Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
DEMOKRATİK KURNAZLIK!..
27 Mart 2010, Av. Başar YALTI
, Av. Başar YALTI

AKP tarafından hazırlanan Anayasa değişikliğiyle ilgili Yasa Teklifini okuduğunuz zaman, doğal olmayan, insanın aklını, kulağını tırmalayan, “bu işin içinde bir kurnazlık var” dedirten bir duyguya kapılıyorsunuz. Sanıyorum bu nedenle, ön yargılı olmayan herkes tarafından Teklif eleştirildi. Ama öncelikle bir konuya dikkat çekmek gerekiyor. Kamuoyuna, sanki 1982 Anayasası ilk kez değiştiriliyormuş gibi bir izlenim verilmeye çalışılıyor. Bunun özellikle yapıldığı kanısındayım, çünkü böylece, yapılan değişikliklere, darbe Anayasasından kurtuluyoruz, gibi demokratik bir anlam katılmaya çalışılıyor. Oysa bu yanlış ve Teklifin içerdiği kurnazlığın bir parçası. Bilindiği üzere Anayasanın yaklaşık 1/3 ü, daha önceki dönemlerde değiştirildi. En radikal değişiklikler ise 2001 yılında, koalisyon hükümetleri döneminde 35 maddenin değiştirilmesiyle yapıldı.

Bugün yapılmak istenen ise, asıl olarak, yargının dizginlenmesi, yürütmenin denetimine alınması operasyonundan başka bir şey değil. Çünkü hazırlanan Teklifte, birkaç olumlu düzenleme yapılıyor gözükse de, temelde Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısının değiştirilmesi, Anayasa Mahkemesi ve HSYK nun yasama ve yürütmeye hakim olan bugünkü siyasal anlayışa uygun olarak yapılandırılması amaçlanmakta.

Bu yazıda demokratikleşme görüntüsü altında yapılan kurnazlığın nasıl bir beceri içerdiğini(!) avukatlar bakımından ortaya koymaya çalışacağız.

Hazırlanan Teklifte, Anayasa Mahkemesine ve HSYK na avukatlar arasından üye seçilmesi öngörülmektedir. Yasa Teklifine göre, Anayasa Mahkemesinin toplam 17 üyesinin 14 ü Cumhurbaşkanı tarafından, 3 ü ise TBMM tarafından seçilecektir. Cumhurbaşkanı, seçeceği 14 üyenin dördünü tamamen kendi tercihlerine göre belirleyecektir. Bunlardan birisinin serbest avukatlar arasından olması öngörülmüştür. Cumhurbaşkanının nasıl tercihte bulunacağı şimdiden bellidir. Bunu rektör seçimlerinde yaptığı tercihleriyle kanıtlamıştır. Teklifte TBMM tarafından seçilecek üç üyeden ikisinin Sayıştay, bir üyesinin ise avukatlar arasından yapılacağı öngörülmektedir. Sayıştay’ın kadro yapısı dikkate alındığında hangi anlayışa uygun olanların seçileceklerini kestirmek zor olmasa gerek. Sorun, TBMM tarafından avukatlar arasından yapılacak seçimin şansa bırakılmaması noktasında toplanmaktadır.

Teklife göre, TBMM tarafından avukatlar arasından seçilecek üye, baro başkanlarının belirleyeceği üç avukat arasından yapılacaktır. Aday belirleme yöntemiyle ilgili 146. Maddede, “Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.” denilmektedir.

İşte kurnazlık bu maddede önerilen yöntemle ilgili olup, neyin hedeflediğinin açıklanması gerekiyor.

Avukatlık Yasası gereğince en az 30 avukat bulunan İl merkezlerinde Baro kurulması ve avukatların bulundukları ilin Barosuna üye olması zorunludur. Türkiye’de şu anda 78 baro bulunmaktadır. Barolar, Avukatlık Yasası gereğince Türkiye Barolar Birliği çatısı altında örgütlenmektedir. Türkiye Barolar Birliğinin, bütün baroların sayıları oranında temsil edildiği “Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu” adında temel bir organı bulunmaktadır. Özetle, Türkiye’deki bütün avukatları temsil eden temel organ, baro başkanları değil, Türkiye Barolar Birliği Genel Kuruludur. Türkiye Barolar Birliği Başkanını, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunu ve diğer organları Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu seçmektedir. Eğer Anayasa Mahkemesine seçilecek üyelerin demokratik bir anlayışa dayalı bir yöntemle belirlenmesi istenmiş olsa idi, TBMM bildirilecek üç adayın da Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu tarafından belirlenmesi gerekirdi. Oysa Türkiye Barolar Birliği Teklifte by -pas edilmiştir. Çünkü Teklifi hazırlayanlar, TBB Genel Kurulundan Teklifi hazırlayanların anlayışlarına uygun bir adayın çıkma şansı olmadığını çok iyi bilmektedirler. Bu nedenle, sanki çok demokratikmiş gibi görünen, baro başkanlarının aday belirlemesini, üstelik her baro başkanının ancak bir aday için oy kullanması yöntemini icat etmişlerdir.

Türkiye Barolar Birliği kayıtlarına göre (www.barobirlik.org adresinden verilere ulaşılabilir) Türkiye’de, 31 Aralık 2009 tarihi itibariyle mevcut 78 baroya kayıtlı toplam 66.260 avukat bulunmaktadır. Türkiye’deki avukatların %60 ı,yani kırk binden fazlası, üç baroya, İstanbul, Ankara ve İzmir barolarına kayıtlıdır. Buna karşılık Türkiye’deki avukatların sadece %6 sını (dört bin kadarını) temsil eden 39 baro bulunmaktadır.  Benzer şekilde, bütün avukatların %22 sini temsil eden baro sayısı 66 iken, toplam avukat sayısının %78 ini oluşturan baro sayısı ise sadece 12 dir. İşte Teklifi hazırlayanların kurnazlıkları bu rakamlarla ilgilidir. Teklifteki anlayışa göre, 25.000 üyesi bulunan ve içerisinde 714 tane (örneğin) Siirt Barosu barındıran İstanbul Baro Başkanının oyu ile 35 üyesi bulunan Siirt Baro Başkanının oyu aynı ağırlıkta olmaktadır. Yani temsilde adalet 714 kat sapmaktadır. Teklifi hazırlayanların demokratik anlayışını en çarpıcı biçimde ortaya koyan sonuç budur. Çünkü kaba kurnazlıkları gereğince ve pratik gerçeği de dikkate alarak, az üyeye sahip baroların büyük çoğunluğunun Doğu, Güneydoğu ve Orta Anadolu barolarının oluşturduğunu, bu yörelerdeki baroların, büyük ölçüde Teklifi hazırlayan siyasal anlayışa uygun davranacaklarını umuyorlar. Kısacası TBMM nin işini çok kolaylaştırıyorlar.

Teklifi hazırlayan anlayış, Anayasa Mahkemesine bir üyenin bile farklı bir anlayıştan seçilme olasılığına tahammül gösterememekte, zorlama yöntemler icat ederek yargının tepesini en az 12 yıl süreyle ipotek altına almaya çalışmaktadır. Soruna yüzeysel bakanlar bu ince kurnazlığı görmemiş ya da görmezden gelmiş olabilirler. Ancak, kuzu postuna bürünmüş kurt kimliğinin fark etmek için üstün zeka gerekmiyor.

Av. Başar YALTI

İstanbul Barosu

[Bu yazı 2375 kez okundu]
Av. Başar YALTI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [58]
[18 Temmuz 2017] ADALET YÜRÜYÜŞÜ YENİ BİR UMUT DOĞURMUŞTUR. ... [10 Nisan 2017] HALKOYLAMASI VE OYLAMANIN GÜVENLİĞİ ... [4 Mart 2017] PARADİGMA DEĞİŞİYOR! ... [19 Ocak 2017] CEHALETİN TAHAKKÜMÜ ... [24 Ekim 2016] BAROLAR VE AVUKATLAR NEDEN İLGİSİZLER? ... [11 Eylül 2016] 'HUKUK DEVLETİNİN SONU' ... [9 Mayıs 2016] TÜRBANLI YARGIÇ OLUR MU? ... [8 Şubat 2016] YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TOPLUMSAL BARIŞ ... [20 Ocak 2016] YUMURTAYI BALYOZLA KIRMAK! ... [23 Kasım 2015] CUMHURİYET ... [19 Ekim 2015] İKTİDAR VE HUKUK ... [19 Ağustos 2015] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [9 Temmuz 2015] ANAYASA MAHKEMESİ NEREYE? ... [1 Haziran 2015] SEÇİMLER VE GÜVENLİK ... [1 Mayıs 2015] YARGIÇLARIN TUTUKLANMASI ÜZERİNE ... [29 Nisan 2015] AVUKATLAR SINANAMAZ! ... [16 Mart 2015] BİLGİNİN DEMOKRATİKLEŞMESİ YA DA BİLGİYİ SİYASALLAŞTIRMAK ... [9 Şubat 2015] "AYDINLANMA" NEYE YARAR? ... [1 Ocak 2015] 2015 YILI BAŞLARKEN. ... [15 Aralık 2014] AVUKATLAR SEÇİMİNİ YAPTI ... [10 Kasım 2014] NASIL BİR CUMHURİYET ... [28 Ağustos 2014] DEVLET BENİM ... [6 Nisan 2014] AVUKAT ... [2 Mart 2014] POLİSLEŞEN YARGIÇ ANLAYIŞI ... [12 Ocak 2014] NE DEĞİŞECEK? ... [25 Aralık 2013] DURUŞMA SALONLARI BÜYÜDÜKÇE... ... [11 Kasım 2013] ATATÜRK YAŞIYOR! ... [13 Eylül 2013] Yeni adli yıl başlarken ... [16 Mayıs 2013] Desteklediğimiz adayın kazanması halinde biz ancak mutlu oluruz ... [12 Nisan 2013] BÜYÜK GREV YA DA BÜYÜK BARO! ... [2 Kasım 2012] BAROLAR SEÇİMİNİ YAPTI! ... [24 Eylül 2012] BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ! ... [31 Ağustos 2012] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [11 Temmuz 2012] BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF" ... [11 Haziran 2012] KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR ... [3 Haziran 2012] İSTANBUL BAROSU NE YAPMALI? ... [13 Mayıs 2012] YARGIYI, YARGIÇTAN KORUMAK! ... [4 Nisan 2012] 12 EYLÜL YARGILAMASI BİR ALDATMACADIR ... [14 Şubat 2012] YARGI VE MİT KAVGASININ NERESİNDEYİZ? ... [1 Şubat 2012] YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR? ... [13 Ocak 2012] YARGIÇ VE VİCDAN ... [30 Aralık 2011] 2012 YE GİRERKEN YARGI VE ADALET ... [29 Ağustos 2011] AVUKATIN ADI YOK ... [5 Ağustos 2011] TSK YANLIŞLARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR! ... [4 Temmuz 2011] SON SAHNE ... [20 Haziran 2011] YİNE BANA HÜSRAN, BANA YİNE HASRET VAR. ... [30 Mayıs 2011] YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI ... [20 Nisan 2011] AVUKAT * ... [21 Mart 2011] TANI BUNLARI TANI DA BÜYÜ! ... [5 Mart 2011] Yargının Özelleştirilmesi Ve Çok Hukukluluk ... [17 Şubat 2011] NEREYE KADAR? ... [2 Şubat 2011] SAYGINLIK ... [4 Kasım 2010] BAROLARIN İŞLEVİ ... [25 Şubat 2010] AVUKATIN DOSYA İNCELEME YETKİSİ ... [9 Şubat 2010] BAROLAR VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI ... [4 Aralık 2009] KÖRLÜK ... [18 Kasım 2009] İRTİCAYA GÜL BAHÇESİ ... [17 Kasım 2009] AÇILIMIN HUKUKA ETKİSİ ...
Av. Başar YALTI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™