Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Paketin niyeti
9 Ekim 2013, İlhan CİHANER
, İlhan CİHANER

Paket üzerine bir yazı daha yazmayı anlamsız buluyordum aslında. Ama Başbakan’ın televizyon programları ve mitinglerde yaptığı açıklamalar, bazı yorumlar, polis mevzuatında yapılmak istenen değişikliklerle ilgili sızan bilgiler, paket üzerine tekrar yazmamı gerektirdi. Özellikle demokrasimizi daha ilerletecek(!) olan “polis paketi” nedeniyle niyet okuma tartışmaları yapılıyorken, paketin niyetine bakmak faydalı olabilir.

Başbakan ve adamları, paketin, “çözüm süreci” adını verdikleri pazarlıkla ilgisinin olmadığını defalarca söylemişlerdi. Buna rağmen görevleri Başbakan’ın despotik, ayrımcı uygulamalarını ve kavgacı dilini “barışa ve demokrasiye tercüme” etmek olan birileri hâlâ, Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme için paketten tavşan çıkarmaya çalışıyor. Paketin kodu varmış, bunları çözüyorlarmış falan.

Ama daha önce çok örneğini gördüğümüz gibi Başbakan’ın tekzibi gecikmiyor. Mesela şu “Q, W, X” meselesi. Paketi açarken “klavyelere özgürlük getiriyoruz” dediğinde bunun mecazen -ya da divan edebiyatının diğer sanatlarından biri- söylendiğini sanmıştım. Ama “seçilmiş gazetecilerin” karşısında şöyle dedi: “(...)biz diyoruz ki ‘niye Q klavye olsun, biz F klavyeye geçelim’ Birisi İngiliz klavye malum, bizim kendi sistemimizde F ile başlayan sistem var. Şu anda İngiltere’deki, ABD’deki gibi farklı şeritten arabayı kullanıyoruz, direksiyon da sağda, böyle bir durum var. Bunun yeri aslında sol. İthal ettiğiniz bütün bilgisayarlar Q klavye. Orada da sizi tamamıyla kültür emperyalizmi istila ediyor. Basit değişikliklerle bunlar çözülebiliyor. Şu anda Türkiye’de F klavye kullanan da var, Q’yu kullanan da var ama biz diyoruz ki ‘klavyelere özgürlük’ diyelim. Buraya da F klavyeyi koyalım dedik. Burada ister istemez Kürt kardeşlerimizin de bunu kullanması çok daha rahat hale geliyor.”

Şaka gibi değil mi? Newroz yazanların -üzerine titrediği- terör mevzuatına göre, kapatmaya kıyamadığı “özel” mahkemelerinde yargılandığının farkında değil. Başbakan’ın derdi F klavye kullanılmasıymış ve daha ilginci, F klavye de q, w, x harflerinin yer almadığını, hatta yasak olduğunu sanıyormuş! Bu büyük(!) adımın ne Kürtçeyle ne de çözümle ilgisi varmış.

Geçelim “andımız”a; ilkokullarda “ant” okutulması uygulamasından vazgeçilmesini alkışlayan “tercümanlar”, bunun farklı etnik guplara mensup çocuklar tarafından okunmasının yanlışlığına vurgu yaptılar hep.

Ama o da ne? Başbakan Adana’dan “andımız”ı niye kaldırdığını açıkladı: “(...)Bunlar tarihleri boyunca ne yaptılar? Türküm dediler ama Türkiye’nin itibarını yerlerde süründürdüler. Doğruyum dediler, Türkiye’yi yolsuzluklara mahkum ettiler. Çalışkanım dediler, yıllarca yan gelip yattılar, Türkiye’yi faize, enflasyona, işsizliğe mahkum ettiler.”

Yani Başbakan’ın derdi alkışlayanların ileri sürdüğü gibi, andımızın farklı etnisitelere “Türküm” dedirtmesi değilmiş. Üçkağıtçı ve tembellere ilişkinmiş!

Zaten kendi vatandaşlarının taleplerini Yunanistan’ın cami yapılması iznine ve Müftü seçimine bağlayarak “niyet” ve bakışını yeterince açık etmemiş miydi: “(...)her şey bitti o kaldı. Hep bizden ver ver diyorsunuz. Bizim Atina’ da iki tarihi camimiz var. Bize kaç kere söz verdiniz...”

Şimdi bir an leyhteki ve aleyhteki yorumları bakışları bir tarafa bırakalım ve düşünelim; Paketin ima ettiği, başta demokratikleşme olmak üzere, Kürt sorunu, barış, hoşgörü, özgürlük ve eşit haklar gibi alanlarda daha umut verici bir ülke mi var? Yoksa daha kutuplaşmış gerilmiş bir ülke mi var?

Laik, bilimsel, çağdaş eğitime ilişkin kaygılar... Andımızın kaldırılması nedeniyle yapılan protesto ve mitingler... Kürt sorununun çözümünde heba edilmemesi gereken eylemsizlik sürecinin sona ereceğine dair işaretler... Artık bırakın düşünceyi, insanın “varlığının” suç kabul edildiği uygulamalar... Kamuda kıyafet özgürlüğü getirdiklerini iddia ettikleri günün sabahında hükümetin sunucu kıyafeti standartlarını açıklaması...

Tüm bunlara rağmen, alkışlar alkışlar...

Bir kez daha yurttaşlarımıza soralım: Ülkeyi yönetmek için iktidara getirdiklerinizin, barış ve demokrasi içerisinde bir arada yaşama imkanını ortadan kaldırdıklarının farkında değil misiniz?

[Bu yazı 815 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™