Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi
10 Şubat 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

Yeni statüko ’nun, ‘yeni vesayet düzeni ’nin, nasıl bir şey olduğunu, Kıbrıs ’ta yapılan eylem üzerine verilen tepkiyle bir kez daha görmüş olduk. Türkiye ’nin, Kuzey Kıbrıs’ı dünyadan tecrit’e sürükleyen resmi politikasını zamanında eleştiren iktidar partisi, şimdi bir eyleme tepki olarak, ‘benim için stratejik önemin var, paranı da ben veriyorum; kes sesini’ deyiverdi!
Aslında, şaşılacak hiçbir şey yok. ‘Muhafazakâr demokrat’lar için sorun olan, ‘liberal demokrat’ların sandığı gibi, ‘devletçi, güvenlikçi, milliyetçi statüko’ değildi. Sorun, mevcut statükonun efendilerinin kendileri olmamasıydı; statükonun dengesi kendi lehlerine değişince, her şey de değişti. Kıbrıs’ta yaşayanların iradesi değil, Türkiye’nin stratejik çıkarları önemli oldu; askeri rencide etmek suç oldu, her türlü muhalefet ‘Türkiye’nin düşmanlarının aleti olmak’ oldu.

Konuyu geçiştiriyorlar
İktidar partisinin yeni statüko anlayışı ve tavrı beni hiç mi hiç şaşırtmıyor. Kendisine liberal-demokrat diyenler ise ‘her şeye rağmen’ şaşırtmaya devam ediyor. Başbakan ve iktidar ile ters düşmemek kaygısıyla olsa gerek, son gelişmeler üzerine kimsenin dişe değer bir şey dediği yok. Herkes konuyu, geçiştirmenin bir yolunu bulmuş vaziyette. En komiği de Kıbrıs’tan bahsetmeden geçemeyen birinin, konuyu döndürüp dolaştırıp ‘Mümtaz Hoca’ya getirmiş olması!
Kıbrıs’taki eylemde açılmış ve gerçekten çok çirkin bir ifadenin kullanıldığı pankart, iktidarın tavrının da, bu tavrın geçiştirilmesinin mazereti de olamaz. Sadece, eylemi yapanların söylemek istediklerine zarar verir o kadar. Yoksa, Kıbrıs’ta, Türkiye’nin askeri-siyasal vesayetine karşı güçlü bir muhalefet olduğunu yeni mi öğreniyoruz? Türkiye’nin tezleri ne olursa olsun ve Kuzey’de yaşayanların son referandumda uzlaşmacı tavrına Güney’in cevap vermemiş olmasına karşın, AB üyesi olmaları ne kadar haksız bulunursa bulunsun, Kıbrıs’ta yaşayan birçok insan için, sonu belirsiz bir tecrit düzeninde yaşamak yerine AB üyesi bir Kıbrıs’ı tercih etmeleri anlaşılır bir şey değil mi?
Zamanında, mevcut iktidar, tüm bu gerçekleri de hesaba katarak ve bu muhalefeti de arkasına alarak Annan Planı’nı desteklemedi mi? Mevcut iktidar, Kıbrıs konusunda, o zamana kadar sürdürülen resmi politikadan farklı bir çizgi izlediğinde, birileri tarafından ‘Kıbrıs’ı satmakla’, ‘vatan hainliği’yle suçlanmıştı. Geldiğimiz noktada ise Kıbrıs’taki eylemcileri ‘Rumların ajanı’ olmakla suçluyor. İşin ucu İsrail’e kadar gidiyor! Radikal gazetesinin dünkü yorum sayfasında çıkan bir yazıda (Pes be annem) “İki alanda İngiliz etkisinin bugün bile canlı olduğu söylenir. Biri trafik, diğeri ise sendikal hareketler” diyen bile çıktı.

Annan Planı’ndan askere
Olaylara bu kafayla bakacaksak, neden Kıbrıs’ta duralım, Türkiye’deki sendikal hareket de, kim bilir hangi ‘dış güçlerin maşası’, hangi netameli etkinin sonucu? Zaten hâlihazırda mevcut anlayış bu değil mi? Emekçilerin her türlü hak talebi, öğrencilerin her eylemi, her türlü eleştiri, Türkiye’nin çıkarlarına karşı örgütlenmiş fitne ve fesat olarak itham edilmiyor mu?
Son olarak, CHP Genel Başkanı’nın söyledikleri, öncelikle ‘darbe heveskârlığı’, ama bunun hemen bir adım ötesinde, ‘askeri rencide etmek’ gibi affedilmez bir suç duyurusuna dönüşmedi mi? Başbakan, ‘Dava açılmazsa TSK ile oynarlar’ demedi mi?
Bakıyorum, sivil demokrasinin baş savunucusu rolüne soyunanlar bile, artık ‘Paşalarının Başbakanı’ başlığı gibi başlıklar atmaktan imtina ediyor. Konu, iç sayfalarda, ‘Askerle oynatmayız’ diye verilmiş o kadar.

Demokrasilerin teminatı
Daha ‘sivil ve demokratik bir ülke’ adına çıkılan yolda geldiğimiz nokta ortada; yarın, öbür gün kimse tek sorumluluğu, ‘mevcut iktidar‘a yüklemeye kalkmasın! İlk savunanları ben olurum.
Demokrasilerin teminatı, birtakım politikacıların iyi niyeti değil, toplumların demokrasi talebi ve bu yöndeki ısrarlı tepkileridir. Demokrat aydınlarının bile, ortama uyum sağladığı, en otoriter çıkışlara bin bir kılıf bulmaya giriştiği, herkesin siyasal eleştiri hakkını sadece muhalefet partisini eleştirmek için kullanmayı içine sindirebildiği bir ülkede daha fazla demokrasi olmaz. Bu sınavdan sınıfta kalmış bir toplumda olsa olsa daha az demokrasi olur.

[Bu yazı 2040 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™