekdüzeymiş!

Senin yüzünden haddim olmayan bir alana, mimarlığa girdik, orada takıldık kaldık… Oysa konut meselesini konuşacak, “insanların evlerini ellerinden alacaklar” saçmalığına değinecektik. Artık yarına kaldı ama şu tekdüzelik eleştirisine hemen yanıt vermezsem çatlarım.

Sosyalizm, insanı mümkün olduğunca toplumsallaştırmaya çabalar. Dolayısıyla bir kent planlanırken, insanların özel yaşamlarını sürdürecekleri sağlıklı konut ve alanların yaratılması kadar, toplumsal ilişki ve etkinlikleri teşvik edici, canlandırıcı bir kent üslubunun ortaya çıkması da hedeflenir.

Toplumsal etkinliklerin çeşitliliği, kent mimarisine de yansıyacağından, tekdüzelik asla söz konusu olmaz. Zaten insanları evden dışarı çıkarmaya özendiren bir düzen neden tekdüze olsun ki!

Düne kadar 120-130 metrekare evlerin büyük kabul edildiği ülkemizde şimdi 200-250 metrekarelik konutlar “olay” olmaktan çıktı! Bu büyük ısraf, aynı zamanda suç. İnsanları yaşarken kabre sokuyorlar. E-V tipi cezaevi!

Yaşanası bir düzende bu kadar büyük eve gereksinim okur mu?

Parklar, spor alanları, sergi ve konser salonları, kütüphaneler, parası olanın değil insan olanın keyifle çayını yudumladığı, kekini yuttuğu kafeler… Bunlar varken, kim eve tıkılmak ister?

Anlamadım, neyi sordun? AVM’ler mi? Alışveriş merkezlerinden mi söz etmedim?

[Bu yazı 829 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [52]
[27 Aralık 2013] Kemal Okuyan: Kirli ittifak AKP'yi neden bitirmiyor? ... [23 Aralık 2013] Amerikan zaferi. ... [23 Aralık 2013] Kemal Okuyan yazdı: Yolsuzluk patladı ya solsuzluk! ... [20 Aralık 2013] Laik ve bağımsız Türkiye! ... [16 Aralık 2013] Sağcılaşmak üzerine... ... [13 Aralık 2013] Kentsoyluları ne yapmalı? ... [8 Aralık 2013] Kemal Okuyan yazdı: Kavgaya devam! ... [5 Aralık 2013] Sol sağa mahkum olmaz ... [3 Aralık 2013] Çıldırtan diyaloglar... ... [30 Kasım 2013] Kaçın, bir an önce kaçın! ... [28 Kasım 2013] AKP'li olmayan AKP'ciler ne alemde? ... [26 Kasım 2013] Cemaat mi hükümet mi? ... [21 Kasım 2013] Hukukun üstünlüğü... ... [19 Kasım 2013] Ulus... ... [13 Kasım 2013] Kadrolaşma AKP'nin sonunu hızlandırıyor ... [7 Kasım 2013] Kadınlı-erkekli devrim yaptılar ... [1 Kasım 2013] Türbanla örtülen operasyon* ... [27 Ekim 2013] Sosyalizmin Cumhuriyet'te hakkı var ... [27 Ekim 2013] Cumhuriyet tartışılırken 'sol'dan marksizm manzaraları. ... [24 Ekim 2013] Kemalizm ... [22 Ekim 2013] Bir varmış, bir yokmuş... ... [19 Ekim 2013] Suriye ve İran ... [12 Ekim 2013] Seçilmişler, atanmışlar... ... [9 Ekim 2013] Mutlu rüyalar ... [3 Ekim 2013] Erdoğan'ın Kürt hamlesi ... [30 Eylül 2013] Paket çeşitlemeleri ... [26 Eylül 2013] Kemal Okuyan yazdı: 'Din düşmanı...' ... [26 Eylül 2013] ABD ve Rusya ... [24 Eylül 2013] Kemal Okuyan yazdı: Beşiktaş komplosu ... [22 Eylül 2013] Bitti ... [17 Eylül 2013] Ölüyü diriltmek ... [15 Eylül 2013] Yalan, sol, medya, hükümet... ... [11 Eylül 2013] Düşmüş ... [7 Eylül 2013] Obama fena sıkıştı ... [26 Ağustos 2013] Bilim bu işe ne diyor acep? ... [23 Ağustos 2013] Büyük tehlike ... [22 Ağustos 2013] Empati ... [6 Ağustos 2013] Polis Partisi ... [2 Temmuz 2013] 2 Temmuz'da... ... [21 Haziran 2013] Halkı iktidarsızlaştırmak... ... [30 Mart 2013] Hoş geldin liberal sol ... [3 Nisan 2012] 12 Eylül davası bir kutlamadır, uzak durunuz! ... [13 Mart 2012] Tahliyeler: Normalleşme başladı mı? ... [14 Şubat 2012] Ne oluyor? ... [7 Temmuz 2011] Yurtseverlik öldü mü? ... [8 Nisan 2011] Ahmet Şık meselesi AKP iktidarına zarar verdi mi? ... [20 Mart 2011] Devrim zirve noktasına ulaştı ... [11 Mart 2011] Meğer bu ülkede "özgürlükçü" hiç yokmuş! ... [31 Ocak 2011] İslamcılardan liberal elitistlere nanik! ... [10 Ocak 2011] Bir Cumhuriyet yazarının özgür Türkiyesi! ... [23 Ekim 2010] Yargıtay Başsavcısı konuşabilir mi, konuşamaz mı? ... [10 Ekim 2010] Küba teslim mi oluyor? ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™